RÜYA

By 4ysegul

40 2 0

Bu kitabı belki gerçek yaşanmışlıklarımla,belki de içimde öldürdüklerime ithafen yazıyorum,bunu hangi duygul... More

Bölüm 1

26 2 0
By 4ysegul

....

Büyük konuştuğunuz her şeyin bir gün sizi bulacağını biliyor musunuz? Bilmiyorsanız biliyormuş gibi davranıp fazla büyük konuşmamaya özen gösterin. Çünkü önceden ne ile yargılıyorsanız kendinizi,bir gün gözyaşlarınızla kabul ediyorsunuz yaptığınız her şeyi..

Gecenin mi desem,güneşin güzelliğini gösterdiği saatler mi desem bilemiyorum.Siz sabahın beşi diye düşünebilirsiniz.Sahi siz hiç birini sabahın beşi gibi sevdiniz mi ? Sessiz,masum,bütün kötülükleriyle,bütün güzellikleriyle en doğal haliyle sevdiniz mi? Kaçıncı bardağım saymıyorum ama bu saatten sonra uykum gelse bile tuvalet mesaisinden uyuyamayacağımı düşünüyorum.Ne zamana kadar böyle devam edecek bilmiyorum.Fakat bu halimi seviyor bile olsam değişmem gerektiğini biliyorum..

Bir başkası için değil,sevsinler diye hiç değil,istediğim için değişmek istiyorum.Her ne kadar kendimi seviyor olsam bile,her zaman farklılığın güzelliğini savunurum.Ve bu sefer değişiklik içimde olacak.

Balkonla vedalaşarak odama gitmeye karar verdiğimde sanırım saat altıyı geçmişti.Bugün izinli olduğum için bir kez daha tanrıya şükrediyorum.Fazla uykuyu sevmeyen bir insan olarak bunun üzerine öğle arasına kalkacağımı varsayarak yatağıma geçtim ama bir süre telefonda vakit harcadığıma emin olabilirsiniz.

Düşündüğüm gibi öğle  arasına gözlerimi açtım.Pencereden gözlerini bana dikmiş olan güneş yansıyordu yüzüme.Bu duyguyu seviyorum...

Yatağımı toplayıp iki adım ötedeki minik mutfağıma selam vererek çay yapmasını diledim.Deli değilim,bazen olmayacağını bildiğimiz şeyleri düşünmeyi severiz.Biz biraz kendimizi üzmeyi,gerçeklerin yüzümüze çarpılmasını seviyoruz.Çayımı paşa paşa demledikten sonra geceden kalma kekimi yedim.Size bir sır vereyim,asla sağlıklı beslenmem.O gün evde ne bulduysam onu yerim,bulamazsam çayımla daha çok vakit geçiririm.Kendimi seviyorum ama sanırım kendime eziyet etmeyide seviyorum.


O gün tüm günü arkadaşımın yanında geçireceğime söz vermiştim,ona kitap okudum,o hafta neler yaptıysam anlattım,iş yerinde neler olup bitti detaylıca anlattım.Sevdiği müziklere birlikte eşlik ettik.Onu seviyordum,onunla bütün her şeyi konuşuyorduk.Çünkü anlattığım hiçbir şeyi yargılamayan tek insan o idi.O da anlatırdı bana hep,birlikte ağlar birlikte gülerdik hep.

Filmimizi izledikten sonra artık gitmem gerektiğini söyleyip ona son kez sarılıyormuşcasına sarılarak ayrıldım.Bunu en yakın arkadaş olduğumuzdan beri yapıyoruz,yetimhaneden beri.Çünkü ikimizde bir anda kimsesizleşmeyi,yalnız olmaya mecbur kalmayı,kocaman bir sessizliğin çökmesini çocukluğumuz da öğrendik.O benim kardeşim ben onun ablası oldum.

