Geçmişe Dönüş

31 2 8
                                        

Tam olarak hatırlayamıyorum. Fakat sanırım 11 yaşındaydım kardeşlerim ile birlikte bir otobüsteydik. Bildiğim kadarıyla yanımda annem yoktu. Onun yerine hayal meyal hatırladığım yaşlı bir kadın vardı. O zamanlar nereye gittiğimizi bilmiyordum kardeşlerimden en büyüğü 1 yaşındaydı. Diğeri ise zaten daha dün doğmuştu. Yanımdaki kadının ağzından nereye gittiğimize dair laf almaya çalışmıştım. Fakat hiçbir şeyi beceremediğim için bunu da becerememiştim. İçimden kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Ancak yine beceremedim. Otobüs yarım saat sonra bir tren istasyonunda durmuştu. Kadın beni sertçe itekleyerek otobüsten dışarı itti. Fakat kendi inmedi. 'Bizimle gelmiyor musun? 'diye sordum. Fakat kadından hiç ses çıkmıyordu... Otobüs gitmişti. Sonrasında fark ettim ki kardeşlerim de kadınla birlikte gitmişti. O an ne yapacağımı bilemedim ve koşmaya başladım elimden geldiğince hızlı koşuyordum. Fakat yine de otobüse yetişemedim. Hayatta kötü şeylerin hep benim başıma geldiğini düşünmeye başlamıştım. Oysaki gelecekte çekeceklerimin yanında bunlar bir hiç sayılırdı. O gün fazla oyalanmadan eve dönme kararı aldım. Bacaklarım koşmaktan yorulduğu için yavaş adımlarla tren istasyonuna doğru yürüdüm. Yarım saat sonra tren istasyonuna gelebilmiştim. Fakat o an bir şeyi daha hatırladım. Yanımda hiç para yoktu. Gördüğüm her insandan borç 20 lira istedim. Herkes bana uzaylıymışım gibi bakıyordu. Aradan birkaç saat sonra vazgeçtim. Hava kararmaya başlamıştı. Tren istasyonundan uzaklaşıp, birkaç metre dümdüz ilerledim ama nafile olmuyordu. Eve varamıyordum. İşte tam o sırada aklıma annem ve babam geldi. Şimdi ne yapıyorlardı? Beni özlemişler miydi? veya beni aramak için gayret gösteriyorlar mıydı? Peki ya kardeşlerim o kadınla beraber nereye gitmişlerdi? Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Bir süre sonra dayanamayıp hüngür hüngür ağladım. Artık insanlar ne der, ne söyler umurumda değildi. Sonra aklıma bir çocuk esirgeme kurumuna gitmek geldi. Ayağa kalktım, gözyaşlarımı sildim ve hemen oradan geçen birine sordum. Fakat bana sanki bir uzaylıymışım gibi baktı. Bu sefer soruyu İngilizce sordum ve bana dümdüz gidip yol ayrımından ilk sola dönüp sonra tekrar sola dönmem gerektiğini söyledi, teşekkür ettim. Tam bir gün boyunca aç, susuz ilerledikten sonra adamın dediği yere varabilmiştim. Fakat hangi bina olduğunu bilmiyordum. Çünkü buradaki yazılar Latin alfabesiyle yazılmamıştı. Ne yapacağımı bilemeden sap gibi dikiliyordum. Oradan geçen ve köpeğini gezdiren, yeşil montlu, kırmızı pantolonlu bir kadına hangi ülkede olduğumuzu sordum. Kadın gülerek, Japonya  dedi. Bir an durakladım. Türkiye' den Japonya' ya ne ara gelmiştim. Hiç uçağa bindiğimi hatırlamıyordum. Sanırım o otobüsten öncesi de vardı. Kadına hangi binanın çocuk esirgeme kurumu olduğunu sordum. Kırmızılı mavili tabelayı gösterdi ve işte o an bir şeyi daha hatırlar gibi olmuştum, bazı kelimeleri, hem de anne ve babamın sesinden; Kadın, bırakmak, uçak bileti ve ayarlamak . Artık her şey yerine oturuyordu. Anne ve babam beni ve kardeşlerimi bir kadın aracılığı ile terk etmişti. Bu yüzüme bir tokat gibi oturmuştu. Yoluma devam edip kadının gösterdiği binaya doğru koşar adım ilerledim ve oraya kaydımı yaptırdım. O an için her şeyin en azından birazcık olsun güzelleşeceğini sanmıştım.

................ Fakat her şeyde olduğu gibi bunda da yanılmıştım...... Hayatım daha da berbat oldu...........

Not: Bu bölümün hepsini normalde dün yayımlamıştım. Fakat yarısı silindi o yüzden bugün tekrar yazdım. Bunun için bölümü dün okuyanlardan özür dilerim.

Sonsuzluğa İlerleyen YolStories to obsess over. Discover now