🖤🔥🖤
Bu bir yol ola bilirdi. Ama bende o cesaret varmıydı? Var mı?
Yataktan yavaş adımlarla kalkıp salona çıktım. Evde de korumalar vardı. Bu benim işimi aşırı zorlaştırıyordu.
Etrafıma baka baka ilerliyordum. Korumalar belirli saatlerde yerlerini değiştiriyorlardı.
O saate kadar bu işin bitmesi lazımdı.
Aklıma o gelmişti. Nerdeydi. Uyuyormuydu. Öyle olsun allahım nolur.
İşim biraz kolaylaşır bari. Onun odasının yanına yaklaştığımda içimi tuhaf bir heyecan kaplamıştı.
Cesaretimi toplayıp kapının kolunu yavaşca indirdim. Kapının açılmasıyla o koku viğerlerimi parçalamıştı.
Bu yoğun koku aklımı karıştırıyordu. Kendime ayılmak amacıyla tokat atmıştım. Sessiz olmayı da unutmamıştım.
Odada gözüm onu arıyordu. Odası zaten karanlıktı bide siyaha boyamıştı.
Bu yüzden biraz geç bulmuştum onu ama yine de bulmuştum.
Yatakta uyuyordu. Tüm şeytanlığını bırakıp masumca uyuyordu.
Saçları bir birine dolanmış dipsiz kuyuyu andıran gözlerini kapatmış can alan ellerini yanına çekmiş...
Ne diyordum ya ben. Uyuduğuna göre sorun yok . Kapıyı sessizce kapatıp salona indim. Korumalar her yerdeydiler.
Hava soğuk muydu ne. Yoksa ben mi üşüyordum. Ayağımdaki ayakkabımın bağcıklarına düğüm atmıştım.
Koşarken açılırlarsa düşerdim. Yavaş adımlarla adeta siyaha karışıp bahçeye çıkmayı başarmıştım.
Zorluklar git gide artıyordu. Tüm kaçış noktalarımda bir sürü koruma vardı. Ne yapacaktım şimdi.
Bir süre düşündükten sonra aklıma bir fikir gelmişti. Madem kaçış noktalarım kapalı bende normal insan yolundan kaçardlm.
Hem orda daha az koruma vardı. Duvarlara yapışarak korumalara gözükmeden dış kapıya gelmiştim. Şimdi tek zorluk kaldı.
Bu kapıdan çıkmak. Bu kapıdan çıktığım an bütün zorluklarım biterdi. Nasıl çıkardım burdan.
Korumaların yer değiştirme saati gelmuşti galiba. Yerlerini değiştiriyorlardı. Bu fırsatı kullana bilirdim.
Kaçış noktalarımın birinden kaçacaktım. Yavaş adımlarla ilerlerken duyduğum ses kanımı dondurmaya yetmişti.
Efe: olduğun yerde kalıyorsun!!!
Yutkunup arkama bakmıştım. Sinirle bana bakan efeyi görmüştüm.
Önüme döndüğümdüyse kapıdaki korumaların dağıldığını bana yaklaştıklarını görmüştüm.
Ne yapacaktım. Teslim mi olacaktım gücüme güvenip kaçacakmıydım.
Ona tekrar döndüğümde bana yaklaştığını gördüm.
Gücümü toplayıp koşmaya başladım. Adamlar bağırmaya başlıyorlardı.
'Dur bekle gel buraya...'
Ama en çok onun sesi sarsıyordu dünyamı.
Efe: buna pişman olacaksın emin ol.
Gel buraya!!!
Dinlemeden kişmuştum. Bahçe çok büyük olduğu için kapıya varamamıştım.
Biraz daha koştuğumda kapının yanına gelmiştim.
Kolumdan çekilmemle korkum artmıştı. Korumaydı bu.
Hiç düşünmeden adamın erkekliğine tekme atıp kapıdan çıkmıştım.
Arkamdan ordu koşuyordu. Adamlar azaldığında arabalar ortaya çıkmıştı.
Havaya atılan silah sesleri korkutuyordu beni.
Ama pes etmeyecektim. Bu kadar gelmişken pes etmeyecektim. Asla.
Arabanın giremeyeceği dar yerlerden koşuyordum. Bu yüzden adamlar ayaklarıyla geliyorlardı arkamdan.
En başlarında da efe vardı. Havaya durmadan ateş ediyordu. Çok yorulmuştum.
Evden uzaklaşmıştım ama ana yoldanda uzaklaşmıştım.
Koşarak kurtulamazdım onlardan. Yolumu saptırıp tekrar koşmuştum. Nefesim yetmiyor bazende fazla geliyordu.
Ciğerimi hissetmiyordum artık. Biraz daha koştuğumda ana yola çıkmıştım.
Arkamdakiler de azalmıştı. Ama o hala inatla koşuyordu.
Önüme bir araba çıkması için yalvarıyordum. Gelen beyaz arabayı görünce mutluluktan ağlamaya başlamıştım.
Arabanın önüne geçip durması için elimi kaldırmıştım. İçinden çıkana damı görünce şok olmuştum.
Ben: umut?
Umut:eda?
Ne işi vardı onun burda. Neyse zaman yoktu. Nerdeyse yetişeceklerdi bana.
Ama onunlada gidemezdim. Onun da başını yakamazdım.
Ben:umut git burdan hiç düşünmeden kaç!
