Aşağı indiğimde şaşırtıcı biçimde Alexis antreman odasına inmiş beni bekliyordu. Bugün cumartesi olduğu için okula gitmeyecektik. Bu yüzden bol bol çalışma fırsatımız olucaktı.
-Şaşırdım Alexis inmeni beklemiyordum. Daha çok uyuduğun yataktan seni atmak için fırsat kolluyordum deyip ona pis pis sırıttım.
-Çalışmak için bu kadar beklerken kesinlikle bu fırsatı kaçıramazdım.
-Anlaşılan yeni bir savaşçı geliyor.
Alexis sadece gülmekle yetindi. Bende devam ettim.
-James seni neden çalıştırmıyor bir sorun mu var ? derken bir yandan da bugün onunla çalışacağımız küçük silahları ortaya çıkarıyordum. Aklıma ister istemez Annabell'in dedikleri geldi. James ve Alexis neden tartışıyor halacık?
-Anlamıyorum Jane sorunu ne anlamıyorum. Sesinde ki çaresizliği bir kilometre öteden duyabilirdiniz.
-Ben onunla konuşurum deyip göz kırptım bıçağı ona uzatırken. Genelde kız kıza konuşmak nedir bilmezdim. Büyük ihtimal Alexis'in konuşmaya ihtiyacı vardı. Neyse artık Mag'e söylerdim. Elimden gelenin en iyisi buydu. Mag bile bu konu da benden 10 kat daha iyiydi.
-Öncelikle bunları öğrenmeni istiyorum çünkü kendini her türlü savunman sana avantaj kazandırır. Ama şunu da bilmelisinki bunların çoğuna ihtiyacın olmayacak. Senin gücün içeride. Bunu da sana öğreticem. Şimdi başlayalım... dememe kalmadan Alexis iki bıçağı almış elinde döndürüyordu.
Tahmin ettiğim gibi Victor onu çalıştırmıştı. Bakalım ne kadar iyiydi.
Bana sırıtıp bıçağıyla hamlede bulundu. Hamlesini kolayca savuşturdum. Sürekli saldırmaya başladı. Kondisyonu çok iyiydi. Sadece çok fevri hareket edip düşünmüyordu.
Bana savurduğu bıçağı eliyle beraber ters çevirince kendi de döndü. Boşta kalan eliyle bıçağı bana batırmaya çalışırken kendi boşta kalan elimle koluna vurup bıçağını düşürdüm. İki elini arkasında birleştirmişken benden destek alıp havada takla atıp arkama geçti. Elleri bende olduğu için kendimi bağlamış gibi oldum. Bana kafa atacağını anladığım da kollarından tutup onu sırtıma aldım. Ters dönüp üzerine düştüğümde acı bir çığlık attı. Ama vazgeçmemişti. Bu huyunu sevmiştim. Mızmız kızlardan hiç hoşlanmazdım. Hala onun üstünde yatarken bacaklarını karnıma doladı. Elleriyle boğazımı sıkmaya başladı. Gerçekten güçlü kızdı ve ben buna bayılmıştım.
O boğazımı sıkarken belime taktığım yedek bıçağımı alıp koluna batırdım. Kendini iyileştirme yeteneği olduğu için sorun olmayacaktı. O kollarını boğazımdan çektiğinde ona dönüp bıçağı boğazına dayadım. Oyun bitmişti ben kazanmıştım. Bir alkış sesiyle ikimizde kapıya döndük Victor ve Jared bize bakıp gülüyordu. Bende dönüp Alexis'e güldüm.
-Vay canına Alexis çok iyisin. Victor seni iyi yetiştirmiş dedim ayağa kalkması için elimi uzatmıştım. Keyifle gülümseyerek :
-Teşekkür ederim dedi. Şimdi sevimli olup kızaran kız istediğinde ölüm makinesine dönüşebiliyordu.
-O zaman seninle bir tek büyü yeteneklerin için çalışmalıyız dedim.
-Jane pardon ama yapamadığın bir şeyi ona nasıl çalıştıracaksın ? dedi. Victor'ın sorusuna gülerek yanıt verdim. Sonra üstünde bulunduğu halıya elimi sürmeden çektim. Victor yere düştüğünde önce ne olduğunu anlamadı. Sonra benim yaptığımı anladığında:
-Sen de büyü yapıyorsun. Jared ona dönüp
-Çok zekisin Einstein deyince Alexis ile kıkırdadık. Ona dönüp :
-Şimdi dinlen Alexis benim küçük bir işim var dedim. Daha fazla uzatmadan James'in derdinin ne olduğunu anlamalıydım.
