Gizemli Çocuk

Por laurasunicorn_

58.8K 2.6K 1.1K

Yağmur damlaları saçlarımdan dudağıma doğru süzülürken sadece gözlerimin içine bakıyordu. ''Seni seviyorum.''... Más

1. Bölüm
2. Bölüm
3. Bölüm
4. Bölüm
5. Bölüm
6. Bölüm
7. Bölüm
8. Bölüm
9. Bölüm
10. Bölüm
11. Bölüm
12. Bölüm
13. Bölüm
14. Bölüm
15. Bölüm
16. Bölüm
17. Bölüm
18. Bölüm
19. Bölüm
20. Bölüm
21. Bölüm
22. Bölüm
23. Bölüm
24. Bölüm
25. Bölüm
26. Bölüm
27. Bölüm
28. Bölüm
29. Bölüm
30. Bölüm
31. Bölüm
32. Bölüm
33. Bölüm
35. Bölüm
36. Bölüm
37. Bölüm
38. Bölüm
39. Bölüm
40. Bölüm
41. Bölüm
42. Bölüm
43. Bölüm
44. Bölüm
45. Bölüm
46. Bölüm
47. Bölüm
48. Bölüm
49. Bölüm
Notcuk
50. Bölüm
51. Bölüm
52. Bölüm
Final (I)
Final (II)

34. Bölüm

900 48 32
Por laurasunicorn_

-------------------------------------Sonraki Gün------------------------------------

-------------------------------------Laura'nın Ağzından-------------------------------------

Lynch'lerin evine geleli yaklaşık iki saat olmuştu ve şuana kadar Ross'la aramızda hiç bir diyalog geçmemişti. Arada sırada küçük bakışmalar oluyordu, ama kısa sürüyordu.

Masadaki konuşmaları umursamayarak yemek yerken telefonum çaldı. Yavaşça kalkıp yukarıya çıktım.

Arayan kişiye baktığımda açmakta ilk başta tereddüt etmiştim, çünkü Finn arıyordu. Ama açmalıydım. Sonsuza kadar ondan kaçacak değildim ya.

"Hey." Diyerek telefonu açtım.

"Hey." Karşı taraftan Finn'in sesini duydum.

Cevap vermediğimi fark ettiğinde tekrar konuşmaya başladı.

"Bak, Laura... Bu şekilde değil de yüz yüze konuşmak isterdim, ama bacağım kırıldı ve hastanedeyim. Her neyse, ben... Şirkette olduğumuz gün olanlar için özür dilerim."

"Önemli değil, sadece bir hataydı ve... Bacağın mı kırıldı?"

"Ah, evet. Sen şirkete geldiğin günün iş çıkışı, arabama gidecektim ki... Ross önüme çıktı ve hiçbir şey yapmadığım halde bana vurmaya başladı. Ne olduğunu anlayamadım, karşılıkta veremedim. Uyandığımda hastanedeydim." Dediğimde beynimden vurulmuşa döndüm. Ross, Finn'i dövmüş müydü?

"N-ne? Peki, sen iyi misin? İstersen gelebilirim."

"Yok, hayır. Saat geç oldu zaten."

"T-tamam, görüşürüz." Telefonu kapattığımda ellerim sinirden titriyordu.

Hiçbir sebep yokken neden Finn'i dövmüştü ki?

Hızlıca merdivenlerden indim ve Ross'un yanına gittim.

"Konuşabilir miyiz?" Dediğimde bana döndü.

"Ne var?" İlgisizce verdiği cevaba karşı gözlerimi devirdim.

Cevap vermediğimi görünce derin bir nefes aldı ve ayağa kalkıp benimle salonun köşesine yürüdü.

"Finn'i neden dövdün?" Diyerek hemen konuya girdiğimde, güldü.

"Hemen söylemiş anlaşılan. En son bıraktığımda kanlar içindeydi, tekrar kalkabildiğine göre iyi dövememişim. Bir sonrakin sefer daha iyi döverim."

"Sebepsiz yere arkadaşımı dövme hakkını sana kim veriyor?"

"Sebepsiz yere olduğunu kim söyledi?"

