Pinokyo | Texting |

By thisworldisdramatic

4.2K 608 3K

"Gözlerin öyle kırgın bakarken bana Pinokyo'nun ben olduğunu söyleyemezsin." "Pinokyo olan ben değilim." "Ona... More

1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
34
35
36
37
38
39
40
41
42
Final
Son Söz

33

29 7 35
By thisworldisdramatic

"Sakın bana yaklaşayım deme anne."

Deniz'in konuşması işe yaramazken Zuhal Hanım elindeki, özenle ütülediği çiçek desenli elbiseyi kızının yatağına bıraktı ve ellerini beline yerleştirip kaşlarını çattı. "Bu elbise giyilecek o kadar."

Deniz sinirle burnundan solurken açık penceresinin kenarına gidip pervaza bacağını attı, bir yandan da camı tutuyordu. "Bak yeminle kendimi camdan aşağı atarım. Giymem ben bu küfür gibi olan elbiseyi."

Zuhal Hanım mümkünmüş gibi daha çok kaşlarını çatarken şalterleri atmak üzereydi. Makyajını yarıda bırakan Ceylan gövdesini kapının kenarına dayayarak çekirdek ailesine gülümsedi. "Şu mübarek Ramazan'da, saat sabahın yedisinde bir elbise için kavga eden tek insanlarsınız benim minnak ailem."

Zuhal Hanım ani bir baş hareketiyle büyük kızına dönüp burnundan soludu. "Senin bu salak kardeşin bayram gününde eşofmanla misafirliğe gitmeyi planlıyor Ceylan."

Ardından kafasını tekrar Deniz'e çevirdi. "Sen beni çıldırtacak mısın kız? Sen beni hasta mı edeceksin? Sen beni yakında huzurevine de yatırırsın he!"

Deniz bıkınlıkla soludu ve bağırmamaya özen göstererek yakındı. "Ya ne alaka? Ne alaka?"

Ceylan kahkaha atarak kendi odasına dönerken Zuhal Hanım keçi inadına tutunmaya devam ederek işaret parmağıyla elbiseyi gösterdi. "Ya bunu giyer bizimle dışarı çıkarsın ya da seni bu odaya kilitler, bir hafta bu enik yuvasında kalırsın. Seç bakalım şimdi küçük çıyan."

Deniz ağlayacak gibi olurken gözlerini aşağı çevirdi. "Kadına kendimi aşağı atarım diyorum o da bana bu elbiseyi giyeceksin diyor."

Gözlerini hızla annesine çevirdi ve bu sefer pencerenin açık olmasını umursamadan biraz yüksek sesle bağırdı. "Bu elbise benim canımdan daha mı değerli kadın? Hem sen benim gül gibi odama nasıl enik yuvası dersin?"

Zuhal Hanım sinirli ifadesini bozmadan cevap verdi. "İçeride köpek yaşıyor. İnsan yuvası mı deseydim?"

Deniz daha fazla dayanamayıp tekrar aşağı baktı. "Yok valla dayanamıyorum. Atacağım kendimi."

Zuhal Hanım, kızının arkası kendisine dönük olduğundan fırsattan istifade ederek bir anne köpeğin yavrusunun ensesinden yakalayıp sürüklemesi gibi genç kızı tutup geri çekti ve direkt pencereyi kapadı. "Şimdi ben hazırlanmaya gidiyorum. İçeri geldiğimde elbiseyi giymemiş olursan..."

Elleriyle duvarları işaret etti. "Seni şu duvardan alır diğer duvara çarparım. Çuvala koyar üzerinde tepinirim güzel kızım."

Zuhal Hanım tehlikeli bir şekilde sırıtırken artık pes etmiş olan Deniz tüm öfkesini kustu. "Sen zebanisin, zebani. Allah seni benim başıma zebani olarak seçmiş. Başka açıklaması olamaz. Seni en yakın zaman tımarhaneye yatırıp bu evden kaçacağım. Bilet alıp Güney Kore'de yaşayacağım. Bak görürsün."

Zuhal Hanım kafasını ağır ağır aşağı yukarı salladı ve kızını kâleye almayarak kapıya ilerledi. "Tabii tabii. Güney Kore'ye taşınıp o yedi oğlanla falanda yaşarsın. Bak hemen gittin."

Zuhal Hanım arkasına dönüp pencereden gökyüzünü gösterdi. "Bak, bak. Uçağında uçuyor."

