MANİA

By tugbaltnkaya

218 25 4

Gerçek mutluluk, elinde olmayana üzülmeyi bırakıp, var olana sevinmeyi öğrenince geliyor. Hayattınız boyunca... More

9 yıl önce...
Dönüş
Tesadüfler(!)

Güle Güle...

60 6 1
By tugbaltnkaya

*

“Hadi kızım gel seni kokulu öpeyim de git artık.”

“Babacığım gitmesem mi acaba ya. Şimdi hem daha ilk gün gitmeyeyim bence.”

“kızım kimseden korkmana çekinmene gerek yok. Sonuçta onlarda senin gibi. Eğer benim sana verdiğim nasihate uyarsan hayattan hep mutlu sonuçlar alırsın.”

“tamam baba.”

Babamı öptükten sonra arkasına bile bakmadan gitti. Derin bir nefes alarak okul bahçesine girdim. Herkes birbirleri ile konuşuyordu. Fakat ben etrafta hiç tanıdık göremiyordum. Biraz yürüdükten sonra merdivenin kenarına büzüşerek oturdum ve ellerimi birbirine bağladım. Sonra bahçedeki insanları izlemeye başladım. Kimileri hiç susmadan konuşuyor kimileri koşuşturuyordu. Bense bir noktaya takılıp kalmıştım ki birden başımdan aşağıya su akmaya başladı. Kafamı kaldırdığımda iki tane salağın elinde pet şişeler vardı. Bana bakıp sırıtıyorlardı. Ellerinde kocaman pet şişeleriyle bir de utanmadan karşımda duruyorlardı. Büyük bir hışımla yerimden kalkarak konuşmaya başladım.

“ne yapıyorsunuz siz yaa! Bir de utanmadan sırıtıyorsunuz!”

Karşımdaki çocuklar benden böyle bir tepki beklemediklerini belli ederek suratları düştü.

“ne oldu cici kız üzerin mi battı. Korkma alt tarafı su ölmezsin.”

“gerizekalı mısın ya bide alay ediyor. Salak şey.”

Tanımadığım iki çocuk kendilerinden o kadar eminlerdi ki ne söylersem söyleyeyim her zaman bir cevapları olacaktı. Bende pes edip arkamı dönüp yürümeye niyetlenmiştim ki içlerinden biri konuşmaya başladı.

“ne o korkupta gidiyor musun şimdi. Hahahaha bebek! Bebek! Bebek!”

Onun bu hareketinden sonra tüm okul etrafımızda toplanmaya başladı ve herkes o çocuğa uyarak bana bebek! Bebek! Diye bağırmaya başlamışlardı. O ana ne yapacağımı bilemedim. Ama benden bağımsız olan dudağım büzülerek ve gözümden de birkaç damla yaş düşmeye başladı. Tam o sırada içlerinden biri bağırışlarıyla kalabalığı dağıtmaya başladı. Bir elimle göz yaşımı sildikten sonra başımı kaldırdım ve kimin bana yardım ettiğini gördüm. Ve bu seferde mutluluktan ağlıyordum. Çünkü benim kurtarıcım gelmişti. Berat’ım… kalbimin sıkıştığını hissettim ve koşarak Berat’ın yanına gittim ve boynuna sarıldım. O da aynı şekilde bana karşılık verdi. Kulağına eğilerek;

“niye bu kadar geç kaldın? Ya sen gelene kadar bana bir şey yapsalardı?”

“hadi korkma gel tuvalete gidelim önce üstünü temizleyelim. Hem ben varken kimse sana zarar veremez.”

Bu sözlerinden sonra kendimi daha iyi hissettim. Çünkü en çok Berat’a güveniyordum. Hatta tek güvendiğim arkadaşımdı. Birlikte yürümeye başladık. O kadar tatlıydı ki. Beni koruması ve bana zarar gelmemesi için elinden geleni yapması…

Fakat bana karışan iki çocuk yanımıza geldi. Berat’ın kolundan çekiştirerek onu bir köşeye götürdüler. Ürkek ve kormuş bakışlarımla Berat’a baktım. “merak etme bana bir şey yapamazlar”, dedi. Bu cümlesinden sonra rahatlamıştım. Çünkü dediğim gibi en çok ona güveniyordum.

“bak çocuk! Kimse benim yanımda böyle artistçe davranamaz tamam mı? Hele senin gibi sıska biri. Bir daha görmeyeyim. Bir seferlik affediyorum seni. Beni tanımadığına veriyorum. Ama başka bir şansın olmayacak. Bunu o küçük beynine sok.”

“kimsin sen ya. Neyden bahsediyorsun. Ne yaparsın ha. Anca gücünün yeteceği insanlara karışır sizin gibiler.”

“beni zorlama çocuk. Olacaklardan sorumlu olmam!!!”

“ne yaparsın? Yoksa savunmasız insanlara yaptığın gibi su mu atarsın?”

