Esrarengiz cinayetler

24 3 0
                                        

20 kasım -1 hafta önce -

( kapı tıklatma sesi )

- Dedektif Beyza girebilir miyim?

- Tabii ki de, sormana gerek yok Yaman seni dinliyorum.

- Durgun dedektiflikten birkaç dedektif ayarlayacaklardı, o iş ne oldu diye sormaya gelmiştim.

- Evet ben ayarladım. Hem tanıdıklar hemde güvenilir, bu gün uğrayacaklardı.

- Tamam Dedektif Beyza vaktinizi aldım, kolay gelsin.

Diyerek odadan ayrılmıştı. Beyza ise önündeki bir sürü cinayet dosyasıyla başa çıkmaya çalışıyordu. Bu katilin kendine yeni kurbanlar aramaya başladığı günün üzerinden bir ay geçmişti fakat bir aydır ufacık bir ilerleme yoktu ve bu Beyza'nın canını çok sıkıyordu. Birden odaya Dedektif Gülsüm sinirli bir ses tonuyla girdi.

- Beyza bu iş canımı çok sıkmaya başladı bir ay ya, bir aydır bu katili bulamıyoruz! Bu hiç birimize yakışacak bir hareket değil, nasıl bu kadar kusursuz bir iş yapıyor anlam veremiyorum.

- Biraz sakin ol Gülsüm. Bu iş benimde canımı sıkıyor ama yapacak bir şey yok, sabahtan akşama kadar uğraşıyoruz. Neyse, yardım almamız iyi oldu yoksa sadece iki dedektifle kim bilir daha kaç ay sürecekti. Aklıma gelmişken Hilal ve Elif'i aramalıyım. Sen şu yeni dosyaya bak istersen her zamanki şeyler ama belki bir ipucu bulabilirsin.

İç çekerek odadan çıktı. Beyza'yı hiç bu kadar duygusuz kimse görmemişti, belli ki çok yorulmuştu. Bütün karakol bu katili arıyordu ama ufacık bir iz bile bulamamışlardı , nasıl ilerleyebilirlerdi ki?

Her kurbanda ilk önce boğazını kesiyor sonra karnına bıçak saplıyor ve her birinin yanına kanlar içine bulanmış bir gül bırakıyor, peki neden gül? Tek sorun bu da değil, neden bu kadar acı çektiriyor? O insanlar ona ne yapmış olabilirlerdi? Hiç kimse anlam veremiyordu.

Bir anda irkildi. Durgun dedektiflikten dedektiflerin gelmesi gerektiği aklına gelmişti. Telefonunu aldı ve Hilal ve Elif'e mesaj attı. O anda Gülsüm'ün koşa koşa ona yaklaştığını gördü.

- Gülsüm az soluklan, ne oldu bu kadar önemli?

- Beyza sanırım bir ipucu buldum. Katilimiz şu ana kadar ki kurbanlarında hep keskin bir bıçak kullanıyormuş ama bu son kurbanında kahvaltı bıçağı kullanmış. Bu bıçak nasıl kurbanın karnını delip geçebilir ki? Adli tıp uzmanlarının yanına uğradım ve son kurbanın karnında bir kurşun bulunduğunu öğrendim. Bıçağı sapladığı yer ise silahın kurbanın karnını deldiği bölge.

- Ne, sen ciddi misin? Bunu nasıl farketmedik, nasıl?! Neyse bu bir ilerleme Gülsüm, senin bu araştırmacılığına bayılıyorum.

- Bende bayılıyorum işte ne yapacaksın.

Konuşmaları ardından üç saat geçmişti, yeni bir ipucu için çalışıyorlardı. Beyza odasında sadece çalışma masasındaki ışığı açmıştı, karanlık odada sadece masada küçük bir ışık vardı. Saat 21.50 olmuştu fakat dedektiflerimiz gününü bu dosya için harcıyorlardı. Bir anda odaya Gülsüm girdi ve Beyza'yı zor olsa da eve gitmek için ikna etti. İkisi de eve gelmişlerdi, sofra kurulmuştu fakat herkesin aklı bu vakadaydı. İştahsızca yenilen yemeğin ardından Elif her zamanki gibi bütün evi motive etmek için film gecesi yapamaya karar vermişti. Hilal sofrayı toplamış ve film gecesi için bir şeyler hazırlamaya başlamıştı. Bir anda o büyük evde kapı sesi yükseldi. Efe gelmişti fakat kapıyı Beyza'nın açması onu biraz utandırmış olmalı ki odaya girdiği zaman yüzü kıpkırmızıydı. Gülsüm her zaman yaptığı gibi suratını kırmızılığı ile dalga geçmişti ve sonra neden geldiğini sordu.

Sakın arkana bakma Historias para obsesionarse. Descúbrelo ahora