-1-

6 1 0
                                        


Yıldızları süpürürsün farkında olmadan

Güneş kucağındadır, bilemezsin

Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür

Yüreğinde kuruludur orkestra, duymazsın

Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun

Anlamazsın uçar gider, koşsan da tutamazsın

W. Shakespeare


İlk aşkım abimdi.

Abim diyorum; ama öz abim değil, komşumuzun oğluydu. Evlerimiz çok yakındı ve ben günlerimi onunla geçirirdim. Mahalledeki kızlar sırf biraz havalı diye abime yaklaşmaya çalışırlar ve yardım etmem için bana hediyeler verirlerdi. Hediyelerin hepsini alır; ama abime onlardan hiç bahsetmezdim.

Çocukluk işte hiçbir çekincem yoktu. Avaz avaz bağırırdım her fırsatta: ' Ben abimle evleneceğim. ' diye. Bir gün bana ' eğer lezzetli yemekler yapmazsan evlenmem seninle ' demişti. Bu yüzden ilk kek yapmaya çalışıp da mutfağı una buladığımda 8 yaşındaydım. Annem beni terliğiyle kovalarken abim mutfakta kahkahalarla gülüyordu.

Liseye başladığımda abim de lise üçe gidiyordu. Okul çıkışları beraber dönüyorduk. Bir gün beni dükkanın önünde durdurup:

- ' Bak güzellik, bu dönem sınavların yüksek gelirse bunu alıcam sana ' demişti.

Gümüş bir zincir, ucunda sallanan bir kar tanesi; ama altında ' be happy kolyesi ' yazıyordu. Be happy, birden bir anı canlandı içimde, son dördünde parlak bir ay ve hıçkıra hıçkıra ağlayan ben..

Abimin ' hey, iyi misin ' soruları eşliğinde kendime geldim. Neyin nesiydi bu? Boş vermiştim. Ne de olsa yakında benim olacaktı o kolye.

Sonuçları aldığımız gün uçarak çıktım okuldan. Abimin aferin dolu bakışları arasında hediyeme kavuşacağımı düşündükçe içimde kelebekler uçuşuyordu. Çıkış kapısında bekledim, bekledim, saatin her vuruşunda heyecanım kayboluyor, yerini umutsuzluğa bırakıyordu. Yavaştan yağmur çiselemeye başladığında karşıdaki parka gitmeye karar verdim.

Kırmızı ışık sönmüyordu, araçlar sonsuza dek geçecekti sanki ve ben dibimdeki parka asla varamayacaktım. Nihayet karşıya geçmeyi başardığımda biraz olsun keyfim yerine gelmişti.

Yürüdüm ve daha fazla ıslanmamak için üstü kapalı alana sığındım. Neden sonra göz göze geldik. Orada öylece oturuyordun, yağmurdan nasibini almıştın; ama parıldıyordun. Tam seni gördüğüm için sevinecekken yanındaki kızı fark ettim, ne kadar yakın oturduğunuzu ve senin avucunun içindeki elini.. Gözlerinin içine baktım tekrar, bu kabusta teselli bulduğum tek şey gözlerindi. Gözlerini benden kaçırdın ve ben o an arkamı dönüp koşmaya başladım.

Saklanmalıydım, kimsenin beni bulamayacağı bir yere.. Karşıya doğru koşarken arkamdan seslendiğini fark ettim. ' Lütfen dur! ' diye bağırıyordun. Durmadım, daha hızlı koşmaya başladım.

Güçlü bir fren sesi duydum sonra. Donakaldım. İnsanlar üçer beşer yola doğru toplanıyor, kamyonun çevresinde kalabalık oluşturuyorlardı. Yaklaşmaya cesaret edemedim, orada beni neyin beklediğini çok iyi biliyordum çünkü. Yalnızlık...

Yağan yağmurun havada asılı kaldığını düşündüm bir an.

Yığıldığımı hissettim sonra, yere çarpan bedenimi...

Kar TanesiWhere stories live. Discover now