Sanırım Berat’ın son sözü söylememesi gerekiyordu. Çünkü yüzünün ortasına sert bir yumruk yemişti. Ağzım açık bir şekilde yerde olan Berat’a odaklandım. Gördüklerimin karşısında kısa süreli bir şok yaşamıştım. Sonra kendimi toparlayarak hızlı adımlarla Berat’ın yanına gittim ve onu yerden kaldırdım. Yüzü kıpkırmızı olmuştu. O anda ki korkumu asla tarif edemezdim.

“i-yi misin?

“iyiyim merak etme sorun yok küçük bir vuruş zaten aynı kendisi gibi.”

Sinirden elim ayağıma dolaşmıştı. Boğazım kurumuş yutkunmakta zorlanırken cesaretimi toplayıp çocuğa bağırmaya başladım.

“kimsin sen ya ne istiyorsun! Kendini ne sanıyorsun da insanlara vurabiliyorsun. Daha önce senin gibi aciz kimseyi görmedim. sakın bir daha bizimle uğraşma. Yoksa sn zararlı çıkarsın!”

O an korktuğumu belli etmemek için nasıl direndim anlatamam. Ama birinin dur demesi gerekiyordu ve bu kişi bendim. Daha okulun ilk günü nasıl olaylarla karşılaşmıştım. Bir yandan korkuyor bir yandan da cesaretli görünmek için elimden gelen her şeyi yapmaya çalışıyordum ve bu durum beni oldukça yoruyordu. Berat’ın koluna girerek sessiz bir köşeye çekildik fakat hala gözler bizim üzerimizdeydi. Zorla tuttuğum göz yaşlarım artık sel olmuştu. Eğilerek Berat’ın yanına oturdum ve uzunca konuşmaya başladık.

“beni koruduğun için teşekkür ederim. Ama hep benim yüzümden başına belalar geliyor. Artık çok yoruluyorum. Hem keşke karışmasaydın. Ya sana bir şey yapsaydı? Ben o zaman ne yapardım?”

“merak etme bana bir şey olmaz. Hem seni bırakıp hiçbir yere gitmem tamam mı”

“biliyorum”

*

Sınıflara gittiğimizde çok büyük bir şok yaşadım. Çünkü o salak çocukla aynı sınıftaydık. Ama umrumda değildi. Çünkü yanımda Berat vardı. ve hep yanımda olacaktı. İçeriye çok tatlı bir bayan hoca girmişti. Çok sıcakkanlı ve şefkatli görünüyordu. Tahtaya adını yazdıktan sonra bizimle tanışmak istediğini söyledi ve sırayla isimlerimizi söyledik. Orta sıralarda Beratla birlikte oturmuştum. Arkamızdaysa nefret ettiğim çocuk vardı. çocuk diyorum çünkü ismini bilmiyordum ta ki öğretmenimiz sorana kadar. “cihan. Cihan KAYA.” dedi. Güzel bir ismi vardı doğrusu. Fakat bir Berat değildi.

*

İlkokul hayatım boyunca tek güzel anılarım Berat ile olmuştu. Gün geçtikçe birbirimize olan bağlarımız artmış ve iyice kenetlenmiştik fakat Cihan hiç durmadan bizi rahatsız ediyor. Her gittiğimiz yerde illa bir olay çıkarıyordu. Gerçekten bu çocuğun neden böyle olduğunu anlamıyordum. Her seferinde yüzü gözü morluklara doluydu. Belli ki kavga etmeden duramıyordu. Fakat tabi ki de yaşadığım en kötü olay bu değildi. Daha 3. sınıftayken annemi bir trafik kazası sonucunda kaybettim. O anları anlatmak inanın bana acıdan başka bir şey vermiyor. Açıkçası annem öldükten sonra iyice içime kapandım. Kimseyle dertleşemiyordum bile. Özelliklede Berat’a. Sanki kimi sevsem elimden alacaklarmış gibi hissediyorum. Evde dolaşamaz olmuştum. Çünkü her yerinde anılarım vardı. annemin kokusu hep burnumdaydı ve bu yüzden babamla cesurca bir karar aldık. İstanbul’dan Ankara’ya taşınacaktık. Belki biraz ayrı kalmak iyi gelebilirdi.

O sabah zar zor gözlerimi açtım ve perdemin kapalı olduğunu gördüm. “keşke annem burada olsaydı o her zaman perdemi açardı” diye iç geçirdim. Fakat yoktu. Geri de gelmeyecekti. İsteksizce üzerimi giyindim ve vedalaşmak için hazırlandım. Artık 6. Sınıfa geçmiştim ve çoğu olayda mantıklı düşünebiliyordum. Şu anda da en mantıklı gelen şey buradan uzaklaşmaktı. Yavaşça babamın yanına indim ve onun hazırlanmadığını gördüm. Babam annnemin ölümünden sonra çok çökmüştü. Resmen 10 yaş yaşlanmıştı. Onun bu üzgün hali beni daha da çok üzüyordu.

“babacığım ben gidiyorum. Zaten çok fazla kalmam.”

“tamam kızım. Ama beni affet hiç gelesim yok. Tek başına halldede bilir misin?”

