Lali's Platonics

By -Pleione

42.7K 3.8K 1.5K

[texting+düzyazı] Jeon, iki yıldır platonik olduğu Lalisa'ya yazmaya karar verir. Peki ya sonrası? Lalisa Man... More

1,You Can't Notice Me
2,You Are So Confused ...
3,I'm Getting Used To You
4,I Am Waiting You
5,Meet
6,You Are Precious
7,I Want To Bite Your Cheeks
8,I Am More Handsome
9,Who İs That Lucky Girl?
10,Who Said?
11,Smile
12,Cinema
13,Dreams
14,My Hope
15,Game over
Animal Sitter
16,My Eyes Are Sleeping
17,Jungkook?
18,Mysterious girl
19,Why?
20,Poppy flower
21, Feeling
Patisserie
22, Isn't It Time?
23,Not Today
24,Holiday
26,True Happiness
27,Past
28,Like Our Hearts
29,Graduation?
30,Our Eternity

25,Jeju

1K 99 208
By -Pleione

Normalde bölümü atmazdım ama zaten bu bölüm lalisa_leo_lego için. Geçen bölüme sayamayacağım kadar yorum yaptı ve en çok yorum alan bölümdü. Buda ona teşekkür hediyem.

Mutlu bayramlar geçirmeniz dileğiyle...

35 oy, 40 yorum

Keyifli okumalar✨

2 Hafta Sonra...

Lalisa'dan

Kapının önünde hazır bir şekilde hepimiz Chae'yi beklerken, artık gerçekten saatin ilerlemesi ile biraz fazlaca bağırmıştım.

"Lanet olsun Chaeyoung! Geç kalıyoruz!"

"Tanrım sakin olun! Yetişiriz!"

Onun bu rahatlığı hepimizi öldürecekti. Uçak bir saatten az zamanda kalkacaktı ve biz hâlâ evden çıkamamıştık. Chae'yi bırakıp gitme fikri aklımın bir köşesinde duruyordu.

"Geldim, hadi gidelim!"

Hepimiz arabaya yerleştikten sonra Jisoo Unnie havaalanına doğru sürmeye başlamıştı. Zaman geçirmek için telefonuma indirdiğim oyunu açtığım sırada Jungkook'un aradığını gördüm. Onunla arama mesafe koymalıydım. Diğer türlüsü hislerimin önüne geçmenin aksine, daha da kuvvetlendirirdi.

"Lisa, aç artık şu telefonu iki saattir çalıyor!" Jen Unnie'nin uyarması ile boğazımı temizleyip aramayı cevapladım.

"Lali? Neredesiniz, anonslar yapılıyor."

"Yaklaşık beş dakikaya orada oluruz, az kaldı."

"Pekâlâ, dikkatli ve hızlı gelin, siz gelemezseniz hem paramız hem tatilimiz çöp olacak."

"Olmaz olmaz, kapat hadi, az sonra görüşürüz."

Telefonu kapattığımda neden bu kadar kafamı karıştırdığını düşünmeye başladım. Hem aşık olduğum biri var diyordu, hem de bana gereğinden fazla samimi davranıyordu. Belki de ben yanlış anlıyordum. Amacı sadece arkadaş olmaktı fakat benim duygularım ona karşı farklı olduğu için istediğim gibi görüyordum.

"Kızlar, buradan sonra valizleri alın ve tabana kuvvet koşun!"

Jisoo Unnie arabayı durdurur durdurmaz hepimiz bir hışımla inmiş ve valizlerimizi almıştık. Havaalanının içine girdiğimizde güvenlik ve pasaport kontrolünden geçmiştik ki, kılı kılına yetişmiştik. Çocukları yolda yakaladığımızda hepimiz nefes nefeseydik.

"Kızlar sonunda teşrif edebildiniz. Kimse kusura bakmasın ama gelmeseydiniz ben giderdim. Sizin odaları da kullanır rahat rahat tatilimi yapardım. Dur ya, cidden keşke gelmeseydiniz!"

"Kapa çeneni Taehyung, sanki biz çok meraklıyız geç kalmaya! Rosé hanım ve biricik sandaletleri yüzünden geç kaldık!" Jennie Unnie Tae'ye doğru cırladığında Taehyung bir iki adım geri gitti.

"Kumsalda botlar ile mi gezmemi bekliyordunuz?!"

