Keyifli okumalar ve bol kahkahalar dilerim. 🐣💙
Aslanla birbirimize bakıyorduk. Onun bakışları her an beni duvardan duvara vuracak gibiyken benim bakışlarım süt dökmüş kedi yavrusu gibiydi. Kadınlardan biri kapıya vurup Fransızca bir şey söylemesiyle korkuyla ona baktım. Eğer böyle yakalanırsak Aslan beni öldürürdü. Ondan önce dışardaki ne olduğu belirsiz insanlar da öldürebilirlerdi orası ayrı...
Aslana kafamı sallayarak ne yapacağını sormaya çalıştım. Korkudan gözlerim kocaman olmuş ona bakıyordum. Hayır bu dışardakileri bir güzel dövede bilirdim, ama hanımefendi kişiliğime geçiş yapmıştım, yada korktum ve onu bahane ettim çaktırmayın ayol!
Anlayacağınız o iş de yaş! Aslan hiç mimik yapmadan suratıma boş bir bakış atıp telefonunu aldı arka çebinden. Allahtan kabinler büyük dizayn edilmişti de birbirimize yapışmak zorunda kalmıyorduk. Hâlâ Aslana sinirli olduğum için bu iyi olmazdı. Asla Aslanın dudaklarına yapışmak yok aklında zaten!
Yanlız adama nasıl vurduysam üzerine giymiş olduğu gömleğinin karın bölgesi içeri doğru göçmüştü! Yumruk izim çıkmış resmen Pakize!
Gülmemek için kendimi zor tuttum.
Telefonda ne yaptı bilmiyorum ama iki kadının da sesi kesilmiş ve tuvaletten çıkıp gitmişlerdi. Derin bir nefes alıp kendimi hızla kabinden dışarı attım. "Ay Allahım! Hiç gitmeyecekler sandım!" diyerek elimle saçlarımı düzeltmeye koyulmuştum aynanın karşısında. Ehehehe güzellik önemli ponçiklerim.
"Sen ahlına koyduğun her şeyi başarırsın!" diyerek ellerimi yanaklarıma koymuş aynaya karşı konuşuyordum. "Çünkü senin inanılmaz bir gücün ve sevginn de var!" Bir elimi yanağımdan çekip avuç içimi öptüm. Ardından avuç içimi hızla anlıma götürdüm. Çıkan şlaps sesile "Uyy seni yerum datli gız! Öptüm anlından! Aferin, aferin, aferin." diyerek kendi kendimi şımartıp, motive ettim.
Çok iyi dayanmıştım bu kıskançlık duygusuna. Hayır başkası olsa çoktan "Sen beni aldatıyor musun" diyip adama girişmiş- ehehehe tamam bende vurmuş olabilirdim ama en azından görevini tehlikeye atmamıştım! Bu da büyük bir başarıdır! Farkımız, trazımız Pakizee! Tabi tabi, adamı duvara çarpan da nenemdi zaten!
****
Kızlar ve Max'le Plajda güneşleniyorduk.
Son olayların üstüne, Aslan bana görevde olduğunu açıklamıştı üstün körü. Tabiki ben duramamış ve görevin ne olduğunu sormuştum ama bana sadece boş bakışlar atarak geçiştirmişti.
Ah ayrıca Max'le bizi bir kez daha yan yana görürse Max için iyi olmazmış. Böyle birkaç umrumda olmayan tehtit savurmuştu. Ona Max'in kim olduğuyla ilgili, onun yaptığı açıklamanın bir benzerini yaparak kudurtmuştum. Aynı evde kaldığımı söylemesem olmazdı ama, ne yapabilirim?!
Yaşasın kötülük!
Neyse sonuç olarak bütün bunları sonra onun burnundan fitil fitil getirmeyi umarak kızları da alıp plaja getirmiştim. Aslan da bende biraz daha yan yana kalırsak kaos çıkacaktı yoksa. Aslan beni tanımıyormuş gibi yapmaya devam ederek kendi masasına geçtiği sırada bende kendi masama döndüm.
Geldiğimiz yer restoranın görüş açısının dışında olduğu için rahattım. Aslan ciddi anlamda dediğini yerine getirecek bir adam olduğundan, bu da Max için risk teşkil eden bir durumdu. Durduk yere de garibana eziyet ettirmezdim.
Neyse ki ne biz onları görüyorduk ne de onlar bizi görebiliyorlardı.
Bunun iyi mi kötü mü olduğunu çok da anlayamamıştım aslında. Keşke dürbünümü yanımda getirseydim be Pakize!
