𝐅𝐀𝐈𝐑𝐘𝐓𝐀𝐋𝐄「ʟᴇᴏɴɪs ʙʟᴀ...

Por audrisimpavi

52.1K 5.2K 7.3K

❗ BET ON HER İKİNCİ KİTAPTIR, BET ON HER OKUNMADAN OKUNAMAZ ❗ 𓆩*𓆪 𝐅𝐀𝐈𝐑𝐘𝐓𝐀𝐋𝐄 𓆩*𓆪 Leonis Black'in... Más

FAIRYTALE
1 | Pembe Saçlı Kız
2│Daniel William Sorunu
3│Sersemletme ve Çarpılma
4 │Uzak ve Yakın
5│Aşk İksiri Belası
6 | Çapulcu Haritası Baskını
7 | Loş Tünel
8│İki Black ve Bir Porsuk
10 | Anısı Olan Bira
11│Hesaplanması Gereken Değer
12│Peri Kızı Meselesi
13│Malfoy ile Karşılaşma
14│Quidditch Toplantısı
15│Harry'nin Tavsiyesi
16┃Takımdan Şutlanma
17│Son Çomak Sokucu
18│En Güzel Resim
19│Saçlar ve İtiraflar
20│Hayatımın Aşkı
21 | Kusur Meselesi
22 | Hasta Yatağı
23│Büyük Salon Tartışması
24│Noel Çanları
25│Black Ağacı
26│Anons
27│Black Karşılaşması
28│Final Maçı
29⏐Son Karar
30| Zeytin Yeşili
31| Final
| Özel Bölüm

9 | Müdahale Toplantısı

1.3K 157 192
Por audrisimpavi

❝𝙉𝙤𝙬𝙖𝙙𝙖𝙮𝙨, 𝙄 𝙘𝙖𝙣𝙣𝙤𝙩 𝙛𝙞𝙣𝙙 𝙝𝙚𝙧
𝘽𝙪𝙩 𝙬𝙝𝙚𝙣 𝙄 𝙙𝙤, 𝙬𝙚'𝙡𝙡 𝙜𝙚𝙩 𝙖 𝙗𝙧𝙖𝙣𝙙 𝙣𝙚𝙬 𝙨𝙩𝙖𝙧𝙩.❞

🜲

9 | Müdahale Toplantısı

Leonis yurt odasına girdiğinde karşısında kendisine kollarını göğüslerinde kavuşturmuş bir şekilde bakan dört kişi buldu. 

İşin tuhaf yanı şuydu ki, bu dört kişiden ikisi Slytherin'di.

"Pekala," dedi Leonis üzerindeki Gryffindor cüppesini çıkarıp yatağına atarken. "Beni bu kadar mı özlediniz?"

Ginny göz devirdi. "Bir müdahaleye ihtiyacın var Leonis Black, kurulumuz bunun için toplandı." 

"Büyüceşura üyeleri tarafından mı yargılanıyorum yoksa?" dedi Leonis sırıtarak, yatağının üzerine hopladı ve kardeşleriyle arkadaşlarına baktı. "Suçum nedir?"

"Takıntılı bir ruh hastası olma yolunda emin adımlarla ilerlemen." dedi Atlas. Leonis kaşlarını çattı erkek kardeşine. Ne demek istediğini anlamamıştı.

"Salak salak bakıyor bir de." dedi Rafael gülmesini güçlükle bastırarak. "Adelina Osborne'den bahsediyoruz."

"Ne olmuş ona?" 

"Ona bir şey olduğu yok, onun olduğu her şeye aşırı tepki veren sana bir şey oluyor." dedi Ginny. "Kafayı tamamen kızla bozdun, o da yetmezmiş gibi Daniel'a da gizlice işkence ediyorsun."

"Ve?" dedi Leonis, konuşmanın gittiği yeri pek anlamamıştı.

"Abi, kızı sen terk ettin! Onu sürekli rahatsız ediyorsun bunu bir kenara koyarsak onunla ilgili en ufak şeyde kendini öne atıp hınç çıkarmaya çalışıyorsun. Delirdin!" dedi Atlas. "Farkında değil misin sürekli sinirlisin, geçen gün derste babama patlamışsın. Babama!"

