Kimden:***********
"Bugün bir seçme daha var katıl ve kazan!"
Yazıyordu mesajı sildim ve cebime geri koydum Jun Kyu büyük bir dikkatle Bayan Cho'yu dinliyordu hep böyle çalışkan mıydı? Aishh! En çalışkan Myname üyeleri Jun Kyu ve Kang İnsoo'du her program da hep kendilerini belli ederlerdi...
Dersler bitmişti çantamı sırtıma taktım yürürken birinin bana seslendiğini duydum
-Hey! Hyang-yu!
Dedi biri sese arkamı döndüğüm de bu Jun kyu'du soğuktan kızarmış yanaklarına bakarak gülümsedim sevimli olmuştu
-Merhaba,beraber gidelim mi diyecektim?
-Olur
dedim beraber yürürken sevimli bir şekilde şarkı mırıldanıyordu
-Oh,prinç keki yemek ister misin? Ben çok severim
biliyorum zaten sen benim biasımsın lanet sevimli serseri
-Olur
dedim elimi tuttu bir dakika şu an da Jun kyu benim elimi mi tutuyordu? Dükkana gelince elimi bırakmamıştı gelen ahjumma'ya
-İki pirinç keki istiyoruz ahjumma
dedi ahjumma not edip gülümsedi ve gitti yanaklarım kızarıyordu sakin kalmalıydım hey! Sizin de sevdiğiniz idolünüz gelip elinizi tutsa benim gibi olurdunuz!
-Hyang-yu?
-Evet?
-Pirinç kekleri geldi
-Teşekkürler,bu ara da elimi geri alabilir miyim?
Dedim utangaç bir şekilde. Elini hemen geri çekti ve ensesine götürdü
-Haha bir an kendimi kaybetmişim ne yaparsın işte?
Dedi ve pirinç kekine döndü o pirinç kekini iştahla yerken onu izlemekle meşguldüm
-Sen nodon yomiyorsun?
Dedi. Ağzın da yemek varken konuşulmaz evladım tch tch tch! Annen sana hiç öğretmedi mi? Anca zaten meteor doğurup kızları kalpten götürmeyi öğretsinler!
-Sanırım pek aç değilim
dedim oysa ki karşımda sen varken nasıl yiyebilirdim ki?
Dedim. Gülümseyip kaşığımı pirinç kekine daldırdı dolu bir kaşığı ağzıma yaklaştırıp
-Aaa aç hadi! Bak uçak geliyor!
Yok! Kalp krizi geliyor uzaklaş be!
-Vuuu bu uçak nereden gelmiş?
Cehennemin dibinden aishh! Her kes bize bakıyordu ağzımı açtım ve keki çiğnedim yutunca bir kaşık daha ağzıma soktu ve sonra bir kaşık daha
-Jun kyo yotor! Doho yomiyocom!
-Aishh! Ağzın da yemek varken konuşulmaz! Bilmiyor musun?
Diyene bak!
Ve böyle bir şekilde bir kaşık daha,bir kaşık daha derken tabak bitti son lokmamı da yutup peçete ile ağzımı sildim
-Kalkalım mı?
-Olur
dedim. Gözlüğünü tekrar takıp elimi gene tuttu niye her defasın da elimi tutuyordu ki?
-Hesabı alabilir miyiz?
-40 Won
dedi Jun kyu parayı verdi ve çıkmadan önce ahjumma
-Sevgilin ile çok yakışıyorsun oğlum
dedi yanaklarım kızarmıştı Jun kyu ise sadece gülümsemişti...
Beraber yürüyorduk ve Jun kyu elimi bırak mıyordu!
-Dondurma yemeye ne dersin?
Tanrım! Sen bu çocuğa mide mi verdin? Yoksa çöplük mü?
-Olur
dedim. Afferim uslu kız sana! Sus be iç ses!
Beraber dondurmalarımızı almış ve bu soğukta altını çiziyorum bu soğukta biz dondurma yiyorduk hasta olursam sana sorarım aptal çocuk!
-Haha
-Ne oldu?
Dedim bu sıra da dondurması bitmiş ve ağzını temizlemişti. Ne ara?
-Dur!
Dedi. Sabit durdum öyle yaklaşmıştı ki! Soğuktan kurulaşan dudaklarını görebiliyordum peçete ile ağzımı temizledi gülümsedi ve ben bu sıra da elimdeki eriyen dondurma gibi oldum o bile Jun kyu'nun can alıcı gülümsemesine dayanamıyordu! Yah! Sana ne oluyor dondurma? Onun için bir tek ben eririm! Bir de pek istemesem de MyGirl erir. Dudaklarını dudaklarıma yaklaştırıp
-Bu kadar pasaklı olmak zorunda mısın?
Dedi. Ne? Ben ve pasaklı olmak o benim için çok uzak bir kelime neyse sustum. Kurumuş dudaklarımı yaladım. Gülümseyip beni kendine çekti artık aramız da fazla boşluk yoktu
-Seni öpmem lazım!
-N-ne?
-Fanlar
dedi. Ardından dudaklarını dudaklarıma bastırdı nazikçe öpüyordu kolu belimi sıkıca kavramış dudakları dudaklarımı esir almıştı gözlerimi kapattım çünkü o çoktan kapatmıştı...