Annesinin günden güne gözünün önün de yok oluşunu izliyordu menesa. Elinden birşeyler gelmemesine rağmen onun için hep birşeyler yapıyordu. Onu mutlu etmek annesi ve onun için tek tesellileriydi.çünkü annesi; babası onları terk ettikten sonra amansız bir hastalığa yakalanmıştı.kanserdi…
Zamanla sevdiği adamın verdiği acı ile birlikti tüm hayatını unutmuş bir tek kızı için mücadele veren bir anneydi, menesanın annesi…
Çaresi olmayan ilerlemiş bir hastalık , onu kızından ayıramazdı. Zaten onları ayıramayan tek şey menesa ve annesinin sevgisiydi.
Menesa her gün okuldan döndüğün de annesine yemeğini verir ve annesinin ilaç parasını çıkarmak için bir markette kasiyerlik yapardı. Tüm evin yükü, annesinin masrafları ve kendi okul masrafları ona aitti. Annesinin tek göz bebeği tek evladıydı menesa.seneler önce menesa doğduğun da bu isimi ona annesi vermişti, çünkü menesa ;
‘’Acıları unutturan demekti. ‘’
Annesi için menesada öyleydi. Annesine acıları unutturan , onun yaralarını iyileştirebilen tek evladıydı menesa. Kabuk tutmayan yaraları sarıyor,ilaç oluyordu herşeye.
Saatler çok çabuk geçiyordu, okuldan sonra işe giden menesa iş saatini bitirip eve gelmişti. Annesi hasta olduğundan geç saatlere kadar bünyesi dayanmıyor, menesa geldiğin de ise uyuyor oluyordu.
Menesa eve geldiğin de birkaç saat annesi uyurken başın da bekliyor. Annesi uyandığın da ise ilaçlarını verip yanındaki kanapeye uzanıyordu. Sabah olmuştu. Menesa üstünü giyinip okula gidecekken annesi fenalaştı.
Menesa korktu , çok korktu. Hiç bu kadar tedirgin olmamıştı, annesinin gözü önün de canı yanıyor ve elinden bir şey gelmiyordu yardım çağırmaktan başka. Ambulansı aradı ve komşulardan yardım istedi. Komşuları ambulans gelene kadar yardımcı oldular menesa ve annesine. İlaçlar da etki etmiyordu.
Aradan geçen süre için de ambulans geçte olsa geldi ve anneyi derhal en yakındaki bir hastaneye götürdüler .menesa da ambulansa bindi annesinin baygın yatışından çok korkmuştu. Sanki onu kaybedecek gibiydi. En yakını annesi, babası,dostu,sırdaşı olan kişi sanki menesayı hayatta tek başına bırakıyordu. Zamanla inanmak istemesede inanmaya başlamıştı artık menesa. Gerçeklerle yüzleşiyordu. Hayatın acımasızlığıyla.herşeyi unutturan zaman acıları unutturamamıştı bu sefer.
Hastane koridorun da yoğun bakımın kapısın da bir köşeye yığılmış gözleri dolu dolu ağlıyor, bir haber bekliyordu menesa. Saatler geçiyor ne annesi o kapıdan çıkıyordu ne bir doktor. Her çıktığının da ;
‘şuan bekliyoruz’ demekten başka bir şey demiyordu.
Menesanın acısına her dakika başka bir acı yükleniyordu.
Aradan geçen saatler sonrası doktor dışarı çıktı, menesa dolu dolu ağlamaklı gözlerle doktora ümitlice bakıyordu,çok korkuyordu . doktor annesinin şuan iyi olduğunu fakat durumunun ilerlediğini söylemiş hastanede uzun bir süre tedavi görmesinin zorunlu olduğunu belirtmişti.
Bu onun acısına az da olsa merhem olmuştu. Annesi hayattaydı ve hayatta olması için her şeyi yapacaktı menesa.
O gün annesinin hastaneye yatırılması için işlemler yapılmış menesa eve gidip annesinin eşyalarını getirmişti. Annesi biraz daha iyi görünüyordu dışarıdan.oysa ki içi yürek yakıyordu. Parça parçaydı. Her şey görünüşte kalmıştı.
Ama onu annesinden ayıran hiç bir şey olamazdı.kimse annesini ondan koparamazdı. Zaten ‘’Anneyle evladı arasında kopan tek şey göbek bağıdır.’’
Menesa okulun başarılı öğrencilerindendi. Okulun resim klübündeydi. Resim çizmek onun için hayatının bir parçasıydı.
Okula kısa bir süre annesinin yanında olacağından dolayı ara verdi menesa. Onun için sıcak,tek pencereli bir hastane odası ,annesi kalemleri ve resim defteri vardı.
Menesa annesinin resimlerini çizerdi hep. Aklında annesini hayal ettiği her kare, kalemlerle gerçek bir anıya dönüşür resimlenirdi.
Kendisi için önemi olan hayatındaki en büyük yere sahip olan annesinin bu karesinide çizmeye karar verdi menesa.
Bitkin , yorgun, hayatına elveda demek için hazırlanan bir kadının resmiydi bu. Uyuyordu, çok derin uyuyordu. Menesa bunu da resimlemek istemişti. Ve resimledi. Çünkü onu her haliyle hatırlamak istiyordu iyisiyle kötüsüyle de. Annesini uyurken çizdikten sonra dosya arşivine kaldırdı çizdiği resmi menesa… yorgundu . pencereden seyre daldı refakatçı koltuğunda oturarak.
Babası vardı. O zaman çok küçüktü menesa. Annesi onun her sabah saçını örer kırmızı kurdelalar takar öyle yollardı okula. Oysa ne annesi şuan eski halindeydi nede babası yanındaydı. Babası onları acımasızca hayatta yüz üstü bırakmıştı. Gözleri doldu menesanın başladı kendi kendine sorgulamaya…
Bir candan var olmuştu menesa. O can nasıl ondan gidebilirdiki. Keşke annesi gözünün önünde bu hale gelmeseydi de menesa bu halde olsaydı.