1.=Kesit

47 8 72
                                        


Yalın, bizim bloktan karşı bloğa geçen koridorda elimi tutarak koşmaya başladı;

"Yalın bak bu çok tehlikeli, kendi terasımız varken neden karşı binanın çatısına gidiyoruz hem bizim teras açıkken onlarınki açık değil, yasak yani Yalın!"

Yalın elimi bırakmadan koşmaya devam ediyordu, anlamış değilim güzelim çatı dururken, gece gece ne bu aksiyon arkadaş. Yalının bedeni yorgun düşmüş olacak ki koridorun ortasında hızını yavaşlattı, bu sefer seri adımlarla yürümeye başlamıştı.

"Hatırlıyor musun? Burada tedavi görmeye başladığım zaman kabullenemiyordum bu olanları, benim başıma gelemez, nasıl gelebilir diye yakınıyordum. Uzun bir süre, buradan çıkamayacağımı anladığımda bu sefer hastanede kendime kaçış yerleri aramaya başlamıştım, yalnız kalabileceğim her yer. Aslında birkaç yer buldum ama ara sıra oralara gelen kişiler vardı bana, kimsenin uğramadığı bir yer lazımdı daha sonra bizim blokta bulamayınca yan bloğa geçtim işte böyle oraya da kimse uğramıyordu hatta yasaklı bölge bile ilan etmişler. Girmiyorlar yani. Ama orada bizde olmayan çok güzel bir şey var."

Merakla ona baktım, bakışlarımı hissetmiş gibi bana dönerek kıkırdadı. Onun buradayken tanıdığım süreçte öğrendiğim bir özelliğiydi, bu onun huyuydu. İnsanı merakta bırakmayı çok seviyor, çünkü insanları yönetmekten hoşlanıyordu, insanların merakları yüzünden yapamayacağı şey yoktu. Beklide, sadece bana karşı olan bir hobisidir, bundan keyif aldığı belliydi çünkü. Sonunda biten o uzun koridordan çıkarak sola saptık fazla ilerlememize gerek kalmadan holün sonunda yangın merdivenleri vardı. Hızlı ama sessiz adımlarla merdivenleri çıkmaya başlamıştık. Cidden yorulmuştum bir ara merdivenlere oturup dinlenmiştik, ta on ikinci kattan teras katına on yedi katlı olan binanın on sekizinci katına çıkmıştık, az çıkmamıştık da yani. Tekrardan teras katında, Yalında ne aradığını sorguladığım kapı anahtarıyla, demir kapıyı açarak dışarı çıktık. Daha etrafa bakamadan yorgunluktan kendimi yere bıraktım, Yalında kapıyı kapatıp yanıma gelerek, oda kendini yere bıraktı. Asansörlerin bu zamanda bozulması çok kötü olmuştu, hele ki bizim gibi hastalar için felaket olmuştu.

Uzun bir süre konuşmadan gökyüzündeki o eşsiz manzarayı izleyerek geçirdik, Yalın sabırsızlanarak, ayağa kalkınca haliyle beni de peşinden kaldırmıştı. Bana dönerek o tapılası ellerini gözlerimin üstüne örttü, sesini çıkarmadan, ellerini çekmeden arkama geçip beni ilerletmeye başladı.
Kasıklarım soğuk betonla buluşunca ensemden aşağı doğru bir ürperti hissettim, ardımdan bana gövdesini yaslayan Yalınında bunu hissettiğinden adımın Temmuz olduğu kadar emindim.
Ellerini indirip yavaşça ikisini de belime doladı, benim gözlerimi açmama karşın burnunun ucuyla saçlarımın arasını hafifçe karıştırdı;

"Karşındaki bu güzelliği, o amber gözlerinden mahrum bırakmanı istemiyorum, aç gözlerini papatyam."

Yavaşça gözlerimi açtım, manzaraya karşın dilim tutulmuştu sanki. Şimdi anlamıştım burayı neden bu kadar çok sevdiğini, bizim binanın terasından bağ bahçe gözüküyordu, ama burada.
Öyle bir yerdeydi ki hastanenin konumu İstanbul'un gece ışıklandırılması altında her yeri görebiliyorduk, başta o enfes İstanbul denizini, kız kulesini, çok da yakın olmasak bile kız kulesinden daha yakın olan galata kulesi. Karşımdaki olağanüstü manzara gerçekten enfesti, sesli bir yutkunma ile ona yüzümü döndüm, havada kalan ellerimi de eskisine nazaran zayıflamış olan pazularına koydum. Yüzümüzün arasında santimler vardı. Dudaklarım hafif kıvrılırken ona hitaben konuştum.

"Beni bu manzaradan mahrum bırakmadığın için teşekkürler, seninle sağlıklı bir şekilde başka şekilde karşılaşmayı o kadar çok isterdim ki."

Hızlıca gözlerim dolmuştu, tam bir sulu göz olmuştum şu sıralar. Yalın aramızda çok mesafe varmış gibi biraz daha yakınlaştı, artık burunlarımız birbirine değiyordu.

"Sakın ağlayıp üzülme, bu bizim kaderimizde varmış, belkide başka türlü tanışsak bu kadar mutlu ve huzurlu olamazmışız."

Ellerimi yavaşça pazularından kaydırarak ensesindeki saçlara ulaştım, ince parmaklarımı kıvırarak hafifçe çekiştirmiştim. Saçlarını seviyordum ve ölene kadar da sevecektim. Ona olan duygularıma karşın aramızdaki o kısa mesafeyi kapatarak dudaklarımı dudaklarının üstüne bastırmıştım. Kalbimdeki o siyah kelebekler odalarından çıkmak ister gibi duvarları tekmeliyor lardı bu sırada belimde olan kollarını daha sıkı sarınca mutlu olmuştum.

~~~~~~~~~~

Yeni bir kurgu ile karşınızdayım, bu ilk kurgum ya da ilk deneyimim değil.
Bu hesapta il kurgum ama.
Bu hikaye çok uzun olmayacak 10-20 Bölüm aralığı olacak.
Bir haftaya ilk bölüm yayında.
DRS ile kalın, hoşçakalın...

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Nov 22, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Son-Ölüm Kokan PapatyaStories to obsess over. Discover now