Umut: ne diyorsun sen bu ne hal eda.
Ben:umut kaç git kurtar kendini.
Silah sesleri yakınlaştığında umut yanıma gelip kolumu çekiştirmişti.
Umut:bin şu arabaya.
Ben:umut olmaz canını yakarkar.
Umut: bin dedim
Ben:olamaz
Zorla beni bindirmişti. Gazaı kökleyip sürmüştü arabayı. Eğer burdan kurtulamazsak onun canını yakarlardı.
Bir süre sonra arkamızda sürüyle araba vardı. Olamaz.olamaz.
Kendi kendime isyan ederek bir yandanda ağlıyordum. Niye bulaştı ki umut bu işe.
Arkamızdan gelen darbeyle ağaca girmiştik. Ağlamam artarken umut kolumdan tutup indirmişti beni arabadan. Koşmaya başlıyorduk.
Adamlar bize yetiştiğinde etrafımıza çember örmüştüler. Gelen siyah arabanın içinden inen korkumu daha da arttırmıştı.
Sert bi şekilde bakıyordu bana. Çemberi kırıp yanımıza gelmişti. Saçımdan tutmasıyla yere yapıştırması bir olmuştu beni.
Umut onun kolundan tutmuştu.
Umut: ne yaptığını zannediyorsun sen lan
Efe önce kolundaki umudun eline bakmıştı. Sonrada kahkaha atmıştı.
Canımın acısı bir yana onun psikopatlığı beni daha da çok korkutuyordu.
Belindeki silahı çıkardığında daha da çok ağlamıştım.
Hiç düşünmeden umuta ateş ermişti. Başından yaralanan umut yere düşmüştü.
Durmadan ağlıyordum. Yerde olduğum halde elimi onun eline uzatmıştım.
Nabzı yoktu. Ağlamam sertleşmişti. Her yer dumanlanıyordu.
Saçımdan tutulmamla ayağa kaldırılmıştım. Çenemden tutup gözlerine bakmamı sağlamıştı.
O karanlık gözler kalbimi durdurmaya yetiyordu.
Ağlamam o korkudan biraz da olsa susmuştu. Attığı tokatla tekrar yere yapışmıştım.
Canım yanıyordu. Ağlamam tekrar sertleşmişti.
Saçımdan tutup tekrar kaldırmıştı.
Efe: ağlama!
Durduramıyordum ki. Yapamıyordum. Saçımdan tutup sürüklemeye başlamıştı.
Ona ayak uyduramıyordum. Dayanamayıp dizlerimin üzerine çökmüştüm.
Beni görmezden gelerek saçımı bırakıp bileğime yapışmıştı. Sürüklenmeye başladığımda daha da çok yanmıştı canım. Taşlar dizlerimi yırtıyordu.
Zorlukla ayağa kalkıp ona ayak uydurmaya çabaladım.
İlk değildi. Bu yüzden ona ayak uydurmam biraz da olsa kolaylaşmıştı. Canım fazlasıyla yanıyordu.
Ağlamam zorlukla durmuş yerini hıklamama vermişti. Kolumu bir anda bırakmasyıla yere düşmüştüm.
Yüzüm kan içindeydi. Bunu görmezden gelerek tekrar bileğimden yapışmıştı. Sürüklemesine izin vermeyerek hemen ayağa kalkmıştım.
Canım ne kadar yansada yapmak zirundaydım. Aksi halde daha çok yanıyordu canım. Bileğimi bırakacak diye kendi ayaklarımın üzerinde durdum.
Bileğimi bıraktığında yere düşeceğimi sanmıştı ama ben kaçmıştım. Bir iki adım uzaklaşmıştım ki saçımdan çekilmiştim.
Yediğim tokatla yeniden yere yapışmıştım. Hayır pes etmeyecektim. Yerden kalktığımda canım çok yanmıştı ama bunu görmezden gelerek koştum.
Çarptığım adam saçımdan tutup geriye itmişti beni. Efenin ayağının yanına düşmüştüm. Bir bana bakmıştı bir de adama. Belindeki silahı çıkartıp adama ateş etmişti.
Benim yüzümden iki can gitmişti bu gün.
Efe: a lamadınız mı lan bana ait olana kiçse dokunamaz!!!
Adamlar başını aşağıya eydiğinde o silahını beline yerleştirip tekrar bana dönmüştü.
Efe: yetmedimi artık. Kaçışın yok neden anlamıyorsun!!!
Ağlamamak için kendimi zar zor tutuyordum. Ağlarsam daha çok canımın yanacağını iyi biliyordum.
Saçımdan çekilmemle ayağa kaldırılmıştım. Her yerim kan içindeydi. Midemin bulandığını hissediyordum.
Burnumdan dökülen kanla kendimi karanlığa bırakmıştım...
Kendime gelmiştim ama gözümü açamıyordum. Canım çok yanıyordu. Dayanılmayacak acılardı bunlar. Bende dayanamıyordum.
Çıktığım karanlığa tekrar gömülmüştüm.
Dayanacak bir acı değildi bu.
Vicdanım ayrı sızlıyordu.Yaralarım da ayrı. Gözümü çok kırpıştırdım kalkmak için. Ama yapamamıştım. Dileğimi dileyip son nefesimi vermiştim.
Allahım elifimi koru...
❇❇❇
🖤🖤
🍷