Ece
Plajda kızlarla otururken kendi iç dünyama dönmüştüm. Nur ve Afet arada konuşup çoğunlukla kavga ediyorlardı. Aralarına girip suçlu çıkmaktansa sessizce oturmayı yeğlerdim. Aykız da benim gibi uzaklara dalmış bir şekilde denize bakıyordu.
Aykızın omzunu sıvazlayıp önüme döndüm. Şu an tek düşünebildiğim şey aile meselelerimdi. O kadar karmaşık bir hayatım olmasa da, kolay bir aileye doğmamıştım. Daha doğrusu hiçbir aileye doğmamıştım...
Annem Genel Evde çalışıyordu. Bunu beni tanıyan çoğu kişi bilmezdi. Nur ve Peri dışında şu an burdakilerden de kimse bilmiyordu büyük ihtimalle.
Bir Babam hiç olmamıştı. Ah, tabiki annem Meryem Ana gibi kendi başına hamile kalmadı! Ama babamın kim olduğunu ona sorduğumda cevap vermek yerine gülerek geçiştiriyor, yada "Ben ne bileyim kız zilli! O dönem kaç kişiyle-" diye devam eden konuşmanın geri kalanını dinlemeye tahammülüm olmadığından onu susturuyordum. Anneme ramen kendimi çok iyi büyütmüştüm...
Iç çekerek akan göz yaşımı sildim. Daha geçen gün, yani Aykızın evden gittiği ve Perinin Aslanla buluştuğu günden bahsediyorum, bir kardeşim olduğunu öğrenip kriz geçirmiştim! Ağlamak benim için hiçbir zaman bir zayıflık göstergesi olmamıştı, aksine ben ağlamadığım zaman korkmaları gerekti. Bir keresinde Cemal Süreyyanın bir şiirini okuyup çok etkilenmiştim.
Kadınlar susarak gider diyordu. O şiir benim hayatımın özeti gibiydi.
Ben ne zaman annemle konuşsam hiç ağlamazdım mesela.
Peri ve Nur'layken her dakika başı ağlamamın sebebi de aslında bir nevi buydu. Annemin yanında ne kadar ağlamadıysam, çocukluğumda ne kadar ağlamadıysam hepsinin açısını çıkartmak istercesine ağlıyordum.
Gülerken bile ağlar mı bir insan?
Ben Ece Üstün, ben ağlarım! Hele de söz konusu çocukluğumsa öyle de bir ağlarım ki! Herkes benim sulugöz, ağlak bir çocuktan farksız olduğumu düşünebilir ama kimsenin aklına kalbi kırık bir çocuk olduğum gelmez. Evet benim içimde hâlâ bir çocuk var. Ben onun kırık kalbine ağlıyorum. Tamam, biraz da alışkanlık yapmış olabilir ağlamak. Çaktırmayın!
Acaba kardeşimin adı ne? Bana benziyor mu? Yada o da benim gibi babasız mı büyüdü? Eğer babasız büyüdüyse o zaman nerde, nasıl, kiminle büyüdü?
Ah bir de Başkomiser Ömer vardı. Çok iyi bir adam olsa da aklımın karışmasından yada onun beni istememesinden korkuyordum. Utangaç bir yapım vardı. Bizim kızlar kadar rahat değildim o konularda. Ömer'i düşünmemeye çalışsam da olmuyordu.
Artık düşünmekten yorulmaya başlamıştım. Ve daha önce görmediğim kardeşim için üzülüyordum. Ya benden daha kötü bir şekilde büyüdüyse ihtimali beni korkutuyordu. Umarım öyle değildir...
Nur
Afet'e laf sokmamla göz devirip şezlonguna yattı. Bende yorulmuştum ona laf yetiştireceğim diye! Hazır o yatmışken kendimi geri bıraktım. "Ateş kes mi?" diye sordum ona doğru. "Ateş kes. Sonra devam ederiz biraz uyuyacağım." dedi gözlerini kapatıp.
Bende yanımızda getirdiğimiz güneş kremini çıkartıp vücuduma sürmeye başladım. Yanmış tavuk gibi olmak istemezdim! Hele de sünnet bebeleri gibi elbisemin önünü havaya kaldırarak gezdiğimi hayal ettim de, etmesi bile korkunç!
Krem sürerken titreyen telefonumu baçaklarımın arasındaki boşluğa koyup gelen mesaja baktım.
Ben
Nerdesin? Hiç sesin soluğun çıkmıyor. Öldüysen, ki inşAllaaah, helvanı kavuracağım da ondan soruyorum.
(7. Haziran)
Südyen güzeli
Helva sevmem ben, çilekli pasta yap.
(Bugün 16.20)
Akından gelen mesajla güldüm. Kızlarla Aykızın peşine düşmeden birkaç saat önce atmıştım mesajı. Tabiki sırf helva kavurmak için!
