Düğün sabahı
Karaca gözlerini açar Çukur'da kendi evinde olduğunu görür buraya nasıl geldiğini hatırlamaz en son hatırladığı şey de Azer ile kavgası ve silah patladı Azer vuruldu başka hiçbir şey hatırlamaz başında babası ve annesi vardır gözünü açar açmaz Azer diye sorar
Karaca: Azer nerede
Selim: Kızım iyi misin
Ayşe: Kızım ne oldu
Karaca: Ben buraya nasıl geldim Azer nerede
Selim: Karaca hiçbir şey hatırlamıyor musun
Karaca: Ne oldu hiçbir şey hatırlamıyorum nasıl geldim lan buraya
Selim: Biz amcalarına kahvede oturuyorduk çocuklardan biri geldi Karaca'yı kapının önüne bıraktılar gittiler biz de delirdik ve geldik eve Seni o halde baygın şekilde görünce ne olduğunu anlamadık Bir de gelinliğin
Karaca: Neden sustun
Ayşe: Kızım daha sonra konuşsak ilk önce bir sakinleş duş al
Karaca: Ne oluyor ya biriniz bana anlatsın
"ağlıyordu"
Selim: Tamam gelinliğin kan mıydı
Karaca: Baba ben en son Azer
"bu sözden sonra nefes alamaz ve sinir krizi geçirir"
Ayşe: Tamam kızım sakinleş elleriyle Karaca'nın saçlarını okşar
Selim: En son ne Karaca
Karaca: Baba ben Azer'i
Selim: Ne oldu anlatsana
Karaca: Ben Azer'i vurdum
Ayşe: Ne
Selim: Ne diyorsun Karaca
Karaca: Babaannem geldi düğüne ve bana her şeyi anlattı dedemin ölümünde Azer'in de payı var babaannem gitmeden önce bana bir silah verdi Ben de Azer ile konuşuyordum o da bana her şeyi anlattı Ben de bu acıyla yaşayamam dedim kendi kafama dayadım
Selim: Ne dedin sen babaannen gelip sana silah mı verdi
Karaca: Baba duydun işte ben de Azer ile konuşuyordum o sırada Azer silahı elimden almaya çalışıyordu ve silah patladı Azer vuruldu hiçbir şey hatırlamıyorum
Selim: Yani buraya nasıl geldin hatırlamıyorsun
Karaca: Hayır (artık ağlamaktan konuşamaz hale geldi ve Ayşe kızının bu haline çok üzülür)
Ayşe: Selim tamam yeter kız daha fazla konuşturma
Selim: Tamam Ayşe sen Karaca'yla kal banyodan sonra gelirim ben aşağıya ineyim
Ayşe: Tamam (Selim aşağıya iner ve anne diye bağırır)
Selim: Anneeeee