Leonis uzandığı yerde doğrulup karşısında dikilen kişilere baktı. Tekrar sinirlenmeye başlıyordu. "Ne var yani babamla tartışamaz mıyım?"

"Seni hayatımda bir kez bile babamla tartışırken görmedim abi." dedi Heather. "Yani haksız yere tartışma çıkarmışsın. Ginny'nin dediğine göre şişeni yere atıp babama bir anda sinirlenmişsin."

"Çünkü William denen o tipsizi övüyordu!" dedi Leonis sinirden kızaran suratıyla.

"İşte biz de bundan bahsediyoruz." diye hayıflandı Ginny. "Dan ile arandaki sorun Osborne mü? Çocuğu iteleyip duruyorsun, antrenmanlarda en çok onun üzerine gidiyorsun. Devamlı ona laf sokma derdindesin."

"Sinirimi bozuyor da ondan!" dedi Leonis hınçla. "Görmüyor musunuz? Karşımda oynaşıyorlar, ne yapayım oturayım mı öylece?"

"Sana ne?" diye patladı Atlas. "Kendine gel abi! Üstüne bastırarak söylüyorum, kızı sen terk ettin. Şimdi neden böyle yapıyorsun? Amacın ne? Pişman mısın ondan ayrıldığın için?"

"Evet!" Leonis'in ani yükselişiyle dörtlü şaşırdı. "Evet pişmanım!" dedi ve ayağa fırlayıp sarı saçlarını alnından geriye attı. "Ve asıl bu yüzden kızgınım çünkü pişman olmamam gerekiyor."

"Leo, düzgün anlat şunu." dedi Ginny. "Yoksa seni yere yapıştırıp jöleye çevireceğim."

Heather, Ginny'nin bu dediğine kıkırdarken Leonis eliyle yüzünü sıvazladı. "Adelina ve benim ilişkim bir hataydı, tamam mı? Olmaması gerekiyordu. Saçmalık ettim ve ne yaptığımı fark edince de onu terk ettim."

"Ve pişmansın?" diye sordu Rafael.

"Evet ama pişman olmamalıyım." dedi Leonis sıkıntıyla oflarken. "O ve ben... Olmayız, olamayız." Gözlerini parkeye dikip dudak büktü. "Ayrıca ona çok boktan şeyler söyledim, kapısında yatsam dönüp bakmaz artık."

Sen bir kusursun, hayatımdaki tek kusursun.

"O zaman tek çaren var. Kızı da Daniel'ı da rahat bırak. Madem tamamen bitti ilişkiniz." dedi Ginny.

Tamamen bittiğini kabullenemiyordu ki Leonis. Yaz tatilinde her şey ne kadar rahattı! Onu hiç düşünmemiş, amcasıyla ve Harry'le eğlenmiş, bolca kardeşlerine sataşmış ve ebeveynleriyle vakit geçirmişti.

Adelina'yı görene kadar onsuz ne kadar eksik olduğunu hiç fark etmemişti.

Ve şimdi Adelina çok... Göz alıcıydı. Doğrusu, Leonis için her zaman göz alıcıydı, gri gözlerini bir saniye bile ayıramazdı onun üzerinden ama şimdi nefes alırken bile onu düşünür hale gelmişti. 

Toz pembe saçları, ışıl ışıl parlayan gülümsemesi, yüzüne yaptığı o azıcık makyaj bile Adelina'yı daha da parlatmıştı. 

Bir yanı Adelina'yı geri kazanmak istiyordu, bundan ötürü devamlı Daniel'a sataşıyor, Adelina'yla konuşmanın yollarını arıyordu. Diğer yanı ise sürekli ayrılıklarını hatırlatıyor, neden ayrıldıklarını devamlı bağırıyordu Leonis'e.

Kendi içinde yaşadığı bu çatışma ise dışarıya öfke olarak çıkıyor, en saçma şeylere sinirleniyordu. Babasıyla ettiği kavgada fark etmişti bunu zaten, kendi içindeki sorunlara duyduğu öfkeyi başkalarına yansıtıyordu.

"Diyelim ki... Tamamen farazi konuşuyorum," dedi Leonis. "Adelina ile tekrar birlikte olmak istiyorum. Sizce ne yapmalıyım?"