Deniz'in dudakları titrerken ağlamak üzereydi. Resmen bunak annesi onunla dalga geçiyordu. "Sen işine bak moruk. Beni sinirlendirme."

Zuhal Hanım odadan çıkmadan önce eline aldığı terliği Deniz'in gövdesine fırlatıp hıncını almış oldu. Onların tartışmasını duyan Ceylan ise gözlerinden akan yaşlarla kahkahalarını durdurmaya çalışıyordu.

Deniz burnunu çeke çeke zorlukla elbiseyi giydiğinde eteğin dizlerinin bir parmak üzerine çıkması bile fenalık geçirmesi için büyük bir sebepti. Aynaya bakmamaya özen göstererek dirseğini dolabına yaslayıp, sol eliyle alnını örttü. "Allah'ım şu mübarek günde anamın bana yaşattığı şu zor duruma sırf senin için katlanıyorum yeminle. Yoksa çekilecek çile değil. Al beni kurtar şunların elinden Yüce Rabbim."

Dolaba yaslanmayı bırakıp semaya ellerini açtı. "Allah'ım bir de bugün mübarek gün ya acaba diyorum beni bir zengin mi eylesen. Çok güzel olurdu aslında. Çok, çok güzel olurdu yani."

Kardeşini sessizce izleyen Ceylan gülmemek için dudaklarını kemirerek kafasını iki yana salladı. Derin bir nefes alıp konuştu. "Anneme deli diyorsun ama asıl sen kafayı yemişsin küçük aslan."

Deniz, ablasına yakalandığı için, içinde gizli bir utanç krizi yaşarken kaşlarını çattı. "Utanmaz kadın. İnsanın mahremine girmeye utanmıyor musun?"

Ceylan kardeşinin sözlerine karşılık gözlerini devirdi. "Çok konuşuyorsun. Ceketini giyde çıkalım hadi."

Deniz yenilmişlikle omuzlarını indirdiğinde artık elbiseyle dışarı çıkacağını kabullenmişti. Her bayram bu eziyete katlanmak zorunda mıydı gerçekten?

Ceylan hazır bir şekilde annesiyle önden giderken ceketini giyen Deniz kafasını kapıya dayadı ve mırıldandı. "Allah'ım ne kadar çok acı var."

İlk gidecekleri yer Perilerdi. Çünkü Deniz'in annesi Zuhal Hanım ile Peri'nin annesi Kiraz Hanım kuzen olduğundan ziyaret edecekleri her misafir ortak akrabalarıydı. O yüzden her bayram her eve beraber uğrarlardı.

Ceylan ve Zuhal Hanım önde neşeyle konuşarak ilerlerken Deniz büyük bir depresyon eşiğinde omuzları düşük hâlde ailesini takip ediyordu. Düğüne gitmek zorunda kalan küçük bir çocuk gibiydi. Düz, kahverengi saçları mavi ceketinin üzerinde dağınık bir şekilde yön bulmuş, makyajsız yüzü güneşle parıldıyordu. Çiçekli beyaz elbisesi ve ayağındaki beyaz spor ayakkabılarla oldukça güzeldi ama Deniz için güzellik umrunda değildi. Onun için en önemli şey rahat olmaktı ve şu an hiçbir şekilde kendini rahat hissetmiyordu. Eteğini eliyle çekiştirmekten iflahı çürümüştü.

Şeyhanlı ailesi Sel apartmanına vardığında kapıda dikilen Peri ve Poyraz ile karşılaştılar. İkisinin de suratı sirke satıyordu.

Peri ve Poyraz, Ceylan ve Zuhal Hanım ile bayramlaşırken Deniz annesine doğru konuşmuştu. "Siz çıkın ben birazdan gelirim."

Ceylan kafasını sallayıp binaya girerken Zuhal Hanım yine kaşlarını çatmıştı. "Sakın eve kaçayım deme."

Deniz bıkkınlıkla derin bir nefes verdi. "İstersen boynuma tasma takta öyle yanında gezdir beni anne."

Zuhal Hanım gözlerini devirip tehdidinin yerini bulduğunu düşünerek kızının peşinden binanın merdivenlerine yöneldi.

Peri sırıtarak arkadaşına döndüğünde kaşlarını kaldırıp indiriyordu. "Yine elbise giymemeye diretip kadının ayarlarını bozdun değil mi?"

Deniz öfkeyle Peri'ye baktı. "Asıl o benim ayarlarımı bozdu kızım. Elbiseden nefret ediyorum diyorum zorla bana giydirmeye çalışıyor. Hayır, ben mi Türkçe konuşmuyorum ki anlamıyor ya? Valla delirtecek bu kadın beni."