Gerçekten helavsını kavurmayı düşündüğümü biliyor muydunuz? Yazdığım mesajı ciddiyetle yazmıştım. Neyse ki mesaj atmıştı da ölmediğini öğrenmiş ve helva yapmaktan kurtulmuştum. O kadar uğraşamazdım!
Güneş kreminden elimde kalanı da bacağıma iyice yedirip mesaj bölümüne girdim. Demek çilekli pasta seviyordu! Bu adam resmen benim hayatımın tam tersi gibiydi! Bir kere benim çileğe alerjim vardı!
Ben
Bok var yersen? Madem ölmedin sana nah yaparım bir şey. (16.23)
Südyen güzeli
Neden öyle dediniz hamfendi, darıldımm güçendimm! (16.23)
Hemen gelen mesajla kahkaha atmıştım. Bu adam tam bir gerizekalıydı! Ama komik olduğu için sohbeti kesmiyordum cahille! Südyen güzeli diye kayıt etmemin sebebi, Artvindeyken Sütyenlerin arasına düşüşünün gözümün önünden gitmemesiydi. Hatırladıkça gülüyordum.
Südyen güzeli
Görevdeydim güzelim. Bu kadar merak edeceğini bilsem sana mektup yollardım. Hasretimden gözün yollarda kalmamış olurdu. Kokulu, kokuluuu 💋
(16.24)
Ben
Aynen canım, o kadar gözüm yolda kaldı, o kadar hasretine dayanamadım ki kendimi Fransaya atmışım! Ben de sana mektup yollardım ama kokusunu sen tahmin et 😈 (16.24)
Bir saniye bir saniye bu adam bana güzelim mi demişti az önce? Kendimi laf sokmaya o kadar kaptırmışım ki, adamın yazdığı tek kısıma odaklanmıştım resmen! Lan cidden güzelim demiş! Telefonu hızla kumalar doğru atıp çığlık attım!
"Noluyo ayol?" diye soran Periye telefonu işaret ettim. "Çabuk şunu imha edin, çabuk!!" Benim tepkime göz devirip telefonu kumların arasından alan Peri, telefona bakıp mesajları okumuştu anlaşılan ki kahkaha atıyordu. "Ya gerizekalı niye adama hakaret edip duruyorsun!?" diyip benim şezlonguma oturdu. Bense bağcılar oturuşunu şezlongun üzerinde yapıyordum. "Lan düzgün oku! Ne demiş gördün müüü?!" diyerek dehşet içinde ona baktım.
Bana delirmişim gibi bakan Peri "HaspinAllah! Ne demiş ayol ne demiş? Sövmemiş de? Neye takıldın bu kadar anlamadım ki?" dedi merakla. Sonra duraklayıp "Ay yoksa sen?" demesiyle hızla kafamla onu onayladım. "Çilekli Pasta seviyor diye mi kızdın?!" Aynı şeyi düşündüğümüzü sanıyorken Perinin konuşmasıyla kafasına gelişi güzel bir tane geçirdim.
Peri toparlanırken bende telefonu elinden çekip aldım hızla. "Ya baksana şuraya ne demiş lan!" Diyerek mesajı bulup gösterdim. Bu sefer kafama vuran Periydi. "Ya salak bu ayol! Güzelim demesine mi bu kadar atarlandın sen!" Vicdansızın eli de ağırdı! Oflayarak onayladım onu.
"Lan bana niye güzelim diyo bu! Sıçarım çarkına!" dedim hiddetle. Tam telefonu ondan tekrar alıp mesaj atacakken Peri geri çekildi. "Ya bir dur! Hayatında ilk kez iltifat almanın verdiği şokunu yaşıyor garibim." diyerek kahkaha attı.
"Sende birazdan kafana uçan tekme yemenin vermiş olduğu açıyı yaşayacaksın Peri! Ver şunu!" diyerek üzerine atıldım ama koşarak yanımızdan uzaklaştı. Mesaj yazdığını idrak etmemse birkaç salise sürmüştü. Ama artık çok geçti!
Koşarak üzerine atladım.
Ikimiz de yere kumların üstüne düştük.
Ben Perinin üstünde, o elindeki telefonu almayayım diye kolunu uzatmış bir şekilde yerde uzanırken bende telefonu almak için üzerinde onun eline uzanmaya çalışıyordum. Tam bir Rönesans tablosu aminyum! "Eğer o mesajı atarsan kafanı denize sokup sokup çıkartırım! Geçe yatağına yılan koyarım Peri! Sakın!" diye kulağının dibinde bağırsam da fayda etmemişti.