Ben tam James'e gitmek için odadan çıkarken James odaya giriyordu. Girdiğini gördüğümde kolunda tutup odasına ışınlandım.
-Jane napıyorsun ? dedi yorgun bir şekilde yatağa otururken.
-James sen napıyosun ? Son günlerde senin sorunun ne ?
-Bir sorunum yok deyip beni geciştirdi. Peki ben de onun anladığı dilden konuşurdum.
Yavaş yavaş yanına yaklaştım. Saçlarından tutup onu yere attım. Ne olduğunu anlayamadan üstüne çıkıp onu ters çevirdim. Kollarını tutup birleştirdim. Kalkamasın diye üzerine oturup saçlarını çektim. Tamam biliyorum sürekli şiddet eğilimi gösteriyorduk ama onlarda bundan anlıyordu.
-Ben senin kardeşinim. Senin ikizin senin en yakınınım. Ben senim seni küçük salak. Sakın.. sakın bir daha benden bir şey saklamaya kalkma.
-Peki senin yaptığın ne Jane ? dedi altımda tepinip kalkmaya çalışırken. Şaşırmış bir şekilde üstünden kalktım.
-Efendim ?
-Senin yaptığın ne ha ? Ben sana herşeyimi anlatırken sen bana hiç bir şey anlatmadığın gibi şahit olduğum bir şey içinde hafızamı sildin. Senin yaptığın ne ? Sen bitirdin bizim aramızdaki güveni Jane sakın bunun için beni suçlama deyip odadan çıktı.
Peki bunu kaldıramazdım. Koridara tam onun karşısına ışınlandım. Çok sinirlenmiştim o kadar ki sesimin nasıl çıktığının farkına varamamıştım.
-Ben keyfimden mi anlatmıyorum. Keyfimden mi ha James ? Anlatınca ne değişecek ? Ben biliyorum James bana sadece acıyacaksın. Bana eskisi gibi bir daha bakmayacaksın. Ben o acıları bir kere yaşadım. Anlatınca bir daha yaşayacağım. Senin umrunda olan bana ne olduğunu bilmek ve bana acımak. Peki madem çok istiyorsun hatırla.
Dememle birlikte hafızası geri geldi. Bana ne olduğunu gördü. Yavaş yavaş gözlerinde bana acıyan bir bakış belirdi.
-İşte ben de bu bakıştan söz ediyordum dedim. Sesimin bu kadar zayıf çıkacağını tahmin etmemiştim. Etrafıma baktığımda Annabell dahil bütün ev halkı bana bakıyordu. Yavaş yavaş geri çekilip ışınlandım. Hiç birinin bana acıyan yüzünü görmek istemiyordum.
°°°
Bir kaç saat oturduktan sonra Alexis için geri dönmeye karar verdim. Sonuçta o birşey yapmamıştı ve ben çalıştıracağıma söz vermiştim.
Antreman odasına ışınlanıp onu çağırdım.
Geldiğinde yüzü bayağı düşüktü. Nedenini anlamadım onu sorgulamadım da. Yere oturup ona net bir şekilde oturmasını işaret ettim.
-Öncelikle sakinleşmen lazım. Kafandaki düşünceler boşaltıp yavaş yavaş çevrendeki sesleri duyman ve onları hissetmen lazım.
Peki rahatsız olmuştum. Ben bunları söylerken o sadece beni izliyordu.
-Alexis beni izlemen değil beni dinlemen lâzım deyip gözlerimi açtım. Gözlerinde gördüğüm şeyse hayatım boyunca hep kaçtığım şeydi. Ve o şimdi bunu yapıyordu. Bana acıyordu.
Hiç bir şey demeden ayağa kalktım.
-Jane nereye gidiyorsun dedi Alexis kolumu tutarken.
-Tek bir şey söyle Alexis James sana anlattı mı ?
Kafasını olumlu bir şekilde salladı. Tekrardan önüme dönüp yürürken kolumdan tuttu.
-Bırak Alexis. Git kendine , ona acımayacağın bir hoca bul. Senin için işler daha kolay olur.