"Finn'i niye dövdüğünü bilmiyorum, ama seni polise şikayet edebilir! Durduk yere birisine bacağını kıracak kadar sert vuramazsın!

"Yanıma gelip bir şeyler söyledi ve beni sinir etti! Bende onu dövdüm, oldu mu?! Ayrıca bacağına değil yüzüne vurdum, bacağının kırık olması imkansız!''

''Sana ne dedi?'' Dedim ve derin bir nefes alıp sakin olmaya çalıştım.

Birkaç saniye bekledikten sonra gözlerini benden kaçırdı. ''Boşver, bu konu seni ilgilendirmez.'' Dedi. 

''Hayır, ilgilendirir! Finn'den nefret ettiğini biliyorum, ama sana o kadar şey söylemesine rağmen onu sadece beni öpmeye çalıştığı zaman  dövmüştün. Tekrardan seni bu kadar sinirlendirecek ne söyledi?!'' Cümlemin sonuna doğru sesim daha çok yükselmişti. Birisinin bizi duyup duymaması umrumda değildi. 

''Seni ilgilendirmez dedim, Laura!'' Daha yüksek bir ses tonunda cevap verdiğinde salondaki herkesin bize bakmaya başladığına emindim. 

''Eğer bilmek istiyorsam, beni de ilgilendirir!'' 

''Pekala, o zaman burada benimle kavga edeceğine sevgilin Finn'in yanına gitsene! Hem belki de yine ateşli bir şekilde öpüşürsünüz ve sen benimle çıkarken yaptığınız gibi tüm geceyi onun yatağında geçirirsiniz!'' Dediği anda tüm salon büyük bir sessizlikle kaplandı.

Bir anda nefes alamadım. Sadece kafamda ki düşünceleri duyabiliyordum.

Sözleri kalbimi ezip geçerken, tüm kelimeler boğazıma takıldı. Bu sefer yutkunsam bile hiçbiri gitmiyordu. Ne kadar çabalamaya çalışsam da daha çok dibe batıyordum işte. 

Herkesin şaşkınca bana baktığını hissedebiliyordum. Kimse hiçbir şey demiyordu, ama herkesin aklında bir sürü soru işareti olduğunu biliyordum. 

Gözümden bir yaş aktıktan sonra kendimi tutamadım ve Ross'a sert bir tokat attım. Tokatın sesi tüm odada yankılanırken, büyük sessizlik devam ediyordu. 

Kimseye bakmadan hızlı adımlarla kapıya doğru yürüdüm ve evden çıktım. 

Sokağa çıkıp birkaç adım attığımda gözyaşlarımı tutamadım. Herkesin önünde bana berbat şeyler söylemişti... Buna inanamıyordum. 

Telefonumdan gelen bildirim sesi, hıçkırıklarımın arasına girdi. 

Vay canına... Az önce neler oldu böyle, yemekte yaşadığınız dramadan daha eğlenceliydi aslında. -A

Sinirle telefonumu sıktım. Şuan birde onunla uğraşacak kadar sabrım yoktu.

Kimliğini gizleyerek insanlara laf atmak çok kolay, değil mi? Peki, şuan benim karşıma geçip bunları söylemeye cesaretin var mı? -Laura

Birkaç dakika bekledim, ama cevap gelmedi. Korkağın tekiydi işte.

-------------------------------------Ross'un Ağzından-------------------------------------

''Pekala, o zaman burada benimle kavga edeceğine sevgilin Finn'in yanına gitsene! Hem belki de yine ateşli bir şekilde öpüşürsünüz ve sen benimle çıkarken yaptığınız gibi tüm geceyi onun yatağında geçirirsiniz!'' Bir anda ben bile söylediklerime inanamamıştım. Ama başımı dik tutup sözümün arkasında durmalıydım.

Sevgi yok, Ross. Pişmanlıkta yok. Kendime bu iki cümleyi hatırlattım ve küçümseyici bakışlarımı atmaya devam ettim.

Dakikalarca süren ve gittikçe daha çok sinir bozucu olan sessizlik devam ederken, Laura'nın gözünden bir yaş aktı.