Bana korkuyla bakan Peri "Ehehehe Nurcuğum, cidden yollamicaktım! Valla! Bak yanlışlıkla sen öyle bağırınca şi oldu işte..." diyerek hızla beni üzerinden atmasıyla, koşarak şezlongların yanına gitmişti. Yerde bıraktığı telefonu alıp mesaj kısmına girdim merak ve korkuyla.
Ben
Güzelin miyim gerçektennn?
-sticker-
Gördüğüm şeylerden sonra gözümün önü kırmızılaştı dersem inanır mısınız?! Hayır, aşk ve romantizimle değil! Dehşet ve korkuyla!
Sanırım gözlerim kanıyor!
Çığlık atarak "PERİİİ!" diye bağırmamla denize yakın olan bütün martılar "Gag, gag, gag!" diye bağırarak uçarak kaçmışlardı! Şezlongunda uyuyan göbekli dayı sesimle şezlongundan düşmüştü, ama bunlar şu an benim için önemsiz şeylerdi!
Arkadaşlar ben katil olmaya gidiyorum, hadi eyvallah!
"SEN ÖLDÜN PERI! ÖLDÜN SENN!"
****
Peri
"Evet hanımlar mayonezimizi yapmak için malzemeler önünüzdeki tezgahlarınızda mevcut. -" diyen Şef Nikol Shell'i bir yerden sonra dinlemeyi bırakmış yanımda duran ve saçının uçunu kıvırarak Şefi dinleyen Derene doğru eğilerek konuşmaya başladım. "Bizim burda ne işimiz var ya!?"
Iki yanımda aynı anda kıkırdayan Ikizler iç çekerek mayonez yapmamız için bize direktifler veren adama bakıyorlardı. Deren beni umursamadan omuz silkince oflayarak önüme dönmek zorunda kaldım.
Plaj maceramızın üzerinden iki gün geçmişti ve biz o gün apar topar eve gelmek zorunda kalmıştık. Neden mi?! Nur gerçekten beni öldürmek için denizde boğmaya çalışınca, fazla su yutmanın vermiş olduğu bilinç kaybıyla kendimizi hastanede bulmuştuk. Ordan da zaten eve geçmiştik.
Ece, Nur'un bu hareketine çok kızmış ve ona küsmüştü. Benim için endişelendiği için bütün gece yanımdan hiç ayrılmadan beni gözetlemişti. Saat epey bir geç olduktan sonra hâlâ baş ucumda oturarak beni izleyen Ece beni korkutmaya başlayınca uyumasını ve eğer bir sorun olursa onu uyandıracağımı söyleyip onu ikna etmiştim. Ecenin inadı tuttuğu zamanlarda cidden esaslı tutuyordu ve o günden beri Ece, Nur'la konuşmuyordu.
Bense Nur'un yaptığı harekete kızmamıştım, onun yerinde olsam bende aynı tepkiyi verirdim.
Şu an'sa beni iki arada bir derede ikna etmeyi başaran Ikizlerle yemek programındaydık! Evet doğru duydunuz, yemek programı! Hani şu TV de yayınlananından! Ah, bu iki kız sırf Şefi beğendikleri için benim de başımı yakmışlardı. Hemde yemek yapmaktan anladığım tek tük şey olmasına ramen!
Allah aşkına yemek programında Makarna, Yumurta, Tost ve Kek yapmak dışında bir şey bilmeyen benim ne işim vardı! Biri bana bunu açıklasın ayol!
Resmen iki melek yüzlü gamzeli şeytan tarafından kandırılmıştım. Bana kimse uluslar arası bir kanalda yemek yapmam gerektiğinden bahsetmemişti!
Heyoo ben ben Peri! Yemek yapmayı dert ediyor olabilir miyim sizce! Benim asıl sorunum bu kılıkta burda oluşum! Ah, evet evden çıkarken anlamalıydım bunların payetli pullu elbiseler giymelerinden bir olaylar döndüğünü!
Sinirle tezgaha vurduğum yumurta elimde param parça olunca bütün kameralar bir anda bana dönmüşlerdi. Gülümseyerek "Ah, pardon! Yumurtanın kalbini kırdım sanırım..." diyerek dudak büktüm. Seyirçi olarak önümüze koydukları birkaç kadına kameramanın yanında dikilen adam elleriyle işaret edince hepsi abartılı bir şekilde gülmüşlerdi. Kaşlarımı çatarak Berene doğru eğildim bu sefer. "Bu kadar gülünecek ne söyledim ben be?!" Berense gülümseyerek tezgahın altıncan kot pantolonumun üzerinden etimi çimdirdi. "Gülümse bizi çekiyorlar!" demesiyle hemen saçlarımı geriye doğru atarak şuh bir kahkaha attım. Evet biraz abartmış olabilirim, ama beni bilirsiniz işte!