"Tamam sakin olun ve uçağa binin attık. İnince tartışmaya devam edersiniz." Uçağa bindiğimiz sırada Jhope, Jennie ve Taehyung'un tartışmasını yatıştırmaya çalışıyordu. Tanrıya şükür ki, Uçakta koltuklarının arasındaki mesafe fazlaydı. Yoksa yol hiç çekilmez olurdu. Ben ise Rosé ve Jungkook'un arasında oturuyordum. Jungkook yanımda olduğu için gergin olsam da, Rosé diğer tarafımda olduğu için mutluydum. Ancak bu mutluluğum kısa sürmüştü çünkü gördüğüme göre Jimin Rosé'nin yanında oturuyordu. Bu da demek oluyor ki beni kurtaracak kimse kalmıyordu.

"Lisa? Durgun gibisin biraz? Sorun mu var?"

"Ah, hayır. Sadece biraz koşturduk. Bunun için yorgun görünüyor olabilirim."

"Pekâlâ iyi olmana sevindim. Bir şey olursa bana söyle."

"Tamam, aynı şekilde sende bana söyleyebilirsin."

Aramızdaki ciddiyet kesinlikle ikimizi de rahatsız ediyordu. Bu her şekilde belli oluyordu zaten ama onun her şeyden habersiz bana ayak uydurmaya çalışması, kalbimi bir fena yapıyordu. İstediğim bu değildi, sevgilim olarak yanımda oturabilirdi diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorudum. Ayrıca kalbindeki kızı da oldukça merak ediyordum. Derin bir nefes aldım ve bu düşüncelerin tatilimi mahvetmemesi için rafa kaldırdım.

En azından tatilin keyfini çıkarmak için istediğim gibi davranacaktım. Kore'ye geri döndüğümde kafamı bunlarla meşguldü edebilirdim fakat şuan olmazdı. Jeju adasına ilk defa gidiyordum ve zehir olmamalıydı. Uçuş süresi çok uzun olmadığı için yanımda getirdiğim kitabımı çıkardım ve kelimelerin beni hapsetmesine izin verdim.

Uçuş Sonrası, Jeju adası

"Aman tanrım şuranın havasına bakın!"

Uçaktan inmiştik ve otelimizi bulmak için uğraşıyorduk. Tabi Chae hariç. Çünkü sürekli fotoğraf çekinip etrafın ne kadar güzel olduğu ile ilgili kafamızı ütülüyordu.

"Sanırım geldik."

"İsterseniz biz resepsiyonda işleri halledelim, siz burada bekleyin kalabalık olmasın." Çocuklara onay verdikten sonra bir süre lobide oturmuş ve neler yapabileceğimizi konuşmaya başlamıştık. Jen Unnie'nin tek derdi havuza gidip fotoğraf çekinmek iken, biz aç karnımızı doyurmayı düşünüyorduk.

"Jennie, sakin ol biraz, önümüzde daha dört koca gün var. Eğer yemek yemezsek, açıklıktan öleceğim."

Jisoo Unnie'yi kafam ile onayladığımda kızıla yeni boyattığı saçlarını geriye doğru savurmuş ve eliyle kendine yelpaze yaparak arkasına yaslanmıştı.

"Odalar hazır, kızlar sevgilisi ile kalıyor, Lisa ve Jisoo, sizde beraber kalıyorsunuz."

"Bize uyar, karımla baş başa kalmıyorduk zaten." diyerek Jisoo'ya göz kırptım.

"Ohoo bunlar bizi ayakta uyutuyor arkadaş!"

"Artık yemek yemeğe gidelim lütfen yakışıklı yüzüm ve ben burada solduk açlıktan!"

Odalara çıktıktan sonra ılık bir duş almıştım çünkü terden yapış yapış olmuştum. Herkesin restoranda buluşmasın karar vermiştik.

"Lisa! Hadi gidelim midem sırtıma yapıştı!"

Üzerimi giyinip çıktığımda saçımı kurutmama gerek yoktu ki zaten neredeyse yarısı kurumuştu bile. Ayrıca ortaklaşa aldığımız karar ile yemekten sonra sahile gidecektik.
Gelmeden önce aldığım terlikleri giydiğimde odanın anahtar kartını da alıp çıkmıştık.

Jisoo Unnie asansör beklemek istemediği için merdivenlerden iniyorduk. Aynı zamanda duvarlara astıkları tabloları eleştiriyorduk. Açık olmak gerekirse bu oldukça eğlenceliydi çünkü Jisoo Unnie oldukça yaratıcı yorumlar yaparak ikimizi de güldürmeyi başarıyordu.

"Sonunda yemek kokularını alabiliyorum. Hızlı ol Lisa sabahtan beri aç aç geziyorum zaten!"