Sesimin suçlayıcı olmasını istemiştim. Ama kırgın çıkmıştı. Tam kapıya yöneldiğimde Victor'ı gördüm. Gözlerim doldu. Tek bir damla gözyaşının bile akmasını istemiyordum. Yavaşça yanından geçmeye çalışırken kolumdan tuttu.
Bi anda oda yok oldu. Pizzacının önünde duruyorduk. Şaşkınlıkla ona baktım.
-Ne acıkmışsındır. Gerçi sen her zaman açsın.
Pis pis sırıttı. İstemsizce gülümsedim. Küçük bir tebessüm. Beni kendine çekip sıkı sıkı sarıldı.
-Neden geldik buraya Victor?
-Sana daha fazla öyle bakmalarına izin veremezdim.
-Sende dinledin mi ?
-Hayır sen anlatana kadar da dinlemeyeceğim.
-O zaman bugün halledelim bu işi deyip içeri girecekken beni durdurup elimden tuttu.
İçeriye girdiğimizde Victor'a naz yapan o garsonu gördüm. Bunun üzerine dayanamayıp Victor'ı yanağından öpüp kıza kötü kötü bakış attım.
-Sen beni daha demin öptün mü ? Bana deliler gibi aşık olduğunu biliyordum. deyip pis pis sırıttı. Bunun üzerine bende gülüp bir şey de söylemedim.
Oturduğumuz zaman masaya yine flörtöz garson gelince gerilmiştim. Kız hala flört etmeye çalışıyordu. Gerçekten hala böyle kolay kızlar var mıydı ? 1800 ler en sevdiğim yıllardı. Keşke o zamanda kalabilseydik.
-1800leri bende severim deyip gülümsedi Victor. Flörtöz garsonsa hiç bir şey anlamadan ona bakıyordu.
-Ne arzulardınız efendim.
-Pizza.
Bu çok kesin bir cevap olmuştu ama cevaptı işte. Victor bana gülerek bakarken garson kız gözlerini devirdi. Bu cesareti nerden buluyordu? Kız tekrardan sordu.
-Ne arzulardınız efendim?
-Pizza. Bu sefer Victordan gelen cevap benim koca bir kahkaha atmama sebeb oldu.
-Karışık olsun dedim kahkahalarımın arasından.
Bunun üzerine garson kız sinirle ayrıldı.
-Gülmeni seviyorum sana çok yakışıyor.
Ayak parmaklarıma kadar kızardığımı hissettiğim de Victor'ın kahkahası da beni onayladı.
Bir süre böyle geçti. Pizzalarımız geldi.
Victor'ın neler olduğu hakkında meraklandığını ama bir şey sormayacak kadar da kibar olduğunu biliyordum. Sonuçta bıçak elime dayanmıştı. Yavaş kesersem daha acı verici olacaktı. Bende çabucak halletmeye karar verdim. Son kalan üç dilim pizzamdan birini alıp ağzıma tıkdım. Çiğnemeyi bitirdikten sonra başladım.
-Emilian Emily'i kaçırdığında ben onun koruyucusuydum. Onu kurtarmak aklımın ucundan dahi geçmedi çünkü Emilian onu alırken güvende olacağına emindim. Sonuçta o onun abisiydi. Emilian onu götürdükten sonra kalbim sıkışmaya başladı. Ve ben birşeyler olduğunu sezinlediğimde Emilian Emily'i çoktan bağlamıştı. Oldukları yere gittiğimde ise Emily'i yaktı.
Bu biraz duraksamama sebeb oldu. Hala Emily'nin çığlıkları aklımdaydı.
-Jane bunu yapmak zorunda değilsin.
Ona bakıp gülümsedim. O da buna karşılık elimi tuttu. Bu beni inanılmaz rahatlatmıştı.
-Peki bir şey sorabilir miyim ?
Kafamı olumlu olarak salladım. O da devam etti.
-Alexis'i de hissettin değil mi ? Kütüphane de astro saldırdığın da.
-Evet.
-Peki bunu neden evdekilerden sakladık. Yoksa sen mi prenses koruyucususun?
-Hayır Victor değilim. Onları birbirlerine bağlayan bir iz oluyor benim bileğim de ve Emily'nin bileğinde gül şeklinde bir iz vardı. Ama Alexis ile yok sadece bende bu konu hakkında bir şey bilmediğim için bir şey söylemedik. Geçenlerde Alexisin bileğinde küçük bir yıldız gördüm. Onun koruyucusunu böyle bulabiliriz.
