1- Babamın Sesini Duymak.

1K 53 9
                                        

Dolabımın çekmecesini kapattım ve aynadaki yansımama baktım. Gayet hoştum. İnce bir vücudum vardı. Üzerime yapışan ve vücud hatlarımı ortaya çıkaran bir giysi giymiştim. Makyajımı abartmadan yapmıştım. Saçlarım ise serbestti. Komidinin üzerinde duran siyah tokayı aldım ve saçımı at kuyruğu şeklinde bağladım. Kahvaltının ardından bir plan yapmalıydım. Boş oturmak istemiyordum. Telefonumu elime aldım ve WhatsApp'ı açtım. Mesajlarım vardı fakat önemli değillerdi. Rehberimde gezinerek Mallory ismini arıyordum. Sonunda onu bulduğumda hızlıca mesaj yazmaya başladım.

Ben: Bu gün bir planın var mı?

Çok beklemeden telefonum elimde titreşmişti. Heyecanla telefonumun kilidini girdim ve mesajıma baktım. Ama bekledim cevap bu değildi.

O: Üzgünüm, doluyum. Bu gün Josh'la randevum var.

Her zaman aynıydı. Josh ve o, her zaman randevuya çıkıyorardı ve o ikisi beraber olduklarından beri ben kendimi ikinci teker gibi hissediyordum. Bana sadece neler olduğunu, ne kadar mutlu olduğunu anlatıyordu. Mutlu olması iyi, fakat benimle de zaman geçirmesini isterdim.

Telefonumu kot şortumun cebine koydum. Abimin ve annemin sesleri aşağıdan geliyordu.

"Jill hadi sen de gel!" Jace'in sesini duydum ve kapı tokmağını çevirdim. Kapının gıcırdama sesi duyulduğunda kapımın yağlanması gerektiğini düşündüm. Merdivenlerden inerken herkesin sofrada olduğunu gördüm. Herkes derken, annem ve abim Jace. Babam nadir bizimle olurdu. Şu an ise konserlerde, dünya turlarında. Galiba bir aydan uzun süredir de gelmedi. Zar zor görüşebiliyorduk. Telefonu her zaman dolu oluyordu. Arayamıyorduk. Onu özlüyordum.

Sofraya baktığımda Jace ağzına pankek tıkamakla meşguldü. Annem ise tabağını bitirmiş, telefonuyla uğraşıyordu.

Kendime bir sandalye çektim ve tabağımdaki dilimlenmiş salatalıklardan yemeye başladım.

***

Dış kapıyı arkmdan yavaşça çekerek kapattım. Jace'in arabasının anahtarını almıştım. Kendiminkini alamamıştım. Neden mi? Çünkü son üç sürüşümde araba çekilmek zorunda kalmıştı.

Arabanın kapısını açtım ve içine girdim. Anahtarları çevirerek motor sesinin gelmesini bekledim. Gideceğim yer neresiydi bilmiyorum. Hava almak istiyordum sadece.

Telefonumun çantamda çalmaya başlayışıyla arabayı aniden durdurdum. Korna seslerini umursamadan gaza yeniden bastım ve müsait bir yerde durdum. Telefonumu çantamdan çıkardım. Arayan kişi, babamdı! Hızlıca telefonu açtım.

"Alo, Jill?" sesini duymak bile içimi kıpır kıpır etmişti. Onu çok özlemiştim, kokusunu, güzel gözlerini, bize yaptığı şakaları, sesini ve mavi gözlerini. Her ne kadar aynı gözlere sahip olsak da, onunkini daha çok seviyordum. O benim babamdı, ilk aşkım, tek kahramanımdı.

"Baba! B-ben seni çok özledim!" babamın gülüş sesi geldi.

"Ben de sizi özledim birtanem. Ne zaman gelirim bilmiyorum, işler uzun. New York'ta ve Ohio'da da bir konserimiz var. Oradan eve geleceğiz. Ama zamanı belli değil tatlım."

"Baba kendine çok dikkat et, geldiğin anda-"

"Pasta mı yapacağız?"

"Evet, pasta! Hem de çeşit çeşit ve rengarenk!" dedim heycanla. Babamla favori aktivitemizdi pasta yapmak. Annem ellerini pastaya bulaştırmayı sevmezdi. Annem çoğunlukla Jace ile vakit geçirirdi. Jace ile havuzda yüzerdi, onunla filim izlerdi. Ama hepimizi eşit seviyorlardı.

"Her zaman seninle pasta yaparım haya-" cızırtılar gelmeye başlamıştı.

"Alo? Baba?!" telefona bağırıyordum ama cızırtılar devam ediyordu. Ve telefon kapandı. Üzgünce telefonumu çantama geri koydum.

Tamam Jill, bu kadar gezmek bence yeter.

Arabayı çalıştırdım ve eve sürmeye karar verdim. Babamın sesini duymak, onula konuşmak, beni çok mutlu ediyordu.

Ben Jill, Jill Biersack.

Yeni Çocuk 2 [Ara Verildi.]Stories to obsess over. Discover now