"Nasıl ayrıldığınıza göre değişir." dedi Heather. "Aldatma varsa-"

"Saçmalama." diyerek araya girdi Leonis. "Kavga ettik işte ama özür dilenecek bir şey değildi, kötü sözler söyledim." Biraz yalandan kim ölmüş ki?

Heather dudaklarını büküp düşündü bir süre. Sonra ağabeyinin yanına oturup "O zaman madem özür dilesen de affedeceği bir şey değil, onun sana olan hislerini hatırlatmaya çalışmalısın." dedi.

Leonis kaşlarını çattı. Adelina'nın hisleri... İçten içe ümit ediyordu hala onu sevmesi için. Ki seviyordu da muhtemelen, nasıl bu kadar hızlı unutabilirdi ki Leonis'i? 

Ama ya sevmiyorsa? Daniel William ile Leonis ne kadar kabul etmek istemese de iyi gözüküyorlardı. İşte onları yan yana gördüğü her seferde Leonis'in zihninde korkunç bir düşünce beliriyordu.

Adelina'nın kendisini unutmuş olması.

"Bence özür dile, hayvanlık etme." dedi Ginny. "Hatanı telafi ettirmeden ilişkiyi kurtaramazsın." 

"İşe yaramaz." dedi Heather. "Beni dinle, Osborne özür kabul edecek kız değil. Üstelik ciddi şeyler söylediysen hiç kabul etmez. Onun içinde uyuyan o hisleri ayaklandırman lazım."

"Adelina hakkında bu kadar bilgiyi nereden biliyorsun bakayım sen?" dedi Leonis merakla küçük kız kardeşine bakarken.

Heather tatlı tatlı gülümsedi. "Kaliteli birkaç sohbetimiz oldu daha önce."

"NE?" Herkese aynı anda bağırmıştı. Heather yüzünü ekşiterek "Ne bağırıyorsunuz narin Veela kulaklarıma doğru ya?" diye söylendi. "Ne var? Tatlı kızdı, abimle ilişkisini biraz yokladım."

Leonis başını iki yana salladı yılgınlıkla. Kız kardeşine inanamıyordu.

"Peki..." dedi Atlas araya girerek. "Herkesin unuttuğu o büyük noktaya geliyorum, kızın erkek arkadaşı var!"

Sarışın Black yumruklarını sıktı öfkeyle. Doğruydu, Daniel'dan bir an önce kurtulması gerekiyordu. Onu yumruklamak, hayatı zindan etmek isteyen yanı evet, hemen harekete geç diyordu Leonis'e.

"Orası sonra." dedi Heather. "İlk önce Osborne'ün kafasını karıştırmalıyız. William'a sonra geliriz."

Rafael, Ginny'ye doğru eğilerek "Heather'dan bir miktar korkuyorum açıkçası." diye fısıldadı. "Daha on iki yaşında ve kurduğu planlara bak."

"Küçükken Leonis onu sinir ettiğinde Leonis'in yatağına bahçeden topladığı solucanlara koyuyormuş. Ben yeteri kadar temkinliyim Heather'a karşı." dedi Ginny de fısıldayarak.

Gülüştüler.

"Bunu nasıl yapmayı planlıyorsunuz parlak zekalar?" dedi Atlas kollarını göğsünde kavuşturarak. "Osborne neye tepki verir?"

Leonis gözlerini kıstı düşünürken. Adelina'yı sinirlendirmekten çok ona eski günlerini hatırlatmalıydı. Ama nasıl?

"Acaba-"

"BULDUM! BULDUM!" Heather, ağabeyinin sözünü bağırışıyla kesmişti. "Abi, buldum. Çok ilkel bir şey ama daima işe yarar."

Leonis kaşlarını kaldırdı. Heather küçük bir kız olabilirdi ama tuhaf bir şekilde aşk ilişkilerinden anlıyordu. "Söyle bakalım."

"Kıskandıracaksın onu." dedi. "Bir kızla ilişki yaşadığını görünce eski zamanlarınız aklına gelecek, senin o kıza öyle davranma olasılığını düşünüp delirecek."

"Bence bu berbat bir fikir." dedi Rafael. "Geri tepme olasılığı çok yüksek."

