Sevgili çilekleri portakal sanan Taehyung,
Edebî bir üslupla başladığım bu mektubu birazdan berbat edeceğimin ikimiz de farkındayız bu yüzden fazla kelimelerle kafanı ağrıtmak ya da kafatasını deşmek istemiyorum, sadece biraz konuşacağım ve sonra uyumak istiyorum işte. Yorgunum yalnızca, lütfen endişelenme.
Seninle tanıştığımızda yalnızca on bir yaşındaydın. Kahve tutamların gözlerini kapatıyordu ve annen böyle sevdiğini söylediğinde düşündüğüm tek şey bir emo olduğundu. Aile çocuğu imajıma terstin anlayacağın, sessiz kişiliğime rockçı herifler sokacak gibiydin ve hemencecik kıvırdığım burnumdan ötürü de bir hayli sinirliydin sanki. Delici bakışların ürkütüyordu beni her çay içmeye gelişimizde ancak reddedemezdim çünkü anneme göre komşuluk çok önemli bir zımbırtı ya da her neyseydi; bu yüzden delici bakışlarınla etrafa ateş etmeni aylarca izledim, sessizce izledim.
Birkaç ay sonrasında buradaki yeni okuluma başlamıştım. En başında çok zorlandığımı hatırlıyorum ama kolayca toparladım, komşu ziyaretlerini aksatmayacağım kadar erken ve hızlı ödevlerimi yapar ve üstümü giyindiğim gibi annemin peşinden Bayan Kim'in lezzetli kurabiyelerinden yiyebilmek için size gelirdim. O gün de her şey aynıydı işte.
Sonra seni evde gördüm, normalde çevredeki ortaokulluların daha geç geldiğini biliyordum ancak sen öylece oturuyordun işte; pijamalarını bile çıkartmamıştın ve saçların her zamanki gibi dağınıktı, belli ki yüzünü bile yıkamamıştın ve hatta yeni uyanmıştın. Ben de pek bir meraklıyımdır ancak bilirsin, konuşmam ben, bu yüzden annemi dürttüm ve başımla seni işaret ettim. Bayan Kim bunu fark ettiğinde yüzünde kırgın bir gülümseme belirdi ve parmaklarını gözlerine götürdü önce, sonra gözlerini kapattı ve parmaklarını iki yana salladı ve anladım ki sen kördün Taehyung; beni delen bakışların aslında boş bakışlardı, sessizliğin nefretinden değil mutsuzluğundandı ve sen henüz on bir yaşında, küçücük bir oğlandın. Mutsuzdun ve daha da kötüsü mutsuzluğunla baş başaydın.
Bu yüzden o akşam eve gittiğimizde bir torba dolusu gözyaşım birikecek kadar ağladım ve anneme gelişigüzel olanlarını anlattım. Ziyaretlerimi sıklaştırmaya karar verdim önce, sonra anneme ödevlerimi aksatmayacağıma dair söz verdim ve annem seve seve kabul etti bunu, canımdı ya benim, kalbimi çok severdi. Gece uyumadan önce kulağıma "Gör bak," dedi. "Çok iyi dostlar olacaksınız siz."
Ertesi haftalarda artan ziyaretlerim Bayan Kim'i neşelendirmişti. Nasıl konuşurum bilmiyordum seninle ancak benim söylemeye tenezzül ettiğim her şeyi Bayan Kim anlattı sana. Sonra bana "Ellerini tut ve öğret ona," dedi. "Ona hayat verecek bir şeyler yap," ve sesindeki kırgın ton gözlerimi doldurmaya yetti. Ellerini ilk kez o gün, tedirginlikle tuttum ancak ellerini geri çekmedin. Sakince bekledin ancak kaşların çatıldı, sonra Bayan Kim'in harfleri dizine yazabildiğini söylediği aklıma geldi ve ben bıkmadan usanmadan, o gece saat on ikiye vurana kadar anlattım sana her şeyi. Seni ilk gördüğümde ne kadar korktuğumu, tıpkı bir çizgi roman karakteri gibi baktığını ve bilmesen de saçlarının çok güzel olduğunu. Dilsizim ben, dediğimde duraksadın, neden dizini kullandığımı anlıyordun şimdi. Başını salladın ve tuttuğum elinle sorun değil yazdın dizine, duyduğumu bilsen de konuşmadın, yine de sevebilirim seni ve yemin ederim Taehyung, yirmi sekiz yıllık ömrümde o günkü kadar mutlu olduğum hiçbir anıya sahip olmadım.
O güzel günden sonra beni çağırır oldun hep, alt katımızdan her Yoongi diye bağırışını işittiğimde apar topar size koşar oldum, ödevlerim aksadı ancak annem asla kızmadı, hiç mi hiç hem de. Bazı günler sizde kaldım hatta, yatağının yanına serilen yatakta yatacaktım ama beni kolumdan kavradığın gibi yanına çektin ve o gün ilk kez duru sesini duydum, "Sarılalım," diye fısıldayışını işittim ve sen benim göğsüme sığınırken gözlerimi tavana diktim. Kalbimde ince bir sızı vardı, kulağın kalbimin hemen üstündeydi ve gözlerim doldu birden. Ciğerlerim sıkıştı sanki, nefesimin doldurduğu her yeri taşlar kapladı aniden. Ertesi gün anneme anlattım, neyim var ki dedim, hasta mıyım yoksa ama annem başımı okşayıp iç çekti sadece. Başımı alıp göğsüne yaslarken "Aşık olmuşsun," dedi. "Küçücüksün ama büyükçe mi büyükçe aşık olmuşsun."
YOU ARE READING
YOU'LL UNDERSTAND WHEN YOU GET OLDER ✓
Fanfictionhikayelerle avunanlar her zaman büyükler olurdu çünkü ve sen de kocaman bir çocuktun