Ona bakmaya devam ederken birden yanağımda bir acı hissettim, yüzüm yana doğru düştü ve kulaklarım duvarlarda yankılanan o güçlü tokat sesiyle doldu.

Laura hızlıca dışarı çıkarken yüzümü kaldırıp ona bakamadım.

Laura'nın evden çıktığını duyduğumda, hiç kimseye bakmamaya çalışarak yüzümü kaldırdım ve yukarı odama çıktım.

Doğru mu yoksa yanlış mı yapmıştım bilmiyordum. Laura'ya bunu söylemem gerekiyordu, ama bunu ailesinin karşısında söylemem pek hoş olmamıştı.

İçimi kemiren o pişmanlık duygusunu hissetmeye başladığımda kendimi yine durdurmaya çalıştım.

Hayır, hayır. Pişmanlık yok, Ross. Pişmanlık yok. Sen kimseyi umursamamalısın.

Derin bir nefes aldım ve yatağıma oturdum.

Benin içinde kolay değildi. Öyle görünse de değildi işte.

Üzülmemek için kimseye değer vermemiştim daha önce. Ama bir gün gerçek aşkı bulduğumu sanmıştım ve ilk defa birisine değer verme riskini göze almıştım.

Bir sürü hata yapmıştım, kabul ediyordum. Ama her hatamı telafi etmiştim. Sırf onu üzmemek için.

Ama şimdi berbat bir durumdaydım. Gittikçe her şey daha kötü bir hal alıyordu.

Bu kadarı çok fazlaydı ve iyi değildim. Çevreme unuttum imajı vermeme rağmen unutamamıştım.

Kendimi sakinleştiremediğimi fark ettiğimde, salona indim ve kimseye görünmemeye çalışarak evden çıktım.

Her zaman unutmamı sağlayan şeyi yapacaktım.

-----------------------------------------------------------------------------

Pazartesi. Yıllardır nefret ettiğim gün. Dün geceden kalan baş ağrısı da işe eklenince daha da beter oluyordu.

Kapıdan içeri girdiğimde üzerime çevrilen gözlere ve arkamda yürümeye başlayan arkadaş grubuma yine şaşırmadım.

Ama bundan şikayetçi olduğumda söylenemezdi. Bu imaj için yıllarca uğraşmıştım ve karşılığını şimdi alıyordum.

Dolabıma geldiğimde Jennifer aniden önüme geçti ve dudaklarıma yapıştı. Karşılık vermiştim, ama hiçbir duygu hissetmiyordum.

Bu okula ilk geldiğimde Jennifer birlikte olmak istediğim tek kızdı. Ondan hoşlanmıştım, daha sonra onunda benden hoşlandığını öğrenmiştim. Ve çıkmaya başlamıştık.

Zamanla farklı bir insan olmaya başlamıştı. Birlikte olduğumuz için popüler olmuştuk ve o bundan yararlanıp insanlara zarar vermeye başladı.

Bana da zarar vermişti. Onun sayesinde bir duygusuz, kaskatı bir insan olmuştum. Sanki buza dönüşmüş gibiydim.

Sonunda dudaklarımı serbest bıraktığında ona küçük bir şekilde gülümsedim. Yanımdan gittikten sonra kafamı yana çevirdim ve ilk gördüğüm şey Laura, Finn ve Megan oldu.

Finn, çatık kaşlarla ona baktığımı fark ettiğinde bana döndü ve gülümseyerek el salladı.

Yanlarına ilerlediğimde Laura ve Megan'ın yüzü de bana döndü.

"Burada ne arıyorsun?" Soğuk bir tonda sorduğum soruya karşı Finn güldü.

"Artık aynı okulda olacağız, harika değil mi?!" Sahte bir sevinçle söylediği cümleye karşı derin bir nefes aldım ve yumruğumu sıktım. Olmayan bir bu kalmıştı zaten!

"Pekala, sanırım ortam fazla gerildi. Birazdan kavga etmeye veya birbirinizi tehdit etmeye başlayacağınız gerçeğini biliyorum ve günüme sizi izleyerek başlamak istemiyorum. Size iyi eğlenceler." Megan söylediği cümleyle birlikte, Laura ile yanımızdan gitti.