Leonis birkaç saniye düşündü, sonra yüzünde sinsi bir sırıtış oluştu. "Hayır, değil." dedi. Adelina'nın ne kadar kıskanç olduğunu bilirdi. Sevgiliyken Leonis'in yanına konuşmaya gelen kızlara karşı bile öfkelenir, hemen soluğu Leonis'in yanında alırdı.

Adelina kesinlikle Leonis'in başkasıyla hayatına devam etmesine dayanamazdı. Tıpkı Leonis'in dayanamadığı gibi.

🜲

Leonis meydan okumayı severdi. Tıpkı her Gryffindor gibi. 

İnatçıydı, bir çatışma gördü mü onu kazanmak için elinden gelen her şeyi yapardı. 

Ve şimdi Adelina'yı, onun Adelina'sını, Daniel William'a bırakmayacaktı.

Kolunun altındaki kızın anlattıklarını dinleyerek Büyük Salon'a girdiğinde gözlerini Hufflepuff masasına çevirmemek için kendini zorladı. Hoş, kolunun altındaki kız da Hufflepuff'tı.

Bilerek bu kızı seçmişti. Altıncı sınıf bir Hufflepuff'tı ve bu durum Adelina'yı çileden çıkaracaktı. Bir nevi misilleme yapıyordu Leonis. Gryffindor'dan biriyle çıkan kıza karşılık olarak Hufflepuff'tan biriyle çıkıyordu.

"Öğle yemeğinden biraz erken çıkıp Kara Göl kenarına oturur muyuz?" diye sordu kız, Vera'ydı adı. Masmavi gözlerini kırpıştırarak Leonis'e bakıyordu.

"Bakarız." dedi Leonis. "Ben seni bulurum, olur mu?"

Vera gülümsedi, yanakları aniden pembeleşmişti. "Olur." dedi. "Görüşürüz o zaman?"

Leonis eğilip onun yanağına bir öpücük bıraktıktan sonra Gryffindor masasına doğru ilerledi. Yüzünde bir gülücük vardı. Ginny bu gülücüğe gözlerini devirdi, Adelina'yı gizlice gözetlemekle görevli olan Rafael ise hala Adelina'ya bakıyordu.

"Sen adam olmazsın Leonis Black." dedi Ginny, sarışın çocuk masaya oturur oturmaz. "Yaptığın şey işe yaramadığında çok ağlayacaksın."

"Onu göreceğiz işte." dedi Leonis ve ekmekten bir parça koparıp Rafael'e döndü. "Eee, tepkisi ne oldu?"

Rafael dudak büküp Leonis'e döndü. "Abi yani çok büyük bir tepki vermedi, şöyle bir baktı ve önüne döndü direkt."

Leonis kaşlarını çattı bozguna uğramış bir şekilde. "Nasıl ya?" dedi mırıldanarak.

Öte yandan Hufflepuff masasına kızarık yanakları ile oturan Vera'ya baktı uzun uzun Adelina. Sarışın, mavi gözlü bir kızdı. Dün gece kulağına birkaç dedikodu çalınmıştı elbette onun Leonis ile birlikte olduğuna dair ama açıkçası inanmamıştı.

Ta ki Büyük Salon'a onunla birlikte sarmaş dolaş girene kadar.

İçi içini yiyordu, kendine yalan söyleyemezdi. Leonis'in kollarının arasında olmaya o kadar alışıktı ki şimdi orada başka bir kızı görmek, kendi binasından bir kızı görmek, onu germişti. 

Yine de hiç tepki vermedi. Önüne dönüp kahvaltısını etmeye devam ederken Jade "Demek doğruymuş ha, Vera ve Black?" demişti.

"Bizi ilgilendirmez." dedi Adelina öfkesini içinde yok etmeye çalışarak.

Jade, Adelina'ya sorarcasına baktı. "Bizi ilgilendirmez mi sahiden?" diye sordu. "Adel, kendini veya başkalarını kandırmaya çalışabilirsin ama kimse görmezken ona nasıl baktığını görüyorum." 

Pembe saçlı kız elindeki çatalı tabağın içine bıraktı. "Ne fark eder Jade?" dedi. "Bana neler dediğini biliyorsun."

"Evet, orası biraz kötü." diye mırıldandı kız. "Neyse canım, yapacak bir şey yok."

