Genç kız, hızlı adımlarını sahil şeridinin hemen dibindeki köfteciye yönlendirmişti. Koşuyordu, çok hızlı koşuyordu ama bir türlü varamıyordu. Yağmur da aynı kız gibiydi; sabırsız, aceleci, tedirgin. Ve aşık. Yağmur toprağa, kız yaşama çok aşıktı. Genç çocuk bekliyordu kızı, bir de özgürlüğü. Çocuk mahkumdu, mutsuzdu, en çok da sevgisizdi belki de.
"Bizi bu belkiler bitirdi Azra. Sen bitirmedin, ben bitirmedim, belkiler bitirdi. Belkilerimiz ya evet ya hayırdı, belki de haykırdıklarımızdı. Bak, yine belki dedim işte! Belkiler kavuşur mu Azra? İki insanın belkisi, evetleri olur mu açelya?"
Ah, pardon. Kendimi tanıtmadım. Ben anlatıcı, bu da benim hikayem. 6 kişinin hayat yolculuğuna hoş geldin sevgili okur, sana olanları anlatmak için buradayım.
Çok uzattım değil mi? Ne bekliyorsunuz bu arada? Kız gidecek, onu bekleyen çocukla sevgili olacak falan? Yalaaaaaan. Palavra hepsi. Nerede görülmüş tesadüflerin böylesi? Hiç görülür mü Kız Kulesi ile Galata Kulesi buluştuğu, karın İzmir içine yağdığı?
Bu, altı arkadaşın hikayesi. Sahilde uçuşan kumların hikayesi. Yaz yağmurunun hikayesi. En çok da çocukluğunu başına elma düşmesini bekleyerek geçiren lakin başına taşlar yağan bizlerin hikayesi.
Azra, namıdeğer Açelya.
Ahmet, namıdeğer Gömlekli.
Nehir, namıdeğer Prenses.
Oğuz, namıdeğer İstanbul Beyefendisi.
Deniz, namıdeğer Değersiz.
Ve Arda, namıdeğer Gri.
YOU ARE READING
Yaz Matemi
ChickLitBeş kişilik bir ailenin parçalanışına hoş geldiniz, birazdan ölümümüzü izleyeceksiniz.
