Billie
Evin en üst katına çıkmış,yanında duran ışığı açıp
etrafına bakmıştı genç kız. Etrafına göz gezdirdi, oda toz içerisindeydi, bütün camlar kapalıydı hiçbir yere güneş ışınları girmiyordu. Odanın ortasında duran tozlu ve deri kaplamalı kutuyu gözlerine kestirdiği anda içinde tuhaf bir his oluştu.
Yavaş adımlarla kutunun yanına gitti, eliyle kutunun üstündeki tozları sildi. Tozlar etrafta uçuşurken, genç kızın gözleri dolmuştu.
Kilidi açtı. İçinde sayılamayacak kadar fotoğraf ve
defterler doluydu. Eline gelen ilk fotoğrafI aldı ve
inceledi... Ne kadar güzel bir fotoğraftı onun için. Bir önceki hayatında yaşadığı güzel anılar şuan onun ellerindeydi. üzeri tozla kaplı olsada, genç kız tozlardan daha yoğun bir duygu hissediyordu, en azından hissettiğini düşünüyordu...
•
Asırlar sonra... ilk defa dünyayı görecektim. Kalbim Atıyor olsaydı muhtemelen şu an deli gibi atıyor olacaktı. Bu tabutun içinde çürümüş olan ruhum ,bedenim ve içimi yiyen açlığım çok
sıkılmıştık. Bir acı var bende, bedenimde okyanustaki dalgalardan daha büyük darbeler veren. Bir acı vardı, gökyüzü tanrısı olan zeus tarafından gönderilen,bizler için ufak,bir kuş için ölüm olan gökgürültüsü gibi. Karanlık ve sükûnet sonsuza dek benimleydi. Tam 150 yıl sonra yeni bir sahibim olacaktı, ona hizmet edecek ve o ne emrederse zorunda olduğum için yapacaktım. Asla özgürlüğü tadamayacak hissetmeyecektim. Neydi içimdeki bu his? İmparator titus'un kızı lavinianın gözleri gibi derin ama bir o kadar sığ olan bu his? Bir yere koşuyor ama varamıyormuşum gibiydi, ihtiyacım varmış gibi derin bir nefes alıp verdim...
Robert
gecenin bir vakti yere çömelmiş bıkkınlıkla karşımdaki devasa müzeye bakıyordum. Calum'un dediğine göre bu gece müzeye fazlasıyla hoş şeyler gelecekmiş. Ben de oturmuş bekliyordum. Bu işleri aslında bırakmıştım, ama aldığım haberle merakıma yenik düşmüştüm. Asıl sorun nasıl alacağımdı. Elime dürbünümü alıp içeri doğru götürülen tabuta baktım. Fazlasıyla hoş bir görüntüsü vardı.
Telefonumu elime alıp Calum'u aradım ve yanına çağırdım. Onu tek başıma alamazdım. Yanında birkaç kişiyi de getirmesini istemiştim. Görevliler içeri taşınacakları taşımış ve gitmişlerdi. Dışarıda sadece güvenlik görevlileri vardı. 20 dakikanın ardından geldiklerinde hızlıca uzlaşıp plan yapmıştık.
Calum arkadan girecekti, ben ise getirdikleri malzemeler ile yukarı tırmanıp açık bir yer bulacaktım. Tabutu yeni getirdikleri için henüz bir yere yerleştirmediklerini düşünüyorduk.
Çok hazırlıksızdık. Bu yüzden yakalanabilirdik bile. Ben yukarı çıkmaktan vazgeçmiş, aşağı inmiştim. Onun yerine daha sağlıklı bir şey düşünmüştüm. Cebimden çıkardığım paraları alıp kibrit kutumu aldım. Diğerlerine kısaca bir mesaj attım. Calum içeri doğru bir cam atarak dikkatleri üzerine alırken, ben paraları bir taşa sarıp yakarak içeri atmıştım. Evet, bir o kadar zengindim(!). Birkaç tane daha yaparken diğer iki kişi çoktan ortalığı alevlendirmişti.
Ben içeri doğru koşup görevlilerle o endişe ile yardım ederken, küçük bir fikir vermiştim. Onlarla ederleri dışarı çıkarabileceğimiz kadar çıkaralım demiştim. Birinin yardımı ile gözdemi almış ve dışarı bırakmıştık bile.
İtfaiye arayıp Calum ile anlaşarak onları oylayıp bir şekilde tabutu zorlada olsa arabama almıştık.
Ne olduğunu ne olacağını düşünmeden gaza yüklemiştim bile..
Şimdi ise eve getirmiş,bakmaya tereddüt ettiğim tabutun örtüsüyle bakışıyordum.
Billie
*ölü bedenim artık koku bile salamazken sarsılmamla bir süre sonra uyandım ve sahibimin dokunuşlarını beklemeden, tabutu bedenimle iterek ayağa kalktım.
Billlie 3. Kişi ağızı
Billie,nin gözleri dolu, dişleri sıkıydı. Çenesinin Kemikleri belirginleşmiş ve bir bıçağın sırtı gibi güçlü duruyordu. Kirpikleri hiç kıpırdamıyor, hareketsiz ve dikti. Dışardan genç görünen kızım bedeni ne kadar sarsılmaz gözüksede,titreyen diz kapaklarını hissedebiliyordu Billie... Genç kızın gözleri daha iyi görmek için beyazlaşırken, karşısındaki şaşkın bedene takıldı gözleri. Karşısındaki bedene karşı daha soğukkanlı durarak diz çöktü ufak kız.
Billie:Yeni sahibim siz olmalısınız efendim..