Kafa sallayınca bende devam ettim.
-Emily benim sadece görevim değil en yakın arkadaşımdı. Beraber büyümüştük. Bir yaşından beri hemde. Onun çığlıklarını unutmam mümkün değil ama perdeleyebiliyorum. James şimdi bunu öğrendi ve onların acıyan bakışları bunu kolaylaştırmayacak. Neyse ardından Ducan beni alıp Emilian dan kaçırdı. Yani ben öyle sandım. Aslında her şey bir oyunmuş. Ardından Ducan bana iyi davranmaya başladı. Biz bi gün onunla sarılıp uyuduk ve sabaha benim hamile olduğumu söyledi.
Ne gülme inandım. Bundan 2000 yıl önce kusura bakma ama anneler gelip hamilelikle ilgili konuşmuyor. Neyse ardından evlenmemiz gerektiğini söyledi.
Büyük sofralar kuruldu. Eğlenceler yapıldı. Bütün halka kaybettikleri prensesi vereceğim inandırıldı. Ama bunların hepsi oyundu. Tek yaptıkları...
-Halkı buna inandırıp sonra umutlarını onlardan alıp onları öyle öldürmekti.
Emilian'ın sesini duyduğum da vücudumda ki bütün kanın donduğunu hissettim.
-Öyle de yaptık. Herkes bize inandı. Rose o gün çok güzel olmuştu. Gerçekten sana aşık olduğumu biliyor muydun ?
Bu söyledikleri ise şoka uğrattı. Lanet herif her türlü midemi bulandırıyordu. O sırada Victor kalkmış yanıma oturmuştu.
-Umrumda mı sanıyorsun? Senden ne kadar nefret ettiğimi görmüyor musun Emilian.
Şimdi ise Victor'ın kalktığı yere, ikimizin karşısına oturmuştu.
-O gün hayatımda gördüğüm en güzel şeydin. Çocukluğumdan beri en yakın arkadaşım , kardeşimin müstakbel eşine bir şeyler hissetmek hoş değildi.
İşte bu beni sinirlendirmişti. Onun gibi şeytan biriyle arkadaş olmak. Hatta tek arkadaşta değil en yakın arkadaşımdı ve ne zaman yalan ne zaman doğru söyleyeceğini anlardım. Sorun şu an gerçekleri konuşmasıydı. Kısa bir duygu belirtisi gözünden geçti ve gitti.
-O gün seni öldüren ben olacaktım. Ama yapamadım. Bunun üzerine Ducan senin karnını deşti. Astrolarımın topladığı halka gösterildin. Sonra ise bütün halkı öldürdüm. Ahit'i almak için içeri girdiğimde Betsy'nin onu kaçırdığını gördüm. Onu öldüremeden kaçtı.
Evet Victor hepsi bu.
Dediğinde Victor'ın tuttuğu elimi hiç bırakmadan ayağa kalkması ile bende aynısını yaptım.
O sırada Emilian bana seslendi.
-Bir şey demeyecek misin Rose ?
Victor'ın elini bırakıp Emilian'a yaklaştım.
-Midemi bulandırıyorsun Emilian. Ve sana bir söz veriyorum. Seni de Ducanıda ben öldürücem. Belki onu değil ama seni yüz de yüz ben öldürücem. Söz veriyorum.
O an Emilian'ın yüzünde gördüğüm ne sinir ne de öfkeydi. Oradaki tek şey kırgınlıktı.
°°°
Victor beni dışarı çektiğinde bu sefer ışınlanma işini ben yaptım ve bizi Betsy'nin odasına götürdüm. Betsy beni görünce önce şaşırdı.
-Biliyorum Bets böyle girmemeliydim. Ama Emilian'ın asıl amacını anladım.
Bu sefer şaşırma sırası Victordaydı. Ona dönüp Betsy'nin Emilian ile ilgili fikirlerini ortaya sundum.
-Ee şimdi amacı neymiş ? Ben orda bir tek sana aşık olduğunu anladım, derken gözlerinde bir öfke kırıntısı geldi geçti. Nedenini anlamadım. Omuz silkip devam ettim.