Restorana giriş yaptığımızda zaten kalabalık olan grubumuz hemen kendini fark ettirmişti. Onlara doğru ilerlediğimizde bir şey konuştuklarını farkettim ancak Jennie Unnie'nin bizi işaret etmesi ile sustular.

"Bizsiz başlamışsınız." Jisoo Unnie yalandan sitem edip Jin'in yanındaki sandalyeye kuruldu. Masaları birleştirmişlerdi bu yüzden gelen geçen bize ve grubumuzun büyüklüğüne bakıyordu.

"Lisa sende Jungkook'un yanına geç, senin için tabak hazırladı. Jin hepsini mideye indirmeden ye." Küçük bir gülümseme sunup benim için ayırdıkları yere oturup Jungkook'a döndüm.

"Teşekkür ederim, gerek yoktu aslında."

"Sorun değil, sıcak doldurmuşlardı ve turistler pirana gibi saniyesinde yok ediyor." Benzetmesine gülüp yemeğe dönmüştüm. Yiyecekleri mideme gönderdiğim zaman ciddi manada açıktığımı hissetmiştim ve aç karnımı doyurmak kadar güzel bir şey bilmiyordum henüz.

🌊 🌊 🌊


Eğlenmek ve güneşlenmek için sahile gelmiştik fakat burada da Tae ve Jennie'nin küçük tartışmaları bitmiyordu. Şimdi de şezlong kavgası yapıyorlardı.

"Taehyung, bırak işte, inadına burayı istediğini biliyorum. Sevgilim şu gıcık arkadaşına bir şey söyle yoksa elimden bir kaza çıkacak."

Yoongi ikisini ayırmaya çalışırken oldukça bıkmış görünüyordu. Jennie ile uğraşmak hiç kolay olmazdı ve o bunu bilerek onunla sevgili olmuştur diye tahmin ediyordum.

"Haydi bırakın kavgayı herkes denize!"

Usulca ve alıştırarak ayağımı denize sokmuştum. Yavaş yavaş ilerlerken arkamda ki soğukluğu hissetmem ile bağırdım.

"Sakin ol, sadece su attım."

"Jungkook dondum burada nasıl sakin olabilirim şaka mısın!?"

"Seninle işimiz var o zaman. Kapat gözlerini."

Tam ona neden böyle dediğini soracakken vücudumun su ile buluşmasıyla lafım bölündü.

"Lanet olsun Jeon! Seni bitireceğim!"

Beni bırakıp ileri doğru yüzmeye başladığında peşinden gittim fakat gözüme su kaçtığı için iyi göremiyordum. Kulağıma da şu kaçmıştı bu yüzden yüzemiyordum. Gözlerimi birkaç kez ellerim ile ovaladığımda görüş açım netleşmişti. Etrafa baktığımda bizimkileri göremediğim için kumsala baktım. Hepsi şezlonglara oturmuş ve başka şeyler ile ilgileniyordu. Neler olduğunu sormak için bende o tarafa doğru ilerlediğim sırada ayağımın yosuna takılması ile durdum. Lanet yosunlardan nefret ederdim ve midemi bulanırırdı.

Yosundan kurtulmaya çalışıren bir çığlık sesi duydum.

"Aman tanrım! Bir köpek balığı!"

Gözlerim korku ile açıldığında yosundan daha hızlı kurtulmaya çalışıyordum. Aynı zamanda etrafı kontrol etmeye çalışıyordum ve sahilden çığlık sesleri yükseliyordu.
Aniden arkamı döndüğümde tam da buraya yaklaştığını gördüm.

"Çocuklar! Yardım edin! Jungkook!"

Onlar bana korku ile bakarken kimsenin yanımda gelmeyeceğini düşündüm.

"Kıpırdasanıza! Öleceğim, tanrım öleceğim!"

Continue Reading

You'll Also Like

491 78 10
Jeongin her ne kadar aşırı soğuk, herkesten uzak, okulun en bilinmez çocuğu olsa da bir cinayet işleyecek kadar ileri gidebilir miydi? ! Bu kitapta...
48.5K 2.7K 33
Gülüşüne hayran kaldım ben kim bilir belki ruhu beni öldürür ❤Lizkook❤ Ödev mazeret
15.2K 1.1K 16
"Cesaretin, kalbimi ısıtıyor ama... bazen sevdiklerimizi korumanın yolu, onları ateşten uzak tutmaktır."
583K 48.5K 46
Adı 'Hayalet Çocuk.'a çıkacak kadar sessiz olan Taehyung'un telefonuna gelen mesaj, okulun en popüler kızı tarafından atılmıştı. started on march 29...
Wattpad App - Unlock exclusive features