"Bacağın biraz hızlı iyileşmiş sanırım." Dediğimde Finn'in dikkati yine bana döndü.

"Sadece incilmiş çokta önemli bir şey değilmiş."

"Yalancının tekisin. Bacağına vurmadım bile!" Sesim oldukça nefret dolu çıkmıştı.

"Ah, bunu bana sen mi söylüyorsun? Senin yıllarca bana söylediklerin neydi peki?"

"Konumuz bu değil."

"Hayır, konumuz bu! İnsanların hayatını mahvettikten sonra istediğin gibi yaşamaya devam edemezsin! Yaptığın her şeyin bedelini ödeyeceksin, Ross Lynch." Son cümlesini söylerken eliyle göğsüme vurmuştu, ama bu gerilememi sağlamadı.

Bana nefret dolu bir bakış attı ve yanımdan gitti.

-------------------------------------Laura'nın Ağzından-------------------------------------

"Pekala, sanırım ortam fazla gerildi. Birazdan kavga etmeye veya birbirinizi tehdit etmeye başlayacağınız gerçeğini biliyorum ve günüme sizi izleyerek başlamak istemiyorum. Size iyi eğlenceler." Megan cümlesini bitirdikten sonra birlikte Ross ve Finn'in yanından gittik.

''Teşekkür ederim.'' Dediğimde bana döndü ve gülümsedi. 

''Önemli değil, hem sabah sabah ikisinin kavgasını çekemezdim.'' Dediğine karşı güldüm. 

Megan'ın gözleri ise, Ross ve Finn'e takılmıştı. 

''Laura, Finn'de hiç bir şey dikkatini çekti mi?'' Dediğinde bana döndü.

''Ne gibi?'' 

''Çok iyi birisi gibi durmuyor... Yani bilirsin, bazı insanlar içlerindeki kötülüğü dışlarından belli ederler.'' 

''Hayır, hayır! Finn, kesinlikle öyle birisi değil. O sadece...'' Dediğimde aklıma söyleyecek birşey gelmedi. Bana kendisinden pek bahsetmemişti ve söyleyecek bir sözüm yoktu. 

''Sadece?'' 

''Bilmiyorum. Açıkçası onu çok tanımıyorum ve... Onu tanımlayacak bir şey söyleyemem, ama onun iyi biri olduğuna inanmak istiyorum.'' Dedim. 

''Yine de ona dikkat et. İç güdülerim pek iyi şeyler sezmiyor.'' Dediğinde gözlerim Finn'in üzerine takıldı. Megan haklı olabilir miydi?


Öncelikle, merhaba! İlhamım yok ve aklımda fikirler sanki birden uçup gittiler. O yüzden bölüm kötü olmuş olabilir. 

Finn, intikam almakta kararlı duruyor, bakalım neler olacak? Peki, sizce Megan haklı mı? Hadi siz soruları cevaplayın, ben Glee izlemeye gidiyorum. :D  

Harika kalın, sizi seviyorum.

Seguir leyendo

También te gustarán

KAPI 23:56 Por Işık

Novela Juvenil

473K 20K 32
[TAMAMLANDI] Bir gece yarısı, Evinin kapısının önünde, Bir kız bulmasıyla başladı her şey. Ve o gece yazıldı kaderleri... 20.03.2020🌃
1.6M 41K 56
Acı sadece fiziksel midir? İnsanın ruhu acımaz mı? Daha 20 yaşında biri anne olmak için çok genç değil miydi? Ya da sevmediği biriyle evlendirilmek i...
66.7K 8.6K 41
barış'ın yapılacaklar listesi: ✓ notlarını yüksek tut. ✓ bursunu koru. ✓ milan'dan nefret et. son madde hariç hepsi gayet iyi gidiyordu. milbar, yarı...
162K 13.9K 30
Bazı insanlara katlanırsın. Bazı insanları seversin. Bazen de, en çok kaçtığın kişiye yenilirsin.
Wattpad App - Desbloquea funciones exclusivas