Kafamın içinde dönen binlerce soru vardı. 'Yusuf'u kim dövdü?' 'niye dövdü?' 'geçmişin gölgesinde yaşamaya hazır ol evlat derken neyi kastetti.?' en acısıda bunları kendime sorarken hiç birine cevap bulamamam. Eminim Umut'la Yusuf'ta bu soruları sorup duruyorlar kendilerine. Fakat kimsede tek cevap yok. Umut, Barış diye bahsettiği çocuktan yardım istemişti araştırmalar için. Araştırmalar hala devam etsede yine tek sonuç yok. Kim ne isterki Yusuf'un acılı geçmişinden? Yusuf daha kçüktü o zamanlar. Farkında değildi olanların.
Yemek haricinde kimse çıkmamıştı odasından birkaç gündür. Yine odasındaydı herkes. Sıkılmaya başlamışken Umut kapımı tıklatıp girmek için izin isteyince başımla onayladım.
"Arya birkaç bişey buldum. Pek iç açıcı şeyler değil." soran bakışlarımı çevirdim. "Yusuf'tan önce seninle paylaşmak istedim." başımı aşağı yukarı 'tamam'anlamında sallayınca devam etti. "Yusuf'un babası.... Pek sağlam bir tip değilmiş sanırım. "
"N-ne demek bu?"
"Adam çalıştığı şirkete borçlanıp tefecilere bulaşmış. Parasını ödeyemeyince birkaç kez tehdit almış. En sonunda öldürülmüş." duyduğum şeyin şaşkınlığıyla gözlerim iri iri açılırken, boğazın kurumaya başlamıştı. "Bunu Yusaf'a anlatmak zor olacak." deyip derin bir 'of' çekti. "Muhtemelen Yusuf'u döven adamlar babasının peşinde olan tefecilerden biri." bir kaç kez yutkunup kendime geldiğimde konuşmaya başladım.
"Yusuf bunları öğrendiğinde çok kötü olacak." diyebildim sadece. Onaylarcasına başını salladı. "Bu kadar bilgiye nasıl ulaştın peki? Doğruluğundan emin misin?"
"Arya bundan önce kaç tane bilgi geldi elime. Hiç birinden bahsetmedim size. Doğruluğungan emin olana kadar. Ama emin ol Yusuf bu hikayedeki en masum, en saf karakter." dedi tükürürcesine. Tepkisine şaşırmıştım.
"Ne yani? Tamam Yusuf saf, masum o hikayede ama annesi, ablası... Babası hakkında konuşmak bile istemiyorum!" dedim sinirle. Umut'un bakışları yumuşamıştı. Boğazını temizlemek için öksürüp konuşmaya başladı.
"Sakin ol erik göz!" deyip saçlarımı karıştırdı. "Bak ben onlara direk suçlu damgası vurmadım. Şöyle düşün bir de. Olayı tam olarak bilmesekte ablası Yusuf'u saklayacak fırsatı bulduğunda neden kendi de saklanmadı da ayrıldı yanından." haklıydı aslında. Ama o an ne düşündü nereden bilecektik.
"Her neyse bu adamlar bir şekilde Yusuf'u bulmuş. Onu bu durumdan kurtarmamız lazım. Umut Yusuf'a bir şey olursa yaşayacaklarımı tahmin etmekte zorlanıyorum. Siz benim için çok değerlisiniz." dediğimde gözümden damlayan yaşa engel olamadım. Umut ağladığımı görünce sandalyeden kalkıp yatağa kalkıp sarıldı bana. En samimi haliyle. Saçlarımı kokladı. Bu hareketi beni o kadar rahatlatıyordu ki. Nedenini bilmesem de mutlu ediyordu. Dudaklarını saçlarımdan ayırmadan konuşmaya başladı.
"Senin üzülmeni istemiyorum erik göz. Bak koca adamlarız. Koruruz kendimizi." kolunu kaldırıp kaslarını gösterdiğinde kıkırdadım.
"Ona ne şüphe" dedim gülüşümün arasından. Eliyle çenemden tutup ona bakmamı sağladı.
"Bu gözler sadece mutluluktan ağlayacak anlaştık mı? Erik göz." bal rengi gözlerine bakarken gülümsedim ve onaylarcasına başımı salladım.
"Anlaştık" dedim ve sımsıkı sarıldım boynuna. "Ama Yusuf" dedim titreyen sesimle. O sırada bir hıçkırık kaçtı dudaklarımdan. "Ağlamak yok" dedim Umut'tan ayrılırken.