-Betsy Emilian Ahit'i çalmak istiyor. Asıl amacı bu. Ama çok yavaş hareket ediyor. Önce Alexis'i öldüreceğim deyip bizi ona yönlerdirdi. Sonra ise bana aşık numarası yaparak ona karşı yumuşamamı istiyor. Böylelikle ona Ahit'i altın tepside sunacağımı sanıyor.
-Bir dakika bir dakika. Çocuk yarım saattir salak saçma şeyler anlatıyor sen bunu nerden anladın.
- O bir sihirbaz demiştik. Senin asıl amacı görememen için dikkatini başka yere çeker. Ama o da bir birey ve kesinlikle o da hata yapar. Asıl mükemmel olan şey o küçük hatayı bulmaktır.
Betsy'nin bu sözlerini duyduktan sonra Victor konuşmayı aklından geçirmeye başladı. Bunu onun bulmasını isterdim. Ama vaktimiz yoktu. Bende Betsyye her şeyi anlatmaya başladım.
-Betsy biz oturmuş konuşurken yanımıza geldi ve bana aşık olduğunu söyledi. Bundan sonraki amaçlarının arasında bana yakınlaşmakta olacak. Ama o ara bir şey kaçırdı ağzından. Biz onun krallığa girip herkesi öldürmesini intikam olarak değerlendirmiştik. Çünkü beni ortaya koyup yine hedefini başka bir yere yönlerdirdi.
-Siz hepiniz sizden intikam alıp nefret ettiği için geldiğini sanarken o Ahit için gelmişti.
Bu keşfimizin Betsy'i şaşırtacağını sanarken o usulca bizi dinliyordu. Zaten duygularını hiç belli etmezdi. Bende bunun üzerine Victor'a bakıp keşifte yardımcı olduğu için ona gülümsedim. O da çarpık bir gülümseme attı. Sonra kafasını eğdi, başka yere baktı. Şu an yeni bir şey fark etmiştim. Bu da Victor'ın çarpık gülümsemesinin gerçekten güzel olduğuydu. Biraz daha suratını incelemek isterken kafasını tekrardan kaldırdı. Ve daha geniş bir şekilde gülümseye başlamasıyla sinirlenmiştim. Çünkü yine düşüncelerimi okumuştu.
Hiç bir şey yok gibi Betsy'e dönüp devam ettim.
-Bize dedi ki Ahit'i almak için girdiğim zaman Betsy'nin onu aldığını gördüm. Ve onu öldüremeden kaçtı. Ya da buna benzer bir cümleydi işte. Tam hatırlamıyordum.
-Beni görmüş yani.
-Ve evet üzgünüm ki onlara senin yerini de söyledim.
Betsy bana ne dediğimi anlayamaz bir şekilde baktı.
-Üzgünüm Bets korkumu atmak için senin onu burda Emmett'in intikamını almak için beklediğini söylemiştim. Seni kullanmak istemedim.. Yani samimiyetle söylediğin bir şeyi kullanmak istemezdim ama..
-Tatlım sorun değil. Onun vereceği zarar bir karıncanın bir deveye vereceği zarardır.
Haklıydı Betsy çok güçlü bir büyücü ve koruyucuydu. Bana da küçük küçük büyüler yapmayı öğreten oydu. Şu an mesela evimizin etrafında sadece evin içindekileri almak üzere tasarlanmış büyü Betsy tarafından yapılmıştı. Bizden başka hiç kimse zorla eve giremezdi.
-En azından asıl korumamız gerekenin Ahit olduğunu anladık.
-Korkma tatlım ben Ahit'in güvenliğini artırırım. Siz Alexisle ilgilenin. Hedefi ona yönlendirdiyse onu öldürmekte bir sakınca görmez seni öldürmekte çekinmediği gibi..
Bunu demesiyle odadan çıkmamız gerektiğini hissettim onu öpüp Victor'ı da çekiştirmeye başladım. Dışarı çıktığımız da kafama büyük bir darbe yedim.
-Her yerde seni arıyorum mankafa.
Bunun üzerine Jared'a dönüp bir biblo attım. Şansımıza her yer bibloyla doluydu.
-Ne var dedim o bibloyu rahatlıkla yakalayıp yerine koyarken.
-Film geri zekalı bu gece film gecesi yapacaktık. Herkes aşağıda seni bekliyor. Gelmessen seni aşağıya atmaktan çekinmem. Ayrıca benim kölem olacaktın bir gün onuda atlattığını sanma. Bir gün sabahtan akşama benim kölem olacaksın.