“sorun değil baba ben hallderim.”

Dışarı çıktığımda rüzgar resmen içime işliyordu. Atkıma iyice sarıldım. Benim güzel annemin kırmızı atkısı. Benim için çok değerli. Çünkü kaza sırasında üzerinde bu vardı. ve kokusu hala duruyordu. Benim canım melek annem.

Yolda yürürken kafam hep başka şeylerle meşguldü. Özellikle Berat’tan ayrılacağıma üzülmüştüm. Zaten benim tek arkadaşım oydu. Ama onunla da aramıza soğukluk girmişti. Çünkü artık insanlarla konuşmak istemiyordum. Sanki beni kimse anlayamazdı. Bu düşünceler arasında okula vardım ve sınıfıma girdim. Herkesin gözü bir anda benim üzerime döndü. Çok uzatmak istemiyordum. Kısa bir vedalaşmadan sonra sıra Berat’ a gelmişti. İkimizinde gözyaşları sel olmuştu. Fakat daha fazla zorlamak istemediğim için kendimi geri çektim. En son öğretmeninle vedalaştım. Bana gerçekten çok yararı dokunmuştu. Fakat dikkatimi başka bir şey çekti. Hiç konuşmadığım insanlar bile benimle vedalaşmıştı. Fakat Cihan ortalarda gözükmüyordu. Benimle o kadar uğraşan insan dalga geçmek için bile gelirdi. Bu anı kaçırması beni çok şaşırtmıştı. Bu düşünceler kafamda çabucak silindi ve arkadaşlarımla birlikte dışarı çıktık ben Berat’ın koluna girmiş bir şekilde aşağıya inerken beklemediğim bir şey oldu. Cihan önümüzü kesmişti ve benimle konuşmak istediğini söyledi. Berat başta bu durma karşı çıktı. Gerçekten o çocuğu hiç sevmiyordu. Ben de hiç hoşlanmıyorum. Bana az çektirmedi. Hatta nefret ettiğim tek kişi o. Ama yine de bir daha yüzünü görmeyeceğim için konuşmak istedim.

“ne istiyorsun?” dedim isteksizce.

“şey ben sadece başın sağolsun demek istedim tamam mı?”

“sağol. Ama hiç gerek yoktu. Bu zamana kadar bana kötü davrandın da şimdi acıdığın için mi yanıma geliyorsun?” dedim. Sitemkar ve kızgın bir şekilde.

“bak sana acıdığım falan yok. Ben sadece.. neyse ya kime laf anlatıyorum ki?. Ayrıca gitmene o kadar sevindim ki anlatamam sana.”

“sen mi ben mi acaba? Ayrıca seninle daha fazla muhattab olmak istemiyorum. Zaten seninle konuşmak çok büyük bir hata. Nefret ettiğim tek insansın!”

Arkamı dönüp yürüdüğümde bağırmaya başlamıştı.

“sen mi ben mi acaba keşke daha önce annen ölseydide senden daha erken kurtulabilseydim.” Bu kelimeleri durduktan sonra sanki kan beynime sıçramıştı. Büyük bir hışımla yanına giderek suratına bir tokat patlattım. O an ki mutluluğu anlatamam size.

“senden nefret ediyorum.” Dedim her kelimesini heceleyerek. Bunu zaten çoktan haketmişti.

Arkadaşlarımın yanına dönerek tekrar kısa bir vedalaşmanın ardından Berat’a şefkatle sarılıp arkama bile bakmadan yürümeye başladım. Eve geldiğimde babam çoktan hazırlanmıştı ve bende evden önemli eşyalarımı alarak havaalanına gittik. Yeni bir hayat beni bekliyordu yepyeni. Fakat olmaması gereken bir olay oldu. Atkım… annemin güzel atkısı boynumda yoktu. Aklıma geldiğindeyse çok geç olmuştu. Onu kaybetmenin üzüntüsüyle hüngür hüngür ağladım inşallah onu bulan kişi ona gerektiği değeri verirdi. Tek temennim bu. Güle güle güzel atkım güle güle Berat ve güle güle canım annem….

Continue Reading

You'll Also Like

323K 21.8K 41
Karşı karşı olan iki düşman dönerci dükkanı ve çoktan düşman dönercinin Fransa'daki oğluna aşık olmuş bir kız... poyrazalpkan: Kimsiniz? menekseciceg...
1.4M 70.4K 64
Abi kitapları kıtlığı çekiyorsanız doğru yerdesiniz. Sizden istediğim ana karakter olan kız ile empati kurmanız. Babasına olan düşkünlüğünü anlamanız...
72.1K 3.5K 22
"Bir can için bir can, bir ömür için bir ömür... Kalplerin rızası sorulmadan kesilen bu hüküm, ya iki hayatı kül edecekti ya da küllerinden yeni bir...
322K 18.4K 33
Yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak nedir bilir misiniz? Ezgi biliyordu. Hayatını zindana çeviren üvey babasından kaçtığı bir gecede, onu bu hayata...
Wattpad App - Unlock exclusive features