bandage | tsukihina

By blackwng

7.4K 819 569

her şey o gün tsukishima'nın parmaklarını sardığımda başlamıştı. #1 tsukihina More

[chapter one]
[chapter two]
[chapter three]
[chapter four]
[chapter five]
[chapter seven]
[chapter eight]
[chapter nine]
[chapter ten]
[chapter eleven]
[chapter twelve]
[chapter thirteen]

[chapter six]

577 72 45
By blackwng

Günler oldukça sıkıcı geçiyordu. Bütün gün derslerin altında ezilmiş gibiydim, hava ruh halime tezat oluşturacak kadar güzeldi. Bu kış aylarında böyle güneşli ve ılık bir hava oldukça garipti fakat şikayet etmiyordum. Bahar gelmese de baharı az da olsa hissetmek güzeldi.

Sıramın üzerinde otururken elimdeki meyve suyunu yudumlamaya devam ettim. Her zamanın aksine bu kez şeftalili yerine vişneli almıştım. Mayhoş tadı başta rahatız etse de sonradan tadına alışmıştım.

"Hinata!"

Sınıftan içeri giren Yamaguchi'yi görünce dişlerimle ezdiği pipeti bırakıp ona döndüm.

"Hey!"

"Bu gün sınıfın boş olması harika değil mi? Gerçi kimse bu hava da sınıfa kapanmaz."

Onu başımla onayladım. Öğle arasında genelde sınıf neredeyse boş olurdu. Sınıftaki birkaç kişi de sonradan dışarı çıkmışlardı. Sınıfta sadece Yamaguchi ve ben vardık şimdi.

Yamaguchi sırasını yanıma çekip benim gibi sıranın üzerine oturdu. Yönümüz pencereye dönüp ısısını karşıladık. Güneşin sıcaklığı yüzüme vururken gülümsedim.

Çok sıcak..

Sıcaklığı memnuniyetle karşılarken gözlerimi yumdum. Yamaguchi elindeki poşetin içinden yiyecek çıkarana kadar kapalı tutmuşum gözlerimi. Meyve suyumun sonuna gelince içinde kalanları seslice içtim.
Karton kutuyu sıramın yanına koydum.

Arından Yamaguchi'ue dönüp çıkardıklarından tostu ve meyve suyunu aldım.

"Meyve suyunu bu kadar mı seviyorsun?"

Pipeti kutuya takarken mırıltıyla onayladım.

"Ee Tsukishima ile konuştun mu?"

"Evet, kabul etti."

"Hah, sana söylemiştim gördün mü?"

"Evet, tabii.."

Konuyu kapatmıştım bir şekilde.

Sıralarımızda bir süre daha öylece oturken aklıma gelen şeyle anlım olarak durakladım.

Bekle, onunla bugün konuşacaktım değil mi? Lanet olsun!

"Tanrım unuttuğuma inanamıyorum!"

Sıradan ani kalkışımla Yamaguchi kaşlarını kaldırdı.

"Sorun ne?"

"Bu öğle arasında Tsukishima ile nerede çalışacağımıza karar verecektik!"

Yamaguchi bu kez tamamen şaşkınlıkla bana bakmaya başladı. Beni ittirip konuştu, "Öğle arası başlayalı on dakika oldu, hala vakit var koş!"

Panikle başımı sallayıp sıraların arasından geçip sınıf kapısından çıktım.

Koridorun sonuna doğru hızlı adımlarla ilerledim. Koşmak daha iyi bir seçenek olabilirdi fakat koridor nöbetçisine yakalanabilirdim. Şu an bununla uğraşabileceğimi sanmıyordum.

Dikkatsizce giderken bedenlere çarpmamaya çalışıyordum. Ne var ki koridor sinir bozucu bir şekilde kalabalıktı.

"Ah!"

Sağ ayağım takıldığında dengemi kaybetmiştim. Önümdeki bedene toslamıştım ister istemez.

Başımı kaldırıp çarptığı kişiye baktım. Sarı saçlar görüş alanıma girdiğinde bir iki adım geriledim.

"Ah Tsukishima, üzgünüm. Ben de tam sana geliyordum."

Siktir, bunu neden söyledim ki?

Tsukishima üzerini düzeltip hiçbir şey olmamış gibi omuz silkti. Gözlerini birkaç saniye üzerimde dolaştırdı.

Bende kendime baktığımda yakamın biraz bozulduğunu gördüm. Yakamı düzeltip ona baktım yeniden.

Delici gözleri hala üzerimdeyken sonunda dudaklarını aralamıştı.

"Sözünü unuttuğunu sanmıştım."

Ellerimi hayır anlamında sallarken konuştum, "Ne, hayır unutmadım. Yamaguchi ile yemek yiyorduk. Dalmışız öyle."

Tsukishima birden kolumdan tutup beni kenara çektiğinde önce eline sonra ona baktım. Yanımızdan geçenlere kısa bir bakış attı.

"Koridorun önünde konuşmayacağız değil mi? Kantine gidelim."

Elini kolumdan çektiğinde hala garip hissediyordum. Belki küçük bir temastı. Daha önceleri de Tsukishima ile ufak tefek temaslarım olmuştu.

