En yakın arkadaşım Yiğit ile okuldan dönüyorduk. Cesur biri olduğumu sanıyordu; ama aslında bir pısırığın teki olduğumu biliyordum. Bana "Benim dövüldüğümü görseydin, ne yapardın?"diye sormuştu. Sanki cesur birisiymiş gibi yanıtladım: "Onları döverdim." Sevinmişti. Çok geçmeden evlere dağıldık. O gün çok yorulmuştum. Kanepeye uzanmamla uyuyakalmam bir olmuştu. Erkenden uyandım. Okula gidip, Yiğit ile konuşmak için sabırsızlanıyordum. Hemen hazırlanmaya başladım. Hazırlanırken, annemle babamın tartışmalarına denk geldim ve istemsizce kulak misafiri oldum. Duyduklarıma inanamamıştım, benden kurtulmak istiyorlardı. Panikledim ve hızlıca evi terk ettim. Okula doğru yürürken, bir yandan da korkuyordum. Okula vardığımda Yiğit'i gördüm. Ona, olanları anlatmam gerekiyordu; ama bir süre içimde tutmaya karar verdim. Yiğit, durumun farkına vardı ve bana neler olduğunu sordu. Ona başıma gelenleri anlattım. O da duyduklarına inanamamıştı. Bana sakin olmamı ve eğer evden kaçmak istersem, onlarda kalabileceğimi söyledi. Teşekkür ettim.
Okuldan çıktım. Yiğit'i beklemeden direkt eve gittim. Garip bir sessizlik vardı. Evde, masanın üstünde annemden bir not vardı. Notta "Berk oğlum, seni çok seviyorum. gözün hep yukarılarda olsun. Umarım istediğin mesleği yapabilirsin, özür dilerim" yazıyordu. Sondaki "özür dilerim" cümlesine anlam verememiştim. Tuvalete girecektim; ama yerde kana benzer bir sıvı akıyordu ve burnuma kan kokusu gelmişti. Yutkundum ve yavaşça tuvaletin kapısını açtım. Bir de ne göreyim? Annem yerde kanlar içindeydi. Babam ise resmen elinde kanlı bir bıçakla önümde duruyordu. Hemen kapıya doğru koştum. Babam beni elimden yakalamıştı. Hemen sarılıp ağzımı kapattı. Bağıramıyordum. Dirseğimle karnına vurdum; fakat işe yaramamıştı. Ayak topuğumla bacak arasına vurdum. Beni bırakıp yere yığıldı. Arkama bile bakmadan kapıdan dışarıya çıktığım gibi Yiğit'in evine gittim ve durumu anlattım. İlk önce bana inanmadı. Büyük ihtimalle babam benim buraya geldiğimi biliyordu. Kontrol etmek için camdan dışarı baktım. Uzaktan birisi yaklaşıyordu. Bu kişi babama benziyordu Evet bu babamdı. Çok korkmuştum. Yiğit, artık söylediklerime inanmaya başlamıştı; bu yüzden beni ebeveynlerinin odasına götürdü. Çekmeceden klasik bir tabanca çıkardı ve bana verdi. Tabancanın içinde 3 tane mermi vardı. "Eğer sana zarar vermeye kalkarsa, onu vur!" dedi. Bunu yapabileceğimden emin değildim. Korkudan ellerim titriyordu. Daha sonra Yiğit, mutfaktan bir bıçak aldı. Korkuyla sordum: "Diyelim ki babam geldi, senin ailene ne olacak?" "Onlar şu an işte" diye cevapladı. Biraz rahatlamıştım. Sonuçta o, benim babamdı. Kapıyı birisi çaldı. Kapı deliğinden baktım. Babam gelmişti. Hemen Yiğit'in odasına girip, kapıyı kilitledik. Aşağıdan, cam kırma sesleri geliyordu. Muhtemelen babam, pencereyi kırıp içeri girmeye çalışıyordu. Yiğit'in odasında, tabancayı kapıya doğrultmuş, bekliyordum. Yiğit ise arkamda, bıçakla bekliyordu. Babamın ayak seslerini duyabiliyordum, buraya yaklaşıyordu. Kapıyı basit bir melodiyle tıklattı. İçimden: "Bu adam kafayı sıyırmış" diye geçiriyordum. Yüksek ihtimalle yiğit bunun farkındaydı. Anlık Yiğit'e baktım. Yiğit, adeta korkudan tir tir titriyordu. Babam kapıyı zorlamaya başlamıştı. Giderek daha çok korkamaya başlamıştık. Korkudan, alnımdan akan ter durmuyordu. Aniden babam kapıyı kırıp içeri daldı. O an ne yapacağımı bilemedim, resmen donup kalmıştım. Yiğit'e baktığımda, korkudan bayıldığını fark ettim. Babam yavaşça yaklaşıyordu ve bana yavaşça tabancayı indirmemi söylüyordu. Aramızda birkaç metre vardı. Korkudan tetiği bile çekemiyordum, parmaklarım komutlarıma uymuyorlardı. Babam, yakamdan tuttuğu gibi beni bıçaklamaya kalkıştı. Bıçak saplanmıştı. Yiğit bıçağı babama saplamıştı. Korkudan titreyerek geri çekildi. İş başa düşmüştü. Artık Yiğit'in yapabileceği bir şey yoktu. Babam, beni bir kenara fırlatıp, Yiğit'e doğru ilerlemeye başlamıştı. Eğer bir şeyler yapmazsam, Yiğit'i bıçaklayıp öldürecekti. Cesaretimi topladım ve derin nefes aldım. Nişangahı babama doğrulttuğum gibi ateş ettim. Babamı göğsünden vurmuştum. Yere yığıldı. Can çekişiyordu. Yiğit korku dolu gözlerle bana bakıyordu. Bunu yaptığıma inanamıyordu. Ayağa kalktım ve yavaşça babama doğru yürümeye başladım. Psikolojim çoktan bozulmuştu. Hafif sırıtmaya, hatta gülmeye başladım. Babamın can çekişmesini görmek çok hoşuma gidiyordu. Yavaşça babamın kulağına yaklaşıp: "iyi geceler" diye fısıldadım. Artık babam bana, 5 dakika önce benim ona baktığım gibi bakıyordu. Kan kaybından ölene kadar onu izledim. O sırada, Yiğit lavaboda kusuyordu. Çok büyük bir sorunumuz vardı. Cesetleri ne yapacaktık...