Hastaneden çıktıktan sonra bir kaç sebze alıp eve geçtim.Evet doğru duydunuz,sebze.Bugün canım sebze yemeği çekti bu yüzden buna karar verdim.Canım istediğinde,canımın istediğini yemeyi seviyorum.Ben yalnız olmayı seviyorum.Aslında tam yalnızlık diyemeyiz..

Ales,bana onun emaneti.Biliyorum,hastaneden sağ salim çıktığında emanetini alacak.Alesi hastaneye sokmak yasak olduğu için getiremedim.Ales Selinin çok uzun zamandır birlikte büyüdüğü  köpek.

Benimle yaklaşık 7 aydır kalıyor.Selin ne yazık ki beyin tümörü.Hastalığı ilerlediği için hastanede tedavi görüyor.Her ne kadar hastalığının ilerlemiş olduğunu görsekte,birlikte bunu aşamasakta her günümüzü şükrederek geçireceğimize ve asla üzüntüye kapılmayacağımıza söz verdik.Gidenler daha çok üzülür diyorlar ya,ölenler için aynı durum yok burada.Çünkü Selin giderse ben nasıl devam edeceğimi bilmiyorum.Ona söz verdim,hayatıma devam edeceğime,güzel bir aşk bulacağıma ve hiçbir zaman ümidimi kaybetmeyeceğime söz verdim.Fakat ben bunu nasıl halledeceğimi bilmiyorum.Böyle bir boşlukta benliğimi yeniden nasıl kazanacağımı bilmiyorum..

Hep ölmeyi hayal etmişimdir.Olur ya,ne değişecek diye düşünüyorsunuz,tam o anda ben ne hissederim,etrafımdaki insanlar ne yapacak,daha sonrasında neler kaçıracağım...Nasıl olacak bu kadar yaşanmışlıktan sonra tek bir sebeple gitmek..Bir kazada,ya da bir katil tarafından,ya da uçurumdan düşerken.Hep bu şekilde ölümler düşünüyoruz değil mi? Ama bilmediğimiz bir şey var.Su içerken boğazınızda kalıp boğularak ölmeyi hiç düşündüğünüz oldu mu? Bu kadar kolay ölmeyi kendimize yakıştırmıyoruz değil mi ? O kadar çok anı,hatıra bıraktık ki bu hayattan böylesine basit  ayrılmamalıyız diyoruz kendimize. Kimseye yakıştırmıyoruz zor olmayan bütün  ölümleri.Ama kalanlar için öyle mi,sevdiğimiz insan hangi sebeple ölürse ölsün,onun yokluğu kadar ağır gelen bir şey olmaz bize.Merdivenlerde ayağı kayıp beyin kanaması geçirerek ölenler vardır belki de. Beyin kanaması ciddi bir şeyken merdivenlerden düşmek herkesi öldürmüyor değil mi ? Ne zaman ne olacağını bilemediğimiz bu hayatta her şeyin en iyisini yapma çabamız,insanların ne düşüneceğini umursamadan onları kırmak üzmek çok doğru bir şey mi? 

Doğru düzgün uyuyamadığım geceyi sabah ettim,Selin'i öyle görmek bana pek iyi gelmemişti.Mesaiye daha 2 saat olduğundan fazla acele etmeden kahvaltımı edip hazırlandım.Neyse ki iş yerine evim yürüme mesafesi kadar yakındı.Nerede çalıştığım hakkında artık bilgi vermem gerektiğini hissediyorum.Gazeteciyim .Kocaman bir şehirde fazla bilinmeyen bir yerde gazetecilik yapıyorum.Bazen köşe yazarlığında görev alıyorum.Yazmak,bir konuda tartışmak ya da düşüncelerimi yansıtmayı severim.Patron da sağolsun yazarlığımdan memnunmuş gibi yapıyor sanırım.Aslına bakarsanız o kadar stabil hayatım var ki..herşeyden usanmış bir şekilde yaşıyorum.En yakın arkadaşım hastanede ölümle mücadele ediyor,her gün ölüm haberi gelecek diye korkumdan bende burada ölecekmişim gibi oluyorum.Bu zaten benim bütün günümü alıyor benden.Ailem zaten yok,annemi hiç tanımadım,babamın deyişine göre doğurduktan sonra bırakıp gitmiş.Kendisi de üç yıl kadar bakmış bana,bunları fazla hatırlamıyorum bu yüzden kesin konuşamam.Neden üç yıldan sonra bırakmış diye soracak olursak, babannem zorlamış baksın diye,yoksa oda bırakıp gidermiş.Babannem de bu hayata veda edince sanki bir leyleğin getirdiği hediyeymişim de hediyeyi hediye ediyormuşcasına yetimhanenin kapısına bırakmış.Hiç özlemiyorum,merak etmiyorum,kokusunu bilmediğin,sevgisini görmediğin bir insanı özleyemezsiniz ki.Özlemek için bir sebep yok.Ama insan olan bunu yapmaz.Bakmayacak olanın doğurması kadar saçma bir şey görmedim.