Adelina kahvaltı masasından kalktıktan sonra onunla aynı anda kalkan Daniel'ı gördü ve gülümsedi. 

Daniel iyi bir çocuktu. Başarılı bir büyücü, yetenekli bir Quidditch oyuncusu ve sevecen bir sevgiliydi. Fakat Adelina için bir Leonis değildi. Kimse bir Leonis olamazdı ki! 

Onun yanında hissettiği o yürek çarpıntısını, devamlı gülümseme isteğini ve ona duyduğu hayranlığı kimseye hissetmiyordu. Ama bu sorun değildi, Adelina o doludizgin hisleri yaşadığında geriye koca bir kalp kırıklığı kalmıştı.

"Günaydın." dedi Daniel onun elini tutarken.

"Günaydın." 

"Bugün antrenman var, gelip izlemek ister misin?" Daniel'ın sorusuyla gözleri bir noktaya daldı. Önceden hep Leonis'in antrenmanlarını izler, onu desteklerdi.

"Bilmem ki," dedi. "Olur. Saat kaçta?"

"Ben seni bulurum." Daniel ona gülümsedi. Yeşil gözleri parlıyordu. 

Adelina, Daniel ile vedalaşıp dersliğine giderken koridorun kenarında konuşan Leonis ve Vera'yı gördü, gördüğü gibi de başını çevirip yoluna devam etti.

Leonis bu atağın da elinde patlamış olmasının verdiği sinirle Adelina'nın arkasından baktı birkaç saniye.

🜲

Adelina, Quidditch sahasına girip tribünlere ilerlediğinde bir kişiyle daha karşılaştı ve kaşlarını çattı. Vera, cüppesine sarılmış tribünde oturuyordu.

"Adelina?" dedi Vera onu görünce. "Senin ne işin var burada?"

"Erkek arkadaşımı izlemeye geldim." dedi Adelina. Sonra yutkunarak "Sen peki?" diye sordu. Oysa neden geldiğini çok iyi biliyordu.

Vera gülümsedi. "Leonis için geldim."

"Hımm." dedi genç kız onun yanına otururken. Önceden ne kadar Quidditch'ten hoşlanmasa da Leonis'i izleyebilmek için sahaya gelirdi. Sırf onun süpürge üzerindeki karizmatik halini görebilmek için. "O mu davet etti?"

"Hayır, ben öylesine geldim."

Adelina gülümsedi keyifle. Her seferinde Leonis'in onu elinden tutup hadi ama Adel, benim için gel diyerek Quidditch sahasına sürüklemesi aklına gelmişti. 

Vera davet edilmemişti ama Adelina her seferinde davet edilmişti.

Antrenmanları başladığında Vera iç çekerek "Çok yakışıklı gözüküyor." dedi. "Takım Kaptanı ya, herkesin gözü onda. Çok havalı."

"Öyle." dedi Adelina. Gözleri bir anlık Leonis'i bulmuştu. Sarı dalgalı saçları parlıyordu en uzaktan bile. Güneş gibiydi. Adelina'nın güneşi.

Ona bakarken saçlarına dokunuşu aklına gelmişti. Leonis'in gri gözlerindeki yalnızca kendisinin yanında oluşan mutluluk pırıltıları da aklına gelmişti.

Ateşe değmiş gibi gözlerini ondan çekip Daniel'a çevirdi. Daniel elinde Vurucu sopası, Leonis'in verdiği direktifleri dinlerken oradan oraya uçuyordu.

"Leonis Black'in benimle çıktığına inanamıyorum, çok şanslı olmalıyım." dedi Vera saf bir neşeyle.

Adelina yanındaki kızı öldürmek istediğini hissediyordu. Kendini tutmasa ters bir cevap verecek ve yanındaki kıza laf sokacaktı. Yapmamalıydı, bu doğru değildi.

Kendisini bu kadar aşağılayan bir erkeğe bu kadar aşık olması bir yana onu bu şekilde kıskanmamalıydı.

Bir gözü tribünlerde olan Leonis takım arkadaşlarına direktif verirken diğer yandan Adelina ve Vera'nın yan yana konuşmasını izliyordu. 

Vera'yı buraya çağırmamıştı, kız kendisi peşine takılıp gelmişti ve ilk başta Leonis buna sinir olmuştu. Peşinde devamlı yavru köpek gibi dolaşacak mıydı bu kız?