Peri kafasını iki yana sallayıp cevap verdi. "Kadın senin biraz kız gibi davranmanı istiyor Deniz. Yoksa sen bu erkek tavrınla evde kalır, anneni çıldırtırsın bak."

Deniz daha ağzını açıp cevap veremeden ileriden biri konuşmaya dahil oldu. O biri Ilgaz'ın ta kendisiydi. "Ben varken Deniz'in evde kalma gibi bir ihtimali asla olamaz."

Ilgaz gençlerin yanına geldiğinde gözlerinin hedefi direkt Deniz'in gözleriydi. "Eğer leydim evde kalmaktan sıkılıp evlenmek isterse ben her zaman burada hazır olacağım."

Poyraz baygın bir şekilde gözlerini devirdi. "Allah'ım dünyadaki tüm aşkı bu çocuğa mı verdin ki kızın etrafında alev alev dolaşıyor ya? Vallahi gınağa geldi."

Peri, Deniz ve Ilgaz'ı izlemekten memnunken Poyraz'ın olumsuz yorum yapması sinirini bozmuştu. O yüzden aralarındaki boğucu sessizliği sonunda bitirip ona hitaben konuştu. "Sen ne anlarsın zaten kütük? Az biraz bakta örnek al sevmek nasıl oluyormuş. Biraz beyefendilik öğren."

Poyraz, Peri'nin konuşmasıyla kalbine çöken arsız sıkıntıdan bir anda kurtulurken bunun için çok mutluydu. Ama belli etmedi, genç kızın kendisiyle konuşması niye onu bu kadar rahatlatmıştı sorgulamadı. Artık eski Poyraz ve Peri ikilisi olma zamanı gelmişti. "Sen sus paçoz. Sana konuşma hakkı verdim mi?"

Peri kaşlarını daha çok çatarak cevap verdi. "Ben senden izin aldım mı ki kendini beğenmiş küçük hava esintisi?"

"Beni çıldırtma küçük yaratık. Senin saçını başını yolarım."

"Hadi ya. Bir dene bakalım ne yapıyorum sana?"

"Ne yaparsın tipine tükürmek istediğim çirkin şey?"

"Ağzınla burnunu yer değiştiririm yemin ediyorum. Düzgün konuş."

"Bana diyene bak hele."

Poyraz ve Peri eski hâllerine dönerek kenarda tartışırlarken Ilgaz'ın dikkati sadece Deniz'deydi. Deniz'de aptal ikiliyi umursamayacak kadar depresyondaydı. Gözleri ilgisizce genç oğlanın parıldayan gözlerinde geziniyordu.

Ilgaz otuz iki dişini göstererek gülümserken Deniz'in üzerindekilere baktı. "Elbise çok yakışmış bence. Üzülme o yüzden."

"Üzülmüyorum ki."

Ilgaz tebessüm etti. "Çocukluğundaki gibi olmuşsun aynı. Sadece elinde pamuk şeker eksik."

Deniz bugün ilk defa gülümseyip gözlerini kaçırarak sokağa baktı. "Senin içinde aynı şeyler geçerli. Sanki zorla takım elbise giydirilmişte düğünden sıkılıp mahalleye top oynamaya gelmiş bir çocuk havası var."

Deniz kafasını ileriye uzatıp etrafı süzdü. "Şuraya bir yere de ceketini saklamış olabilirsin bak."

Ilgaz küçük bir kahkaha atarken elleriyle kırmızı papyonunu düzeltti. Bayrama özel üzerinde siyah pantolon, beyaz bir gömlek ve özellikle giymek istediği kırmızı papyonu vardı. Genç oğlan eliyle papyonu gösterirken konuştu. "Kayra'nın doğum günündeyken papyonları ve kravatları sevdiğini duymuştum. O yüzden giydim. Yakışmış mı?"

Deniz gülerek kafasını salladı. Sanki şu an çocukluk yıllarına dönmüş, tüm kötülüklerden habersiz sıradan iki çocuk gibi konuşuyorlardı. "Yakışmış. Sadece beyaz karanfillerin eksik."