Aynanın karşısına geçtim.''Masal,benim güzel  kızım,hayatına çıkan bütün engelleri aşmak zorunda değilsin,bazen insanın tökezlemesi gerekiyor.Daha doğru yolu bulsun diye.Bazen düşmen gerekiyor ki artık daha güzel kalkabilesin.Çünkü istemesen bile bir süreden sonra daha düşmeyeceksin.Takılıp geçeceksin o düştüğün yoldan.Yanında kimse olmayabilir,aynadan baktığın yüz sana yeter.Kimsenin yardımı gerekmez,kendi elin yeter seni kaldırmaya.Sen her şeyin üstesinden geldin.Kolay kolay gitmek  yok.''

"Sanki bir odaya bir beni bir de içimdeki beni koymuşlar da,saatlerce onunla bakışıyorum.Bana hayatını mahvetmişim gibi bakıyor,sanki ne oldu diye ağzımı açsam üstüme atlayacak.Bu kadar mı nefret ediyorum kendimden diye düşünüyorum ama,bu kadar nefret edip bir yandan da bu kadar kendini seveni görmedim.Ben kendini bu kadar düşündüğü halde inadına ters yoldan gideni görmedim...''

İş yerinde uyuklarken telefonun sesini kısması için yanımda ki o huysuz kıza seslenecektim ki telefonun benim olduğunu farkedince susmaya karar verdim.Telefonu uykulu gözlerle açarken duyduğum haberle orda bayılmış olacağım ki kendimi hastanede buldum.Uyandığım da gelen hemşireye Selin'i sordum.Duyduğum haberle ne yapacağını bilmez halde kalakaldım.Haberin ne olduğunu tahmin etmişsinizdir.O an ne hissettim anlatabilecek gibi değilim.

Her ayrılışımız da ne kadar doyasıya sarılırsak sarılalım,o an bana yetmediğini anladım.Sanki hiç sarılmamışım da ,tam o an sarılmam gerek diye düşündüm.Fakat bunu yapamayacağımı bilmek beni daha çok kahretti.Tam o an işte,tam o an sanki koca şehrin kaldırımında açan çiçeği gibi hissettim.Ne kimse farkediyor,ne farketmek isteyen var,ne de fark edip umursayan.Çömelip güzel olduğunu düşünen bile yok.O an o çiçeğin kuruduğunu hissettim.Doyamadım ki,sarıldım,ağladım defalarca fakat ne yeteri kadar sarılmışım ne de kalbini hissetmişim.Ölmek dedim,bu mu ölmek? Selin mi öldü şimdi ? Yoksa ben mi yok oldum koca şehirde..

Ne annem,ne babam hissettirmişti bana bu yalnızlığı,benim alıştığım gitti buradan.O benden gitti.Bizden gitti.Artık yoktu ve bunu bilmenin acısını tarif edemiyorum.Hemşire ondan geriye kalan şeyleri koydu elime.Gördüğüm eşyalar kalbime sancı verdi.Ben aldım bunları ona,hepsini o beğenir diye aldım.Şimdi gelmiş elime tutuşturuyordu.Nasıl anlatılır nasıl bilinir bunun acısı ?