Keşke her zaman giyindiğim o abartılı elbiselerimden bir tane giyinseydim çıkmadan önce! Ama ben nerden bilebilirdim ki böyle olacağını?! Şef hâlâ mayonez tarifi vererek bizim de aynı adımları onunla birlikte yaptığımızı sanırken, ben mayonezin yumurtasını bile daha kırmamış, üzerimdekileri düşünüyordum.
Oysa o kadar da berbat bir halde değildim. Hürrem sultan gibi, çok şükür Allahım, Bismillah diyesim geliyordu bağırarak.
Kamera bana döndüğünde hızla saçlarımı iki tarafa atarak Ikizlerin arasında pozlar vermeye çalışıyordum. Bence çok tatlıydım, her ne kadar Şefin yaptıklarının hiçbirini yapmasam da... Şef benim bir şey yapmadan öylece kameraya işve çilve yaptığımı fark edince, elindeki işi bırakıp benim yanıma geldi. "Bayan Bennur, siz neden hâlâ hiçbir şey yapmadınız, sorabilir miyim?" diyerek kameraya gülümseyen adam da fena poz kesmiyordu.
Az kalsın ona dönüp, sende iyi çilve yapıyon he diyecektim ki son anda durdurmuştum kendimi. Gülümseyerek "Bay Shell, ben önce sizden püf noktaları öğreniyorum en sonunda yapacağım her şeyi!" dedim. Ama külliyen yalan! Ben ne anlardım mayonez yapmaktan Allah aşkına. Bir de püf noktasıyla, YAV HE HE!
Hâlâ gülümseyerek birbirimize bakıyorduk ki Ikizler aynı anda adama seslenmişlerdi. Adam gülerek ve kameraya bakarak "Acaba hangisinin yanına gitsem?" tarzında şaçma bir çümle kurunca gözlerimi devirmeden edemedim. Tabi sonra bunların hepsinin canlı yayın olarak dünyaya aktarıldığını hatırlayınca hemen surat ifademi düzelttim.
Bu zamana kadar adamı zerre dinlememiştim ve şimdi elimdeki yumurtayla bakışıyordum. Herkesin önünde iki tane vardı ama ben az önce birini resmen paramponçik yaptım için çöpe gitmişti. Ama sanıyordum ki bir taneyle de idare edebilirdik! Değil mi? Hem ne demiş ünlü pinti Rafet Koroğlu "Bir gün herkes azla yetinecek!"
Durduk yere adamcağazı mezarında ters döndürmeye ne luzüm vardı yani. Bir yumurta da gayet iş görür elbet!
Yumurtayı dikkatli bir şekilde kabın içine kırdıktan sonrası bende yoktu. Sessizce Berene doğru eğilip "Şimdi ne ekliyoruz buna?" diye sordum ama omuz silkip Derene bir şeyler anlatan adamı izlimeye devam etti. "Iyi madem öyle, ozaman ben kafama göre takılıyorum!" diyerek kendi kendime konuştum. Kameranın beni çektiğini ise o sırada tamamen unutmuş işime odaklanmıştım.
Az buçuk Şefin kabın içine zeytinyağı eklediğini hatırlamamla bir elime çırpıcıyı alıp bir elimle zeytinyağı ekleyerek karıştırmaya başladım. Gittikçe değişik bir şeye dönüşen sıvının hiç de mayoneze benzer bir hali yoktu! Programa bizi konuk etmesi için Şefle konuşurken, benim için Aşçılık okuyor ve Amerikada bir çok ünlü isme yemek yaptı diyen Ikizler sanırım buraya kadarını düşünmüşlerdi ama bundan sonrası Allah-Ü Tealaya emanetti arkadaşlar!
Tüm kameralar Şefe dönükken gizlice elimdeki kapla Şefin kabını değiştirmem sizce yanlış mı?
Ayol burda tüm Türkiyeye rezil olacağım demiyorum! Kanal dünyada tüm devletlerde yayınlanan serbest bir kanaldı ve şu an bulunduğumuz programı Dünyanın %99 u izliyordu!
Izlemeyen o %1 lik kısımıysa Askerler ve Ajanları düşünerek hesapladım! Sonuçta insanların işleri güçleri vardır ayol! Böyle boş beleş programları izleyecek değiller ya!
Ayy inşAllah izlemiyorlardır...
Hayır hâlâ aynı fikirdeyseniz çabuk burayı terk edin! Çünkü ben asla yaptığım bu hareketten dolayı pişman yada üzgün değilim!
