1. Bölüm: Yaşam Ve Ölüm Arasındaki Çizgi

232 122 61
                                        

Yeni bir hikaye ile geldim ve beğenmenizi umuyorum. Yukarıdaki müziği dinleyerekten yazdım. Bu hikayeyi bir uygulamadan esinlenerekten yazdım. Tamamen aynı veya farklı değil. Biraz esinlenmiş sadece. Beğenmenizi umuyorum. Bakalım ölümden sonraki hayata hazır mısınız?

▶Hikayede olan herşeyi kesinlikle kurgudur. Gerçek şeyler anlatmaz. Gerçek olaylarla ilgisi yoktur.

İyi okumalar dilerim...

"Anasia Watson' hiçbir zaman sıradan ismimi, bir yerde, birilerinin söylediğini tahmin etmezdim... "

______________

1. Bölüm: Yaşam Ve Ölüm Arasındaki Çizgi

Her yer karanlığa büründü, sanırım şu anda ölüyordum...

Güzel bir güne telefonumun sesiyle uyandım. Hemen yataktan kalktım ve banyodaki işlerimi gördüm. Büyük büyük bir gündü. Hem diploma alacağım, hem de taşınacağımız gün sonunda bugündü.

Tüm eşyaları toplayıp, babamla birlikte çoktan kolilemiştik. Bugün eşyalarımız yeni evimize gidecekti. Biz de ben diplomamı aldıktan sonra gidecektik. Artık başka bir şehirde yaşayacaktık ve ben gerçekten de heyecanlıydım.

Aşağıdan sesler geliyordu. Ben de pijamalarımı çıkarıp, beyaz bir t-short ve mavi kot pantolonumu giydim. Merdivenlere yönelip aşağı indim. Nakliyatçılar erkenden gelmişlerdi. Kolileri ve eşyaları nakliyat aracının içine yüklüyorlardı. Onlara yardım etmek için ben de bir koli aldım ama babam engel oldu.

"Sen arkadaşlarınla buluşacaktın. Hadi bak saat geliyor. Üstünü değiştir. Arkadaşlarınla vedalaşmaya git. Oradan da okula gidersin direk. Hatta al arabanın anahtarlarını, arkadaşlarınla beraber gidersiniz okula," dedi babam. Normalde arabayı vermezdi ama bugün taşınıyorduk ve eve erken gelmemi istiyordu. Ve bunun için de haklıydı. Bu gün özel bir gündü.

Annem ölmeden önce, babam ve annem yıl dönümlerinde New York'a gider ve tatil yaparlardı. Malesef ki annem 8 yıl önce öldü. Babam da bu yıl New York'a taşınmaya karar verdi. Bugün onların yıl dönümü ve biz New York'a taşınıyoruz. Fazla uzak bir yer değil. Arada sadece üç saatlik bir mesafe var.

Yukarı çıkıp üzerime, mavi, kadife, uzun elbisemi giydim. Mavi, kısa, kalın topuklu bir de ayakkabı giydim. Saçlarımın yarısını tepeden toplayıp, kalanını da serbest bıraktım. Biraz da maşa yaptım. Yüzüme hafif bir de makyajı yaptım. Bir kaç tane de takı taktım ve hazırdım.

Arabanın anahtarlarını alıp evden çıktım. Bir süre arabayla boş sokaklardan geçtim. Annem ile buralarda çok anım vardı. A artık bunların hepsini bir kenara bırakıp geleceğime odakanmam gerekiyordu.

Kafeye vardım ve içeride arkadaşlarımı gördüm. Onların yanına geçtim ve oturdum. Bu onlarla, ben gitmeden önceki son sohbetimdi. Sonra da yazışabilirdik, görüntülü konuşabilirdik ama bu onlara yakınkenki son sohbetimdi. Ve ben bunu iyi kullanmayı düşünüyordum. Uzun bir süre sohbet ettik. Sonrasında diplomalarımızı almaya gittik.

Diplomaları aldıktan sonra arkadaşlarım aileleri ile beraber evlerine gittiler. Elle ise babamla da vedalaşmak istediğini söylediği için benimle gelmesini kabul ettim. Onun ailesi ve benim ailem çok yakındır. O yüzden onun ailesi bana, benim ailem de ona hiç yabancı gelmez. O benim bu hayattaki en yakın arkadaşım diyebilirim.

Elle ile bizi eve doğru yola çıktık. Yolda şakalaşırken ve birbirimize eski anılarımızı anlatıyorduk. O sırada benim telefonum çalmaya başladı. Çantamdan telefonu alırken, telefonu ayaklarımın arasına düşürmüştüm. Kafamı eğip telefonu aramaya başladım. Sonrasında direksiyon kaydı ve araba başka bir kavşakta gitmeye başladı. Bunu fark ettiğimde, direksiyonu çevireceğim sırada, karşıdan bir araba geldiğini fark ettim.

Bir an çok panikledim. O hamleyi yapabilmek için sadece saniyelerim vardı. Elle o sırada çığlık atıyordu ve ben yanlış kararı verip, çığlık attım, elimde olan birkaç saniyede.

Arabayı durdurmayı başarmıştım ama o araba bize vurmuştu. Siren sesleri duyuluyordu. Ambulans ve polis sesleri de geliyordu. Gözlerimi bir an açtım, her yer kan içindeydi. Canım çok acıyordu. Nefes almak çok zordu ve ben başaramıyordum. Elle görüş adıma girdi bir an. İyiydi ve benim için ağlıyordu. Benim iyi olmamı istiyordu. Ona iyi olduğumu söylemek istedim ama kötüydüm. Hem de çok kötüydüm.

Beni birilerinin kaldırdığını gördüm. Canım çok acıyordu.

"Sakin ol Anasia! Her şey yolunda. Sadece yaralandın. Ölmüyorsun," dediklerini duydum. Söyledikleri şeyler cazip geliyordu. Ama neden bilmiyorum, onlara inanmıyordum. Hiç inandırıcı konuşmuyorlardı. Ama ne olursa olsun yaşamak istiyordum.

Yanıma boyu uzun, kara kanatları olan biri geldi. Elindeki deyneği yere vurdu ve tüm acılarım sona erdi. Her yer karanlığa büründü. Sanırım şu anda ölüyordum. Yaşam ve ölüm arasındaki çizgideydim...

___________

Herkeze selam. Umarım bölümü beğenmişsinizdir. İlk bölüm olduğu için kısa tuttum. Yeni bölüm kısa bir süre sonra gelmeyecek. Ama yazarsam atarım. Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın, benim için önemli.

ŞİMDİLİK GÖRÜŞMEK ÜZERE KENDİNİZE İYİ BAKIN HOŞÇAKALIN...

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Dec 14, 2025 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

GÖKLERDEKİ SIRStories to obsess over. Discover now