Fakat sonra Adelina tüm ışığını etrafa saçarak sahaya gelmiş, tribünlerde Vera'nın yanına oturmuştu. Ve onlar konuşmaya başlamışlardı. Bu durum Leonis'in zihninde bir ampulün yanmasına neden olmuştu.

Keyifle sırıtarak elindeki Quaffle'ı çembere doğru attı, Parker tuttuğunda "Güzeldi Parker!" diye seslendi ona ve süpürgesinin yönünü değiştirip Daniel'a doğru uçtu.

"Hey Dan!" diye seslendiğinde Daniel'ın yeşil gözleri ona döndü. Tribünlere bakarak "Kız arkadaşlarımız iyi anlaşıyor sanırım." dedi. Adelina'yı onun kız arkadaşı olarak anmak tiksinçti ama yapabileceği bir şey yoktu şimdilik.

Daniel da tribünlere baktı. "Evet, sanırım." dedi. "Zaten aynı binadalar, iyi anlaşıyor olmaları normal değil mi?"

"Öyle tabii." dedi Leonis, sonra Daniel'a verebileceği en samimi gülümsemeyi vererek "Baksana, madem öyle, niye bu hafta sonu olan Hogsmeade gezisinde çifte randevuya çıkmıyoruz?" diye sordu.

Daniel kaşlarını çattı. "Biz mi?"

Leonis omuz silkti. "Neden olmasın? Sen benim takım arkadaşımsın ve kafa çocuksun. Eh, Osborne ve Vera da iyi anlaşıyor gibi... Güzel bir değişiklik olur."

"Adelina ve sen-"

"Sorun olur mu?" diye sordu Leonis, süpürgesini daha sıkı tutmuştu sinirinden. "Yani benim için sorun yok, ikimiz de yolumuza baktık sonuçta."

Daniel şüpheyle Leonis'e baktı bir anlığına ancak sonra "Tamam." dedi. "Birlikte Üç Süpürge'de takılırız."

Leonis gülümsedi. İçten içe zafer çığlıkları duyulabiliyordu. "Süper." dedi. "O zaman iki gün sonra görüşürüz."

──────────────────

Leonis gittiğin yol, yol değil ben sana söyliyim de uyarmadı deme.

Bu arada hepiniz Leonis'e sövüyorsunuz eyvallah sövülecek bir tipleme zaten dsjkfsdfk

Ama onu da anlamaya çalışın. Adelina'ya karşı olan tüm hislerini içinde baskılıyor çünkü bunun olmaması gerektiğini düşünüyor ve kendisinin de dediği gibi: "pişman olduğum için kızgınım." 

Yani ne kalabiliyor ne gidebiliyor. Gitse bile geri dönüyor. İki ucu boklu değnek yaşadıkları, ileride göreceksiniz anlayacaksınız.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum, Leonis'in kıskandırma çabası işe yarayacak mı hepimiz bir sonraki bölümde göreceğiz.

Öppptüüm.

Audris Impavi | 23.05.2021

Seguir leyendo

También te gustarán

94.6K 12.2K 43
sınıfta milandan nefret eden barış, bir gün hoşlandığı oyun partnerinin milan olduğunu öğrenir. texting
178K 14.6K 27
Tamamen Hayal Ürünüdür.
103K 9.3K 24
İki yeni mesaj! Batu: ooo spora mi gittin foto at cabuk Efe: *fotoğraf* .. Arda: selam Efe bugunki biyoloji notlarini atar misin derse gelemedim de E...
12.6K 429 9
𝗠𝗶𝗻𝗶 𝗕𝗶𝗿 𝗞𝗶𝘁𝗮𝗽𝗱𝗶𝗿 ---------------- 𝐷:𝑆𝑒𝑛𝑖 𝑆𝑒𝑣𝑖𝑦𝑜𝑟𝑢𝑚 𝐴:𝑁𝑒 𝐺𝑜𝑧𝑙𝑒𝑟𝑖𝑛𝑒 𝑏𝑎𝑘𝑎𝑟𝑎𝑘 𝐷:𝐷𝑢𝑦𝑑𝑢𝑛. ...
Wattpad App - Desbloquea funciones exclusivas