"Ağlamak yok" dedi beni taklit ederek. "Hadi toparlan erik göz. Yusuf'a hiç olmazsa babasının nasıl biri olduğundan bahsedelim." dediğinde kararsız gözlerle baktım suratına. "Hadi güzelim." deyince yüzümü yıkamak için odadan çıktım. Bundan sonra ağlamak yoktu. Her zaman her ne olursa olsun mutlu olacaktık. Banyodan çıktığımda Umut Yusuf'un kapısında dikilmiş beni bekliyordu. Onun gözlerinden geçen karasızlığı yakalasamda hemen toparladı kendini. Kapıyı tıklatıp içeri girdiğimizde Yusuf yoktu odada. Umut bana bakıp ufak çapta bir küfür mırıldandı. Ona anlamayan gözlerle baktım.
"Konuştuklarımızı duyduysa ya Arya?" dedi. Böyle bir durum hiç aklıma gelmemişti. "Telefonum nerde" diye söylendi kendi kendine. Odasına gidip Yusuf'u aradığında komodinin üzerinde titeren telefon çarptı gözüme.
"Umut! Telefonu burada!" diye bağırdım telaşla.
"Allah kahretsin!" diye bağırdığını duydum. Yusuf herşeyi duymuş olabilirdi ve yapacakları beni korkutmaya başlamıştı. Yusuf sinirlenince gözü dönerdi. O adamları tek başına bile öldürürdü. Hayır! Yusuf katil olamazdı buna izin veremezdik!!!
-------------------------
Akşam üzeri Yusuf eve geldiğinde bir kaç poşet vardı elinde. Neşesi yerinde gibiydi. Bu duymamış olma ihtimalini tekrar ortaya sersede Yusuf'un çok iyi gizlediği duyguları geldi aklıma.
Yetimhaneye geldiği ilk gün üzgündü ama kimse üzüntüsünün arkasına sakladığı öfkesini görmemişti. Belki bugün de aynısını yapıyordu. Üzüntüsünü neşesinin arkasına saklıyordu.
"Aryaa" diye karşımda el sallayan Yusuf'a şaşkın şaşkın baktım. Ne ara gelmişti buraya. "Daldın gittin erik göz." deyip güldü. "Umut nerde ? Seni yine yanlız bırakmış kerata." derken yüzünde hınzır bir sırıtış vardı. Onun bu haline kahkaha ile güldüm.
"Asıl sen nerdesin deli çocuk?" dedim sitem ederek. Gözlerinden bir an bir duygu karmaşası geçti ama hemen topladı kendini.
"Alışverişe gittim. Akşama mantı istiyorum kadın!" dedi yapmacık bir sesle. Daha fazla kendini tutamayıp kahkaha attığında güldüm.
"Cidden delisin Yusuf. Kadın ne ya? kıro musun?" dedim kahkahamın arasından. "Madem mantı istiyorsun mutfağa Yusuf bey! Hamuru sen yoğuracaksın!" dediğimde zaten kocaman olan gözlerini dahada büyüttü.
"Ben ne anlarım hamur yoğurmaktan kadın! Dalga mı geçiyorsun? Bizim oralarda erkekler yemek yapmaz!" dedi kalınlaştırdığı sesiyle.
"Mutfağa Yusuf!" dedim itiraz istemeyen sesimle.
"Arya cidden şaka mısın kızım sen?" dedi oturduğu yerden kalkıp mutfağa giderken. Arkasından zafer kazanmış bir edayla sırıttım.
"Arya gülmeyi bırak ve buraya gel!" diye bağırdığında yüzümdeki gülümseme yerini şaşkınlığa bıraktı.
"Arkanda gözün mü var senin?" dedim mutfağa giderken.
"Ne sandın?" diye gülerken kafasına şaplak geçirdim bi tane.
"Mal mısın Arya? Sayende arkamda ki gözüm artık kör!" diye sitem ettiğinde kıkırdadım. Bu halime o da gülerken bir taraftan malzemeleri tezgaha çıkarmıştı.
"Başla" dediğimde
"Emrin olur gülüm!" dedi. Tekrar şaşırırken
"Kafan mı güzel!" dedim.
"Beni kırıyorsun Arya? Daha yeni mi farkediyorsun kafamın güzel olduğunu?" dedi somurtarak. Yanına gidip kafasına bir kaç kez daha vurdum.
"İçide dolu ama!" dedim dudağımı büzerken. Tezgahın üzerinden unu alıp üzerime serptiğinde "Yusuuuuuuuuuuf!!" diye cırladım. Yusuf bu halime gülerken mutfak masasının üzerine çıkmış zafer dansı yapıyordu. "Bittin sen!" diye tısladım ve tezgahın üstünden aldığım yumurtayı kafasına fırlattım. Tam isabet! Yumurtanın sarısını yanlışlıkla diliyle yalarken yüzünü buruşturdu.