O gün orada ki hastane işlemlerini halledip evime gitmek zorunda kaldım.Alese bakmam gerekti,çünkü onun bunu hissedebileceğini biliyordum.Eve doğru giderken ayaklarımın ne kadar gitmek istemediğini bilsem de gitmek zorundaydım.Daralıyordum,koskoca şehir bana dar geliyordu.Bütün geçen arabalar sanki benden bir şey alıp gidiyordu,yanımdan geçen insanlar sanki içimde ne varsa görüyorlar da inadına üstüne basıyorlarmış gibi bakıyorlardı.Bu ölümden sonra böyle şeylerle karşılaşmak ne de iğrençleştiriyordu hayatı.Ne kadar acımasızlar diyordum,hiç bir suçları yokken bile acımasız geldiler gözüme o an.Sanki Selin'i onlar saklamış gibilerdi.Evin anahtarını çantam da ararken Ales ile göz göze gelmekten utanıyordum.Sanki eve ayak bastığım an dile gelip bana Selin'i soracaktı.Kapıyı açtığım da karşılaştığım görüntüyle sanki o an Selin bir anda karşımdaymış da bana sarılmış gibi yere çöküp ağlamaya başladım.Ales kapının dibinde yatmış,kafasını yere gömmüş üzgün bir suratla bakıyordu ve gözünden yaş geliyordu.Ben o an şunu farkettim,bu anı kafamdan asla silemezdim.Ben ömrümde böyle beni kahredecek bir an yaşamamıştım.Ales beni farkettiği halde bir şey yapmadı.Kapıyı zar zor kapatıp Ales'in yanına yattım.Sımsıkı sarıldım,bir köpek nasıl böyle hissedip,nasıl böyle ağlar? Çoğu insan da görmediğimiz bu duygunun kat ve katını bir hayvandan görmenin anlamını kavrayamıyordum. Fakat o an tek arkadaşım o kalmıştı ve inanın ona sarılıp ağlamak bana çok iyi geliyordu.Çok zordu,ben bugünü nasıl geçirecektim bilmiyorum.O an Ales'e sarılarak uyuya kalmışım.Bir kaç saatten sonra gözlerimi açtığım da zar zor kalkıp Ales'in mamasını hazırladım.Anne olmak böyle bir şeydi galiba.Ne kadar acı çekersen çek,ne kadar üzülürsen üzül en güçlü yanındır çocuğuna bakmak.Mamayı ne kadar zorlasamda yediremedim.O an bağırmak istedim,deli gibi ağlamak istedim.Çıkıp deli gibi koşmak istedim,nereye olduğu önemsizdi..

Alesle birlikte odama geçip yatağa gömüldük.Ne zaman kalkarım bilmiyorum ama,kalkmak istemediğimden emindim.Ayaklarımın tuttuğundan emin değildim.Saatin kaç olduğunu bilmiyordum.Ne yemek yemek istiyordum ne de tek bir laf anlatmak istiyordum.Ales bana sarılarak uyumuştu.Şunu söylemeliyim ki o haberi aldıktan sonra huzurlu hissettiğim tek an buydu.Ama anlamıyordum,bir huzur bile nasıl bu kadar kalbime oturuyordu.Ales için güçlü kalmam gerekti.Onun bana ihtiyacı vardı.Bende böyle olursam Ales daha kötü olabilirdi.Bunu düşünerek uyuyabildiğim kadar uyuduktan sonra kalkıp evi toparladım.Saat gecenin biriydi.Sabah onu toprağa verecektik.Bu saatten sonra daha uyumayacağımı bilerek helva yapmak istedim.Her ne kadar istemesem de ona bu konuda söz vermiştim.Bana her seferinde esprisine ''ben ceviz sevmem,benim helvam sade olsun'' derdi.O bana bunu derken gülerdi,ben ağlayarak yapıyorum.

