Öncelikle herkese merhaba. Yeni kurgum 'world in a day' uzun zamandır taslakta bekliyordu. Ben de artık yayınlamak istedim. Kitap bangtwice kitabı ve Taehyung, Mina karakterleri var. Eğer sevmiyorsanız lütfen okumayın.🌸
Henüz 8 yaşındaydı, anne ve babası kavga etmeye başladığında. Bir çocuk için ne kadar zor olsa da o alışmış gibi hissediyordu. Küçücük elleriyle gözlerini kapatıp, içinden masallar anlatmaya başladı kendi kendine. Pamuk prenses ve yedi cücelerin mutlu mesut yaşadığı o masalın içindeydi şimdi. Onlarla beraber gülüp, onlarla beraber şarkılar söylüyordu.
Uyudu o gün. Anne ve babası çığlık çığlığa kavga ederken, yatağının altına girip yedi cücelerle beraber gözlerini kapattı. O şimdi pamuk prenses değildi, gözünü kapatınca onu bir prensin öpmesine gerek yoktu uyanmak için. Yükselen gürültü uyumasına büyük bir engeldi.
Uyuyamayacağını anladığında kendisini yatağın altından çıkarttı. Küçük bedeni sanki zorlanıyordu bu basit işlemlerde. Matematik dersi gibi değildi bu ev. Mina, okuluna gidip bu cehennemden kurtulmak istiyordu hatta bazen. Etrafına bakıp gözlerini bir süre kapattı. Uykusu vardı, ama uyku perisi uyumasına izin vermeyecek gibiydi.
Sonunda adımlarını banyoya yöneltti. Banyoya girmesiyle dışarıdaki gürültü sanki kesilmişti, banyoya onların sesi ilişmiyordu. Bir kaç dakika ayak parmakuçlarının üstüne çıkıp aynaya bakmaya çalıştı. Kendisinin zar zor da olsa aynadan görebilecek boya ulaştığını fark etti.
Banyodan çıkarken bağırışmalar yeniden kulağına doldu. Annesinin sesini duydu. "Geber! Geber dedim sana pislik herif!"
Korkarak önündeki vahşete takıldı gözleri. Annesinin vazoyla babasının kafasına vurduğunu gördü. Onları görmek istemiyordu. Korkarak odaya koştu.
Babasını en son gördüğünde kafasından akan kanlar aklına geliyordu. Hatırladıkça daha da ağlayası geliyordu. Dolabının yanına gidip kollarını bağladı. Ağlaması hıçkırığa dönerken annesi yine bağırmaya devam ediyordu.
"Geber!"
Camdan dışarı baktığında gece olduğunu gördü. Saati bilmiyordu ama havanın iyice kararmasından uyku saatinin geçtiğini anlamıştı. Eline yine dolabın yanında bulunan ayıcığını aldı. Gözleri kapanmıştı, çünkü artık o sesler gelmiyordu. Mutluydu.
Gözlerini açınca bir polisin kucağında olduğunu gördü. Korkarak polise baktığında üstünde polis yazısını gördü. Polis endişeli görünüyordu. "İyi misin?"
Mina da "iyiyim." diyerek polise baktı. "Ben iyiyim ama babam iyi değil. Annem ona vurdu. Geber dedi. Hep babam döverdi annemi. Ama bu sefer annem çok yemek yiyip güçlendi ve o babamı dövdü." Polis buruk bir gülümsemeyle Mina'ya baktı. Annesi en sonunda ona atılan dayakların öcünü almıştı.
Polisler onu iki katlı bir yere getirince yeni yeni öğrendiği harfleri birleştirmeye başladı. Kimsesizler yurdu da neyin nesiydi? O kimsesiz değildi ki?
"Annem... Annemi istiyorum." deyip ağlamasına rağmen, tıpkı babası gibi ona acımayıp gittiler polisler o gün oradan.
Annesini istiyordu sadece. Ona sarılmak. Annesini haklı buluyordu. Bu sefer annesi babasını dövmüştü. O yüzden annesini istiyordu. "İyi yaptın annecim, biraz da o gözü mor gezsin." dedi.
Bir süre saati bilmeden bekledi orada. Ama ne gelen vardı, ne de giden..Artık korkmaya başlamıştı.
Neredeydi annesi? Onu hiç yalnız bırakmazdı. Neden hâlâ gelmemişti?
YOU ARE READING
world in a day ↬taemina
FanfictionSıradan bir gündü. Ama akşam Jisoo'nun öldürülmesi dehşetin başlangıcıydı. Katil aramızdaydı, peki ya kimdi?