"Kızım ne insafsız çıktın pis pis yumurta kokuttun ya!" dediğinde sırıttım. Bana öyle bir bakış attı ki yerin dibine girmek istedim. Öyle bir şansım olmadığı için koşarak mutfağın kapısına ilerledim. Tam çıkacağım sırada sert bir bedene çarpınca cırladım. Kafamı kaldırıp çarptığım kişiye baktım. Umut benim un ve yumurta karışık suratımı görünce gözlerini kocaman açıp bir suratıma birde üzerindeki t-shirte baktı. Üstü yumurta olmuştu. Şirince gülümseyip geri geri gitmeye başladım. Yusufla Umut bana kötü kötü bakıp üstüme gelmeye başladılar.
"Ama haksızlık! Siz iki kişisiniz!" dedim ve tezgahın oraya koşup elime iki yumurta aldım. "Vururum! Yemin ederim vururum! Yaklaşmayın!" diye cırlayıp yumurtaları fırlattım. Umut yumurtayı havada tutunca ağzımı beş metre ayırıp ona baktım. Yusuf yine boş bulunup yemişti yumurtayı. Umut'a baktığımda olduğu yerde durmuş yumurtaya bakıyordu. Oda şaşırmıştı. Üstüme gelen Yusuf'u görünce "gelmeeee!" diye cırladım. Kaçacak yerim kalmamıştı. "Yusuf gelme nolursun ne istersen yaparııım!" diye yalvardım ama Yusuf çoktan gelmiş beni koltuk altlarımdan tutup havaya kaldırmıştı. Bu çocuk bu gücü nerden buluyordu? Yardım dileyen gözlerle Umut'a baktığımda şirince sırıtıp yumurtayı kafama fırlatınca neye uğradığımı şaşırdım. Birden kendimi boşlukta hissedince cırladım. Yusuf beni yere bırakmıştı! Öfkeyle ikisine de bakıp mutfaktan çıktığım da şaşkın şaşkın arkamdan bakakalmışlardı. Banyoya gidip sıcak bir duş aldım. Çıktığımda sofrayı hazırlayıp mutfağı toplamışlardı. Suratıma bakıp şirice sırıtıyorlardı. Onlara bakmayıp masaya oturdum. Yemeğimi yemeye başladım.
"Aryaa" dedi Yusuf. Ağzım dolu olduğu için cevap vermedim.
"Erik göz" dedi Umut. Yine cevap vermedim. Oturdukları yerden kalkıp masaya geldiler. Burnumun ucunda sivilce çıkmış gibi bakıyorlardı.
"Ne?" dedim sonunda. İkisi birden
"Küsmüyüz?" deyince gülmemek için yanağımı ısırdım.
"Evet" dedim suratlarına bakmadan.
"Ama Arya sen başlattın." dedi Yusuf. Umut'ta
"Ama erik göz en sevdiğim t-shirtimi yumurta yaptın." dedi üzgünce. Biraz daha devam ederlerse cidden dayanamayıp gülecektim.
"Yemeklerde güzel olmuş." dedim açıklamalarını duymazdan gelerek. Yusuf dediğim şeye tepki olarak yemekleri aldı önümden. Şaşkınca ona bakıp masadan kalktım. "Peki" dedim. Odama gideceğim sırada Umut koltuk altlarımdan tutup koltuğa fırlattı. Yusuf sinsi sinsi gülüp
"Bana trip atmak neymiş göreceksin kadın!!" diye bağırıp üstüme gelmeye başladı. Ne yapacaklardı lan? Gözlerimi kocaman açıp koltuğun köşesine kadar kaydım. İyice yaklaşmışlardı. Kalkıp kaçacağım sırada Umut belimden yakalayıp tekrar yatırdı koltuğa. Üstüme çıkıp gıdıklamaya başladılar.
"Ahahhahahhaa Umut ahaha Yusuf yapmayııın ahahhaha" dedim kahkahalarımın arasından.
"Eee erik göz küsmüyüz hala?" dedi gıdıklamayı bırakan Umut. Cevap vereceğim sırada Yusuf
"Hele bir hayır de elimden çekersin kadın!" deyince Umut Yusuf'un kafasına geçirdi bi tane.
"Kadın ne lan? Neyin kafası bu? Ne ayak?" deyince kıkırdadım.
"Gelin buraya şebekeler" deyip sarıldım ikisinede en kocamanından...
ARKADAŞLAR OKUNMA SAYIMIZ GAYET İYİ BUNUN İÇİN SİZE TEŞEKKÜR EDERİZ. YORUMLARINIZI VE VOTELERİNİZİ EKSİK ETMEYİN. :))
İKİNCİ OLARAK İZBANDUT HİKAYESİNİ OKUR VE HİKAYE HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİNİZİ BİLDİRİRSENİZ SEVİNİRİZ. :))