Pislik unutmamıştı.
Aşağı atmak da yapmadığı şey değildi. Bu yüzden tehditini gerçekçi bulup aşağı inmeye karar verdim. Bu sırada Victor çoktan aşağı ışınlanmıştı bile.
-Ne o sana anlatmadılar mı ? Sen niye bana acımıyosun.
Gereksiz bir öfkeyle söylemiştim. Ama buna engel de olamamıştım. Bi anda Jared'ın kollarını bana dolamasıyla kalakaldım.Sevgisini pek belli eden bir tip değildi. Gerçi Johann dışında hiçbiri öyle değildi ama olsun.Önce ne yapacağımı bilemedim , sonra beni daha da sıkmasıyla bende kollarımı ona doladım.
-Kimsenin sana acıdığı yok. Diğerlerini bilemem ama benden bunu sakın bekleme. Sen benim biricik küçük ikizimsin. Sen hala benim için aynısın. Duydun mu?
Bunu demesi üzerine gözümden bir damla göz yaşı düştü. Jared bunun üzerine beni dahada sıktı.
-Ve bu arada ağlaman benim kölem olduğunu unutturmadı. Bunun öcünü alırım.
Bu da benim kıkırdamama sebeb oldu. Ben gülünce Jared da kahkaha attı. Bir öksürme sesiyle ikimizde durduk.
-Jared seni aşağıdan çağırıyorlar.
James'in sesiyle ikimizde ayrıldık.
-Kim çağırıyor dedi. Sesi inanılmaz mesafeliydi. Anlaşılan ben yokken tartışmışlardı. James'in kafasını eymesiyle yanağında görünen morluk düşüncemi doğruladı. Bu tartışmadan da öteydi.
-Biri çağırıyor işte aşağı in gerizekalı.
Sesi inanılmaz öfkeli çıkmıştı.
Jared beni öptü. Sonra çıkmak için giderken James'e omuz atıp çıktı. James biraz geriledi. Ama hiç bir şey demedi.
-Sizin derdiniz ne ? Sesimin sakin çıkmasına şaşırdım.
-Kavga ettik.
-Bunu anladım James. Neden ?
-Özür dilerim.
İşte bu benim için bir ilkti. Çünkü James ne kadar samimi olsak da asla özür dilemezdi. Bu onun için tabu gibi bir şeydi. Benim bir şey demediğimi görünce devam etti.
-Sen gitmeden önce Alexis ile olan konuşmayı Jared duymuş. Sana karşı aşırı korumacı olduğunu biliyorsun. Sesinin çok kırgın olduğunu söyledi. Sonra bana saldırdı.
Jared'ın bu huyu bize sürekli bela açmıştı. İkimiz kesinlikle bir yerde gezemezdik. Ben şu ana kadar Victor'a birşey demediğine şaşırmıştım. Ama bu kadarını da beklemiyordum.
-Kavga mı ettiniz? Bunu anlamama rağmen teyit ettirmek istedim.
-Evet. Jordan ve Johann zor ayırdı.
-Anlaşılan dayak yemişsin. Tüh Alexis'in bunu görmesine nasıl izin verdin. Dedim alaycı bir sesle. Tamam çocuğun üstüne gitmemeliydim. Ama dayanamadım.
-Tamam biliyorum. Alexis geldiğinden beri biraz değişmiş olabilirim ama..
-Biraz mı ? James Alexis geldiğinden beri bizle hiç konuştun mu ?
-Özür dilerim Jane.
-Dileme James bana acıma yeter. Ve kardeşlerin olduğunu unutma. Kimse sana ondan ayrıl demiyo sadece gözün başkalarını da görsün.
Bu sefer omuz atıp çıkan bendim. Bunu yapmak hiç istemezdim. Vicdanım hiç rahat değildi. Tam ona sarılmak için geri döndüğümde Alexis ile sarıldığını gördüm. Bu kız nerden çıkmıştı ? Umursamadım.
Boşversene o zaten mutluydu.
°°°
Yemeğe indiğimde önce kapıda durup sakinleştim. Jared'ın işleri daha fazla karıştırmasına tahammül edemezdim.
Odaya girdiğimde Annabell, Alice ve Jordan'ın ortasına oturmuş karşısında oturan Margaret ve Johann'a sebeklik yapıyordu. Victor ve Jared ise bir köşede oturmuş birşeyler konuşuyorlardı.