****
"Hey! Biraz nazik olur musunuz bodyguard beyfendi! Saçımı çekiyorsunuz şu an!!" diye çığlık atarak saçımı düzeltmeye çalıştım. Adam ensemden tutarak beni kedi yavrusu gibi kapının önüne bırakınca iyice öfkelenmiştim. "Allah da belanızı versin emi!" diye Türkçe konuşunca beni anlamayan adam hiç tepki vermemişti. Tabi gelin sorun bana daha önce veriyormuydu diye ponçiklerim! Asla vermiyordu! Acaba bu Aslanın bir tanıdığı falan olabilir mi?
Benim ardımdan kapının önüne birer birer dökülen Ikizlerle kadro tamamlanmıştı. Mavi atletin üzerine giyindiğim krem rengi hırkanın kollarını öfkeli bir şekilde yukarı kıvırmaya başlayınca birbirlerine bakan Ikizler sinirlendiğimi anlamışlardı. "Periciğim, tatlım bizim seni ne kadar çok sevdiğimizi biliyorsun değil mi!?" diyen Dereni nerden mi ayırt edebiliyordum. Gamzeleri Bereninkinden daha belirgindi. "Sizin yüzünüzden programın ortasında Narkotikten baskın yemiş keş gibi ensemden tutularak dışarı atıldım! Sevmeyin beni ayol, SEVMEYİN!" diyerek sonunda dayanamayarak çığlık atmamla sokakta yürüyen bir grup genç dönüp bana bakmışlardı bu kaçık kadın kim gibisinden.
Gülümseyerek onlara parmaklarımı hareket ettirerek selam verdim. Onlarsa elleriyle kafalarını göstererek deli olduğumu ima etmişlerdi! Zamane gençliği gerçekten gittikçe daha da değişik oluyordu.
Iki elimi de belime koyarak önümü kızlara döndüm tekrar. "Peri yalnız atılmamızın nedeni sensin! Niye gidip Şefin mayonezini çalıyorsun?!" diyerek bana bakan Deren'i onaylayan Beren "Hadi çaldın! Ne diye adama nispet yapar gibi 'Aa galiba sizin mayoneziniz tutmamış!' diyorsun!" diyerek göz devirdi. Omuz silktim.
"Ordan bakılınca sizin anlattığınız profilde biri gibi mi duruyorum? Ben ne zaman Amerikada o dediğiniz ünlülere yemek yapmışım?! Ulan madem sallıyorsunuz bari biraz inandırıcı sallayın da becerebileyim rolümü! Mayonezi nasıl yapayım ben ayol!?" Nefes almadan o kadar uzun ve hızlı konuşmuştum ki kızlar gülmeye başlamışlardı yaşadığımız ironik duruma. Bende onlarla birlikte gülmeye başladım.
Gülüşmemizi bölen şey telefon sesiydi. Arka çebimden çıkarttığım telefonda yazan isimle bir kaç saniye duraklayıp sonra aça bilmiştim telefonu. "Al-o" daha ben konuşamadan diyer taraftan gelen çığlığımsı sesle hapı yuttuğumuzu düşündüm!
Annem bağırarak "SİZİN O PROGRAMDA NE İŞİNİZ VAR!? O ADAMLAR SİZİ NİYE FUHUŞTA YAKALANAN KADINLAR GİBİ DIŞARI ATTILAR! PERİ CEVAP VER BANA!" dedi. Annemin verdiği 'Fuhuş Operasyonu' örneğinden de anlayabildiğiniz üzere kendisi gerçekten de benim annem.
"Kraliçe'm bir sakin olur musun?" diyerek ona olayları ve birkaç beklenmedik olayı anlatınca bana hak vererek telefonu kapattı. Asıl sorunsa o telefonu kapatır kapatmaz telefonumun tekrar çalmasıydı.
Arayan kişi Aslandı. Umuyordum ki programı izlememiş olsun! "Efendim?" diyerek sakin bir şekilde telefona çevap verdim. "Yolun karşısındaki siyah Jeepe bin!" diyerek suratıma kapatmasıyla ağzım açık kaldı. Ne yani şu an burda mı?! "Yok artık!!"
Dediği yere bakınca cidden siyah bir Jeep olduğunu gördüm. Kızlara bakarak "Sanırım asıl hapı ben şimdi yuttum!" dedim. "Enişte mi aradı?" dediler gülerek. Enişte ne be? Kusar gibi hareket yaptım onlara. "Adamın bir adı var enişte menişte demeyin!" dedim sinirle.
****
Nur
Ikizler ve Peri'nin katıldıkları yemek programını izlerken kahkahalarla gülüyordum. Peri cidden kamera yok sanıp pembe panter gibi gizlice kapları değiştirmiş üstüne de bir şey olmamış gibi ıslık çalarak yerine geçmişti. Deren ve Berenin bu sırada Şefi gözleriyle, sözleriyle ve temaslarıyla taciz etmeleri ise ayrı komikti!
