Artık bizim birlikte bir başka yere gidip mutlu olmamız lazım.

43 3 1
                                        

Kızlarla okuldan çıkmış sokağın kenarında Doğa'yı bekliyorduk. Artık tanıştığımız Tahsin Amca'nın büfesinden gazete alıyordu. Önceleri pek gazete okumazdık bu büyüdüğümüzün göstergesiydi sanırım. Doğa bize doğru yaklaşırken bağırarak köşeye sıkıştırılmış pek önemli gözükmeyen makaleyi okuyordu.

"Bakan Açıkladı: Velilerimiz artık endişelenmesin! Yakın bir zamanda banka hesaplarınızı kontrol edin."

İrem uçuşan atkısını düzeltirken söyleniyordu. "Artık aynı açıklamaları yapmalarından bıktım. Okullar açılalı yedi ay oldu ama bir gelişme yok." Cemre kafasını salladı, o sırada minibüs gelmişti araba için para çıkartıyordu. "Gerçekten yetti artık en azından açıklama yapıp ümitlendirmesinler insanları çocuk değiliz biz."

Kızlar bu konuları konuşurken pek oralı değildim. Cemre benim için minibüs parasını çoktan vermişti bile yerime geçtim, camdan akan yağmur damlalarını izliyordum. Aklım yeni çıktığım işimdeydi kızların hepsi hem okuyup hem çalışıyordu ama ben son üç aydır annemlerin gönderdiği parayla yetinmeye çalışıyordum. Minibüsten inip evimize giderken konunun değiştiğini fark ettim. Kızlar evi yenileme planları yapıyorlardı. Evin kapısını açtığım da bir soğukluk vardı. Bu kış gününde camı açık unuttuğumuz için içerisi donmuştu. Cemre ve İrem salonda battaniyelere sarılmış derslerini yaparken Doğa'yla bende yemek yapmaya başlamıştık.

Hepimizin sınav zamanı olduğu için sofra kurmayla uğraşmadık, kızlar orta sehpanın çevresine dizildi bacaklarımı bağdaş kurmuş üstüne tabağımı almış bir şekilde haberleri izliyordum. Bakanın yaptığı açıklamalar Ankara'daki bir üniversiteyle bizim üniversitemizi bayağı sarmıştı. Artık bardağı taşıran son nokta olmuştu diyebiliriz çünkü herkes sabahtan beri bunu konuşuyordu. Whatsapp gruplarında anca tartışmalar çıkıyordu Twitterda gündemde birinci sıradaydı. Cemre kirli tabağı mutfağa götürürken "Bu iş böyle olmayacak artık birilerinin sesini çıkarması lazım verdiğimiz paralar az bir miktar değil sonuçta." diyordu. Haklıydı da tanıdığımız bazı arkadaşlarımız borçlara girip ödemişti bu parayı. İrem çalışarak kazandığı paranın hepsini oraya yatırmıştı. Veliler çocuklarına artık para gönderemediği için öğrenciler çalışmak zorunda kalıyordu. Normalde çalışan öğrenci sayısı zaten çoktu ülkenin durumu belliydi çünkü çalışmadan ev geçindirmek kolay değildi.

Sabah 9da alarmım çaldı. Yine yağmurlu bir hava vardı kalkıp yüzümü yıkadım. Cemreyle İrem aynı sınıftaydı sabahtan kalkıp sunum yapacakları için erken gitmiştilerdi
Doğa zaten işe gitmişti evde tektim 10da dersim vardı. Küçük bir sandviç yapıp hazırlanmaya koyuldum. Kaküllerim uzadığından artık perçem gibi kullanıyordum bere takınca saçlarım hoşuma gitmişti. Postallarımı giyip evden çıktım. Okula geldiğimde hoca olmadığı için kampüste çimenlerin üstüne oturup bir şeyler karalamaya karar verdim. Orada baya bir vakit geçirmiştim anlaşılan çoğu kişi derslerine girmişti. Uzaktan birinin el salladığını gördüm. Üst sınıflardan Selmin'di yanıma gelip selam verdi. Havadan sudan konuşurken yarın Ankara'ya gideceğini söyledi neden diye sorunca bana garip bakmıştı. "Biraz sınıf gruplarına bakın her şeyden habersiz kalmışsın! Derse girmiyor musun? Hadi kalk!" Koluma girmişti sınıfa sürükleniyordum. Selmin böyle bir kızdı alışmıştım artık. Ders geçmek bilmiyordu ve aşırı canım sıkılıyordu hocayı hiç sevmezdim bende görünmeden arka kapıdan çıktım. Bahçeye indiğimde yağmur başlamıştı karşıdan Cemre ve İremin koşarak geldiğini gördüm aşırı ıslanmıştılar hemen kantine geçtik İrem çok telaşlıydı. "Deniz yarın Ankara'ya gidiyoruz!" diye bağırdı herkes bize bakıp gülmüştü sanki hepsi biliyormuş gibiydi şaşkın bir surat ifadesiyle kaldım.

Kavga Where stories live. Discover now