Sabah saatin alarm sesiyle uyandım normalde erken kalkmaktan nefret eden bir insan olmama rağmen yatağımdan kalktım banyoya doğru ilerledim güzel ve ılık bir duş aldım bornozumla odama gittim ve okul üniformalarımı giydim, Hafif bir makyaj yaptım. Çantamın içine birkaç defter, kalemlik ve acil durum makyaj çantamı kattım. Telefonumu ve paramı da ceketimin cebine attım ceketimi de elime alarak aşağıya mutfağa indim. Zehra teyzenin hazırladığı kahvaltılıklardan atıştırdım ceketimi giydim. Çantamı omzuma taktım. Zehra teyzeye hoşça kal diyerek evden çıktım.
Salih amca kapının önünde beni bekliyordu. Geldiğimi görünce arabanın kapısını açtı ve bende arabaya bindim. Yol boyunca Salih amcanın verdiği öğütleri dinleye dinleye okula vardım. Daha doğrusu arabanın durmasından okula geldiğimizi anladım
.= Vay be okul okul değil de saray yavrusu maşşşşalllah!!!!=
arabadan indim okulun bahçesine doğru yürüdüm. Bahçe boştu demek ki herkes dersteydi. Okulun binasına gittim ve içeriye girdim nöbetçi öğrenciyle beraber müdürün odasına gidince kapının önünde beni yalnız bıraktı. Kapıyı tıktıklayacağım sırada içeriden müdürün olduğunu düşündüğüm kalın bir ses duydum galiba birini azarlıyordu. Kapıyı tıklattım ve içeriye girdim (gel sesini beklemeden) zaten tıklattığımı duymamıştı. Bunu bağırmaların kesilmemesinden anladım. içeride_deri ceketli, serseri tipli ve oldukça yakışıklı bir çocuk vardı_ ve müdür ona bağırıyordu. Ben bunları düşünürken geldiğimin farkına varmış olacak ki sustu ve bana dönerek
“Sen Öykü olmalısın hoş geldin okulumuza hiç zaman kaybetmeden sana sınıfını göstereyim.“ dedi. Ve kapıya doğru yürüdü .ben ise onu bu kadar sinir eden kişiye baktım. Beni yukarıdan aşağıya süzdü ve bacaklarımda takılı kaldı. Ben utandığımda pek kızaran biri olmamama rağmen şu an kulaklarıma kadar kızardığıma emindim. Bakışlarını bacaklarımdan çekip yüzündeki alaycı ve küçümseyen bakışlarla yüzüme baktı.
Müdürün beni çağıran cümlelerini duydum ve arkasından gittim. Yalnız hala o serseri tipli çocuğun bakışlarını bacaklarımda hissedebiliyordum...
Bir kat çıktıktan sonra sınıfın önüne geldik ve tıklatıp içeriye girdik. Herkes bana bakıyordu kendimi sahneye çıkmış gibi hissettim . Müdür bey öğretmenle konuştu ve bana iyi dersler diyerek gitti.hoca bana dönerek kendimi tanıtmamı söyledi ve bende kendimi tanıtmaya başladım.
ADIM:ÖYKÜ
SOYADIM:DURMAZ
YAŞIM: 17
İKİ KARDEŞIZ YANİ 1 ABLAM VAR AMA ÜNİVERSİTE OKUDUĞU İÇİN YURTDIŞINDA…
“Peki öykücüm okulumuza hoş geldin boş bir yere geçebilirsin”
Tek bir boş yer vardı o da bir erkeğin yanıydı bende oraya geçtim.
“Selam naber ben Bora “ dedi yanına oturduğum kişi
-İyi gibi- dedim sorusuna karşılık.
“Bence oldukça iyi görünüyorsun!”
şaşırmıştım, ona ne söyleyeceğimi düşünürken
Öğretmen:”Öykücüm daha ilk günden böyle yapıyorsan senden çekeceğimiz var”
-Özür dilerim hocam siz devam edin lütfen-
Uzun ve sıkıcı bir ders sonundaki zil beni hayata döndürdü az daha ders işleseydik bitkisel hayata falan gireceğimi sandım.
YOU ARE READING
SONSUZA DEK
ChickLitBu kitap bir manyağın (ünsüz yumuşaması) ve onun aşırı normal arkadaşlarının eseridir.