Adam resmen ellerinden kurtulmak için canını veriyordu az kalsın!
Yemek programından çok komedi programına dönen yayınla keyfim yerine gelmişti. Ta ki mesaj sesini duyana kadar!
Ben bu telefonu en son tuvalete atıp şifonu üzerine çekmemiş miydim??!
Sinirle bana şifonyerin üstünden göz kırpan telefona baktım. "Artık ezeli düşmanımsın Red Kitt! Davran silahına!" diye bağırarak telefonun üzerine yanımda duran yastığı fırlattım. Kapının ağzında dikildiğini yeni fark ettiğim Max'se bana sorgu dolu bakışlar atıyordu.
Elindeki yoğurt dolu kaşık havada öylece kalakalmıştı.
Yastık atarak yere düşmesini sağladığın telefondan bir mesaj sesi daha yükselince koltukta ufak çaplı bir sinir krizi ve koltuk kenarı kemirme işlemi gerçekleştirmiştim.
"Enemie!" diye bağırarak telefonu göstermemle Max kafasını olumsuzca sallayarak "Ben daha fazla bir şey öğrenmek istemiyorum. Akıl sağlığım için en iyisi siz kızlardan uzak durmak!" diyerek gitti. Arkasından göz devirip bir yastık da ona attım.
Kaçışım yoktu anlaşılan...
Yaklaşıp telefonu yerden aldım. Bu telefonu hangi midesiz pis yaratık üşenmeden gidip tuvaletten çıkartmıştı Allah aşkına?! Elimin ucuyla tuttuğum telefonu her an duvara çarparak parçalarına ayırabilirdim, ama gelen mesajları merak etmiştim maalesef.
Baba
Senin zilli arkadaşını Televizyonda gördüm! Sende buna uyarak iş yap hala! Elin herifleriyle boy boy-
Diye devan eden küfürle karışık hakaret mesajının geri kalanını okumadan kapattım.
Gerçekten iğrenç bir hayat! Dididi diye fon müziği sesi yankılanmıştı beynimde. Kimden mesaj bekliyorken, kim mesaj atmıştı! Sinirlenerek hızla telefonu tutup duvara attım! Telefon yerle buluştuğunda artık son nefesini verdiğini sanmıştım ki gelen mesaj sesiyle sinirle saçlarımı yolmaya çalışmıştım ama beni durduran şey kapının zil sesiydi. Max içerden kapıya bak diye bağırdı. Çünkü evde bir tek ikimiz vardık! Oflayarak ve ona söverek kalkıp kapıya baktım.
"Uyuşuk götün sıçmak için bu anı mı kolluyordu Max! Zaten bu telefon da sinirlerimi bo-" diye devam edecekken kapıda gördüğüm yüzle sözüme devam edememiştim. "Ananı avradını!!" diye bağırıp kapıyı geri kapattım hemen!
Zil tekrar çalınca Max de içerden bağırarak "Hâlâ bakmadın mı şu lanet kapıya!" dedi. Yutkunup doğru görüp görmediğimden emin olmak için kapıyı geri açtım. Ve Bingo! Doğru görmüştüm işte! "Ulan senin ne işini var burda!?" diyerek şaşkınlıkla kapıda dikilen Akına bakıyordum. O ise beni kapının önünden çekmek için eliyle kolumdan nazikce tutarak kenara almış ve içeri geçip elindeki bavulu yere bırakmıştı.
Bense hâlâ onun az önce bulunduğu yere bakarak şaşkınlığımı atlatmaya çalışıyordum. Tam ona dönecekken aniden kapıyı kapatıp beni de kapıya yaslamasıyle şaşkınlığımın yerini heycanla karışık korku almıştı! "Napıyon lan?" desem de sesim artık istediğim kadar gür çıkmıyordu. Eh malum, adam dibime girmiş bilmem kaç metre boyuyla! Hele de o yeşil gözlerini yüzümün her yerinde hissetmemle yanaklarım ısınmaya başlamıştı.
Ben az önce utandım mı?! Yok daha neler! Kedidir o kedi!
"Hay ben böyle işin!" diyerek yükselmemle onu tam tutup itecektim ki hiç beklemediğin bir şey yaptı - dersem inanmayın! Tabiki bekliyordum! Bu pozisyona beni herhalde nenesinin donlarındaki çiçekleri konuşmak için getirmemişti!
Evet şu an Akın beni kapıya yaslamış bir şekilde öpüyordu ve benim düşündüğüm şey nenesinin donları!
Öpüyor demiştim değil mi?!! Hemde ağızdan!! Amanın anı ÖPÜŞÜYORUZ LAN BİZ!