Ilgaz'ın annesinin bir çiçek dükkanı vardı. O yüzden küçüklükten beri çiçeklerle büyümüş, hep bitkilere ilgili olmuştu. Bayram zamanları annesinden izin ister, alabildiği kadar karanfil alır ve karşılaştığı kadınlara verirdi. İnsanların gülümsemelerini görmek ve onların kendisine sevgiyle bakıp teşekkür etmeleri kendisini mutlu ederdi. Karanfillerin arasından beyaz olanı özellikle saklar Deniz'e verirdi. Çünkü Deniz'i sevdiği gibi beyazı da severdi.

Ilgaz gülümseyip arkasında sakladığı beyaz karanfili pembeleşmiş yanaklarıyla Deniz'e uzattı. "İyi bayramlar arkadaşım."

Deniz son zamanlarda hiç gülümsemediği kadar gülümseyip çocukluklarında kalan bayram geleneğini yerine getirdi. Beyaz karanfili eline alırken cebinden çıkardığı çikolatayı Ilgaz'a uzattı. "İyi bayramlar arkadaşım."

Ilgaz sonraya saklamak istediği için çikolatayı cebine koydu va bakışlarını muziplikle Deniz'e dikti. "Ee, ben senden büyüğüm elimi öpmeyecek misin?"

Deniz gözlerini devirip kafasını iki yana salladı. "Tabi ki de öpmeyeceğim. Alt tarafı benden beş ay büyüksün."

Ilgaz kınayıcı bakışlarını Deniz'e atıp ardından yine muzip bir şekilde gülümsedi. "Sen büyüklerinin elini öpmeyerek yaramaz bir çocuk olabilirsin ama ben küçüklerin gözlerinden öperek hayırlı bir çocuk olacağım."

Söylediklerinin ardından genç oğlan Deniz'e doğru bir adım atıp belini eğerek genç kızın kendiliğinden kapanmış gözlerine iki öpücük kondurdu.

Ilgaz geri çekildiğinde en az Deniz kadar şaşkındı. Az önce ne olmuştu?

Ilgaz kaşlarını kaldırıp şaşkınlıkla sordu. "Az önce ben seni öptüm mü?"

Deniz şaşkınlığından çoktan kurtulmuş omzunu silkmişti. "Evet."

Ilgaz daha çok dehşete düşerken kalbinin göğsüne sığmadığını hissediyordu. "Ben sanmıştım ki beni itersin, bende öpemem. Ama..."

Ilgaz elini kaldırıp dudaklarına dokundu. Kahverengi gözleri kocaman olmuştu. "Ama ben seni öptüm. Hemde gözlerinden."

Deniz baygın bir bakış attı Ilgaz'a. "Sanki gökteki yıldızı öptün aptal çocuk. Abartma."

Ilgaz derin düşüncelere dalarken kalbi ve beyni daha fazla bu heyacana dayanamamış ve bayılmıştı. Evet, evet. Cidden bayıldı.

Deniz şaşkınlıkla kollarıyla Ilgaz'ı tutmaya çalışırken ikisi birlikte yere kapaklanmış, Deniz'in kolu yanında boylu boyunca yatan Ilgaz'ın altında kalmıştı.

Deniz birkaç saniye kendine gelemeyip az önce olanı idrak etmeye çalıştı. Ardından her şeyi anlayınca kafasını iki yana sallayıp gözlerini gökyüzüne çevirdi. "Gerçekten aptal bir çocuksun sen Ilgaz."

💜

Bu bölüm gerçekten bayrama özel oldu. Umarım bölümü okurken eğlenmişsinizdir. Ben eğlendim şahsen.

#teamılgaz

#teampoyrazveperi

#teamdeniz

#teamzuhalhanım

#teamceylan

Smöaöaöaöaöqöqlql


Continue Reading

You'll Also Like

353K 22.7K 34
dincerkoral: Talibim dincerkoral: Ödemeyi nasıl hallediyoruz? (17:47) efnn.art: Anlamadım, ne demek istiyorsunuz? (17:56) dincerkoral: Son yaptığın...
409K 17.8K 37
Arkadaşınız yerine okulun sahibine mesaj attığınızı bir düşünün...
1.3M 74.5K 37
Arkadaşına yardım etmek isterken yanlış numaraya mesaj atan Alara. Arda: Ben Arda değilim. Siz: Ne? Arda: Öyle işte Arda değilim. Siz: Kimsin lan o z...
772K 35.3K 49
05**:Seni bırkamak benim için intiharla eş değer. Bu ihtimali kafandan sil. 05**:Sen benim yaşam kaynağımsın ve seni kazanmak için nelerden vazgeçeb...
Wattpad App - Unlock exclusive features