Boş olan Victor ve Jared'ın ortasına oturdum.
-Ne kulisler yapıyordunuz bakayım dedim. İkisine de şakasına omuz atarken.
Ama bu onların ciddi yüzünü değiştirmedi.
-Cidden ne yapıyorsunuz siz.
Bu sefer Jared bana döndü.
-Yemeğini ye konuşacağız. Bunu emir verir şeklinde söylemesi hoşuma gitmemişti. Tam ona bir şey söyleyecekken Annabell'in sesiyle irkildim.
-Halacık James ile Alexis nerde?
-Bilmiyorum tatlım birazdan gelirler deyip önüme döndüm. Bu ortam hiç hoşuma gitmemişti. Alice'in bakışlarına cevap verip gülümsedim. Bu ara dördüyle de görüşemiyorduk.
-Emilian Ahit'i çalmak için girişim yapacak.
Tamam bunu bi an da söylemek istememiştim. Ama söyledim işte. Margaret yediği lokmayı boğazına kaçırdığı için uzun uzun öksürmeye başladı. Tam karşısında oturduğum için gayet sakin bir şekilde su alıp ona verdim. Johann onun sırtına vuruyordu. Aynı anda Jordan da elindeki çatalı düşürmüş ve yere düşen yemekleri toplamaya çalışıyordu. Alice ona yardım ediyor Annabell ise bol bol gülüyordu. Jared açılmış gözleriyle bana bakmış ,Victor ise koluma iyi bir cimcik atmıştı. Bende bunun üzerine küçük bir çığlık atıp ona kötü kötü baktım.
-Ne yani Alexis'i öldürmeyecek mi ?
James'in sesini duyunca bütün sofra durup ona baktı. Jared hariç. Anlaşılan James'i görmeyip ona kızan sadece ben değildim.
-Hayır onu da öldürecek ama gözleri onun üstüne çekip asıl hedefi olan Ahit'i alacak dedim. Önüme dönerken. Kardeşlerimde ona iyi davranmayacağına göre ben iyi davransam kötü de olmazdı.
-Otursanıza dedi Margaret. Ses tonu çok güzel çıkmıştı. James ve Alexis'in gelmek için çekindiğini gördüm.
-Pekala kesin artık şunu. Jordan'ın sesi her zamanki gibi otoriter çıkmıştı. Ama Annabell daha önce babasının böyle görmediği için biraz şaşırmıştı.
-Biraz daha buna devam ederseniz beşinizde aynı odaya hapis edileceksiniz. Alice bunları söyleyince Annabell'in şaşkınlığı iki kat arttı. Annesini de bu kadar otoriter görmemişti anlaşılan.
-Tamam Alexis ben James ve Jared'ı anladım ama Victor'ın suçu ne ?
Bunu cidden anlamamıştım.
-Sen yokken Jaredla kavga eden tek ben değilim Jane dedi James. Anlaşılan Jared beni koruma iç güdüsünü giderek artırmıştı.
Ve bu sorunu bir an önce halletmeliydim.
-Pekala benim Alexis ile bir sorunum yok ona kırgın değilim ayrıca James de benim kardeşim sorunlarımı onunla çözerek anlaşabilirim ama Jared sen benimle odaya gelmelisin derhal.
Odama doğru giderken James de durup sıkı sıkı sarıldım. Önce ne olduğunu anlamadı sonra o da kollarını bana doladı.
Ondan ayrılıp odadan çıkınca durdum. Jared da karşımda durmuş bana bakıyordu.
-Bak ufaklık her daim beni koruyamassın bundan hoşlanmadığımdan değil ama bende kendimi korumayı öğrenmeliyim değil mi ?
Bu kadar yumuşak olmamı beklememiş olacakki bir anlık duraksama sonrası bana sarıldı.
-Ama seni üzüyorlar Jane.
-Biliyorum tatlım ama bunu kendimde atlatmalıyım. Hep yanımda olamazsın.
-Haklısın deyip geri çekildi. Kendime çekip saçlarını karıştırdım. Kahkaha atmaya başladığımız da James geldi. Jaredla birbimize bakıp onun üstüne atladık. James gerileyince herkesin bizi görebileceği bir konuma geldik. James yere düşünce biz de üstüne düştük ve yine bir tepinme sonrası barışmış olduk.