Ama çoğu yanlışlıkla olan şeylerdi. Elinin koluma değmesi, topa aynı anda dokunduğumuzda parmak uçlarımızın birbirine değmesi gibi önemsiz şeylerdi.

Fakat şimdi ise bilerek dokunmuştu. Pekala, yine bir anlam ifade etmiyordu. Kalabalığın ortasında durmamak için çekmişti beni.

Kafamdakileri boş verip önümdeki Tsukishima'yı takip ettim. Sanırım bazı şeylere fazla anlam yüklüyordum.

-

"Peki o zaman anlaştık!"

Tsukishima baş hareketleriyle beni onaylamıştı. Kulaklığını takıp önden yürümeye başladığında bende peşine takıldım.

Sessizce yürürken onu izlemeye başladım. Amacım dikkatini çekmekti.

Çünkü kulaklığından taşan melodi yakınlık hissettiriyordu. İnatla bana bakmayan bedene kaşlarımı çattım.

Kolunu hafifçe çekiştirdim. Gözlerini benimkilerle buluşturdu.

"Hey ne dinliyorsun?"

"Senin tarzın olduğunu sanmıyorum."

Kaşlarımı biraz daha çatıp bir iki adımda önüne geçip aniden duraklamasına neden oldum.

O gün ki gibi bunu beklememişti ve gafil avlanmıştı. Yüzlerimizi hizaya getirmek için başımı kaldırdım. O da biraz eğilmişti.

"Ne dinlediğini bile söylemedin. Nereden bilebilirsin tarzım olmadığını?"

Başını iki yana sallayıp kaşlarını çattı usulca. Elleri kulaklığına gitti.

Sonra hiç beklemediğim bir şey oldu.

Kulaklığı çıkarıp bir adım ileri giderek başımdan geçirip kulaklarıma taktı.

Şaşkınlığım bir tık daha büyümesine neden olan şey duyduğum melodiydi.

"Ama çilekler ve sigaralar,

Her zaman senin tadında."

Şaşkın ifadem kendini huzura bırakmıştı.

Şimdi şaşırma sırası ondaydı. Kulaklığı kulağımdan dikkatlice çıkarıp boynuma bıraktım.

Artık sesi daha net bir şekilde - her ne kadar hâlâ az gelse de az öncekine göre iyiydi- duyuluyordu.

Tsukishima şarkının nakarat kısmı geldiğinde dudaklarını aralamıştı. Fakat sonra dudaklarını birbirine bastırmıştı.

"Her neyse.."

"İyi bir müzik zevkim var değil mi?"

"..."

"Fena değil."

Ona kocaman gülümsedim. Yolumuza kaldığımız yerden devam ettik ardından.

Kulaklığı boynumdaydı hâlâ. Geri almamıştı, veya herhangi bir harekette bulunmamıştı.

Bende vermeyi teklif etmemiştim. Çünkü şarkı boş ve sessiz yolda yankılanırken onunla yürümeyi sevmiştim.

Hep olmasını isteyecek kadar.

En nihayetinde ayrılma vakti gelmişti. Yollarımızın ayrıldığı yere geldiğimizde ikimizde yönünüzü birbirimize dönmüştük.

"Güzel bir yürüyüştü.."

Kalp atışlarım biraz düzensiz bir hăle gelmişti. Yanaklarımın pembeleşmemesini umarak konuşmuştum.

Kulaklığı çıkarıp ona uzattım. Hareketlenip ağır hareketlerle elimden aldı.

Bir süre daha bakışmıştık. O sırada kulaklıktan başka bir şarkı duyuluyordu. Tanıdık değildi ya da ben dikkat edemiyordum.

Tsukishima sonunda sonsuz gibi gelen sessizliği bozarak bir öksürük takındı.

"Her neyse.."

Kulaklığı boynuna takıp ellerini cebine yerleştirdi.

"Yarın okul çıkışı bizde görüşürüz... Hoşça kal."

"Hoşça kal!"

Ona gülümseyerek el salladım. Son bir kez daha bana bakıp sokak lambaların aydınlattığı yolda yavaşça kayboldu.

-

Bölümü birkaç gün önce yarısına kadar yazmıştım fakat bugün doğum günümdü sonra aklıma bugün atmak geldi

Bu yüzden mi bekettin yani?

Pek değil aslında aücxjdnfksl dersler çok yoruyor beni:(

Kendinize iyi bakın ve şarkıyı dinlemeyi unutmayın!

Continue Reading

You'll Also Like

128K 13.8K 35
you gave me all your love and all i gave you was goodbye omegaverse
37K 2.8K 29
Fadime Koçari, abisinin isteği ile Furtuna şirketinde çalışmaya başlar. İsmail Furtuna ise bir ofisi bu hırçın Koçari kızı ile paylaşmayı hiç isteme...
57K 3.7K 26
Okyanustan hallice irisleri yüzümün her santiminde itinayla dolaşırken merak duygusu çoktan esir almıştı bedenini. "Niye bana bunu yapıyorsun Fadime...
121K 10.9K 32
Jeon Jeongguk bileğinde çiçekler açtıracak alfanın Kim Taehyung olacağını hiç tahmin etmemişti. içeri girdiğinde başıma bela olacağını biliyordum ome...
Wattpad App - Unlock exclusive features