@Afetkrhnlı Namaz kılmaya geldik. 🤲🏻
10.657 beğeni 1.751 yorum
@BERENDİCENİZ: Allah kabul etsin kankaaa 🤣
@PeritheKRALİÇENİZ: Lan Afet! Kathedral'de namaz mı kıldın manyak 😹😹💚
@BombacıNur: Senin yüzünden kovdular bizi zaten! Herkes akıllıya ben deliye hasret!
@dr.eceüstün: Ya gerçekten namaz kıldı bu manyak şaka yapmıyor arkadaşlar...
🤒🤕🥺
@GünesdegilAykız: Allahım rezil olmadığım kadar rezil oldum bugünde çok şükür 🤲🏻🌼
@anonim562: güzelliniz başımı döndürdü evlenelim mi? 👰🏻♂️
@serkndmrkan: ananız arı mı bal gibi kız doğurmuş 🤤🤤💖
@PeritheKRALİÇENİZ: Fotorafcı tutacağım artık bu ne ya!? Kanka'ma çektiğim vs onun çektiği: 🥴 Tam yemek yerken çekme diyorum kardeşim, aç sancaklar! 🥲 Neyse siz güzel bir fotorafmış gibi şi edersiniz 🌼
15.654 beğeni 10.698 yorum
@BombacıNur: Kanka zaten açsın?!
@PeritheKRALİÇENİZ: SUS SUS!
@Srtp.üstün: Vay anasını ya yemek yerken bile elit duruyo karı...
@Afetkrhnlı: Kimin kuzeniii buuuhuu ⬅️↖️⬇️↙️⬆️ ehehe evet benim!
@dr.eceüstün: Çok güzelsin aşkım 🥲💙
@Göktürk.Cağlar: 🖤
@BERENDİCENİZ: Aha enişte geldi! 🤤
@anonim7393: oha lan ne eniştesi?!
@mertatszzz: lan bu da mı elden gitti
+100 yorum
devamını okumak için dokunun
@itsDerennn: ben düştüm 😝💫
@GünesdegilAykız: Yok canım ne açlımızı gördünüz 🤪🤰
16.865 beğeni 9.655 yorum
@Afetkrhnlı: Vay anam vay 💦💦🥵
@BombacıNur: Aynen hiç değiliz kanka 🤪
@PeritheKRALİÇENİZ: Üfff kaybedenler kudursun şu fiziğe, endama, boya posa, güzelliğe bak 😈😈
@halit.canfb: oha birine taş attı ama kime anlamadım
@brsen.dmr: ben bu kadına hayranım ya 🤝🏻🥵
@dr.eceüstün: 💝💝
@itsDerennn: Kuzenlerin en seksisi misin be 💚🌼🥵
@dr.eceüstün: Enişte'mle bizi bir çek...🤪 📍France
17.432 beğeni 7.987 yorum
@PeritheKRALİÇENİZ: Çok güzelsin çok seni veren Allaha şükürler olsun 🤤😘
@BombacıNur: Mizah seviyem: 🤝🏻
@BERENDİCENİZ: Üff🥵🥵🌼
@GünesdegilAykız: Yürü de Fransa güzellik görsün 😍😍
@can.demr: Vay be 🤩💖
@dr.srhtdogan: 🌼🌼
@melksima: Arkadan bile güzel 🥲💚
@BombacıNur: Güldüğüme bakmayın, bişi yok... ☠☠💥
@srht.mran: 🥵🥵
@derfb.me: oha oha oha
@PeritheKRALİÇENİZ: Noluyor lan!??
@Max.Stan: 😈😈
@Akın.Alkc: Değdi 🤕🤎
Devam edecek...
Allah, Allah! Kiss geldii!
Akının Fransaya gelmesini bekliyor muydunuz? Sizce ne işi var Fransada?
Peri ve Ikizlerin yaşadıkları maceraya ne diyorsunuz peki??
Nur ve Akının mesajlaşmasını bekler miydiniz?
Aralarındaki konuşmaları nasıl buldunuz?
Nurun çileğe alerjisinin olmasına ne demeli peki? Akınınsa en sevdiği tatlı çilekli pastaymış anladığımız kadarıyla.
Ecenin böyle bir hayatının olduğunu tahmin eder miydiniz?
Ah Ece çilekli kekim! Shhxjshx
Sizin alerjiniz var mı?
Peri ve Aslan arasında neler olacak merak ediyor musunuz? Yada tahmini olanlar?
Bölümü geç attığım için hepinizden özür diliyorum bebeklerim! Aslında Haftasonu atmayı planlamıştım ama çok fena depresif hissedince yazamadım bölümü. Umarım anlayışla karşılarsınız 😘
Allaha emanet olun!
Hepinizi kocaman öpü 🤤💋