Alesin uyandığını gelip ayağıma dokunduğunda anladım,saat biraz daha geçmiş olacak ki acıktığını sonunda farketmişti.Mamasını yedikten sonra koltuğa oturup bir şeyler izlemeye karar verdik.Ağlamak istemiyordum ama aklımdan da atamıyordum.Artık bende böyle zor bir günü yaşamıştım.En yakınım ölmüştü ve o günün gecesini geçirmek zorundaydım,hayat devam ediyordu ve yaşamak zorundaydım.Sabah olunca erkenden Alesi de alıp mezarlığa gittim.Ah Ales,ne zor şey yaşadığın.Aylardır görmediğin,kokusunu unutamadığın annenin şimdi toprağına geliyorsun.Onu getirmek konusun da çok düşündüm fakat onun buna hakkı vardı.Onu buraya getirmemek kötülük olurdu.

Onu son yolculuğuna uğrarken şöyle bir etrafına bakındım,kimsemiz yoktu.Benim bir kaç iş arkadaşımla komşularım ve Selin'in iş arkadaşları.Bu kadar dedim kendime.Bu kadardı.Bir ağacın kenarında bana bakan bir adamla göz göze geldim.Kim olduğunu hatırlamaya çalışırken adam ortalıktan yok olmuştu.Ama bunu umursayacak ya da düşünecek halim yoktu.Bir saate yakın orada Ales ile Selin'in mezarı başında kaldık.Eve geçmek için  arabamın olduğu tarafa yöneldim.Eve geçer geçmez helvaları aldığım plastik kutulara koyup mahalleye dağıttım.Hepsiyle iyi anlaşıyordum.Ayrı ayrı üzüntülerini ifade edip baş sağlığı dilediler.Ne zaman ihtiyacım olursa onları aramanı istediler.Ne yapabilirsiniz ki,bu konuda bencilce davranmak istemiyorum fakat kardeşimi kaybettim ben.Oradan kurtulduğunda yapacağımız bütün hayallerimizi kaybettim ben.Şimdi kurduğumuz bütün hayalleri sadece Ales ile geçirmek zorundayım.Söz verdim,o olmasa bile onun istediği her şeyi göreceğime ve yapacağıma..Sanki o biliyordu öleceğini,yaşamaya hiç umudu kalmamıştı ama bana yalan söylüyordu.Gerçekleştiremeyeceğimiz hayalleri bilerek kurduruyordu bana.Ona şuan çok kızmak istiyorum.
Keşke burada olsaydı da bütün yalanları yüzüme haykırsaydı.O zaman kızamazdım.Kendimi suçluyorum,kendime kızıyorum.Daha çok şey yapmak istedim onu kurtarabilmek için.
Elimden gelenin fazlasını yaptığımı biliyorum.Ama daha fazlası olmalıydı.O gitmemeliydi.Kalana bu kadar koymamalıydı gidenin hasreti.Bir şekilde yaşamak zorundaydım.Onun için,bizim için.

Continue Reading

You'll Also Like

307K 19.8K 30
Ben İnci Mavi Herkül. Ablamın ve eniştemin evine aldığı, evlerinin ilk çocuğu saydığı, soyadlarını verdiği çocuklarıyım. Ben İnci Mavi Karduman. Biyo...
630K 26.5K 38
Arkadaşınız yerine okulun sahibine mesaj attığınızı bir düşünün...
303K 16.1K 36
Ben Eylül. Sadece, dümdüz Eylül. Rastgele bir sabah deli cesaretiyle kalkışmıştım bu işe. Sonunda pişman olacaktım belli ki. Ama bildiğim tek bir şe...
118K 7.7K 42
0536**: Beni izleyeceğine keşke maçı izleseydin. Alina: Pardon? Kimsin? 0536**: Maçta gözünü ayıramadığın o kişiyim Alina: Egoist. ••• 📣 Küfür ve A...
Wattpad App - Unlock exclusive features