1. Ceren

428 15 4
                                        

Yerimden sıçrayarak uyanmama neden olan kapının ısrarla ve gittikçe şiddetlenerek çalınmasıydı. Başım ağrıdan çatlayacak gibiydi. Kendimi zorlayarak kalkıp kapıyı açtım.

(Fransızca) "Hiç bu kadar geç açmazdın kapıyı hayırdır feneri kiminle söndürdün Ceren?"

Tahmin etmeliydim...

(Fransızca) "Sana da günaydın Charlotte.
Ayrıca o soruyu bana değil, oda 4591'deki İngiliz lorduna soracaksın. Kendileri uyumadıkları gibi beni de uyutmadılar. Başım çatlıyor uykusuzluktan. "

Lanet olasıca gecenin kör vakti inleme ve yatağın duvara ritmik vurma seslerine uyanmıştım. Tam bitti artık derken yeniden başlıyordu. Bu ne kondisyon kardeşim hayret birşey deyip içimden küfür ede ede uyumaya çalışsam da maalesef bu sesler karşısında kimse uyumayı beceremezdi. Banyoya elimi yüzümü yıkamaya girdim. Charlotte hala konuşmaya devam ediyordu.

"Tesise giriş yarışmalarının olduğu günün gecesinde bile mola vermiyor piç desene." dediğini duydum.

Banyodan çıktım ve üstümü giyinmeye başladım.
"Sorma kondisyonu sağlam. Ayrıca bugün yarışma olup olmaması ona koymaz sonuçta biz yarışmayacağız. . Üstümdeki kombine bu fular uyuyor mu Charlotte?

"Hmm iyi olmuş tak bence. Ayrıca İngiliz lordunu da takma kafana kendi başını yakacak en son salak."

"Evet bugün büyük gün aramıza taze kanlar gelecek. Hadi madem yürü de geç kalmayalım. Tesiste yaşayan herkes jüri olacak ve oy hakkı var biliyorsun o yüzden hiçbir şey kaçırmak istemiyorum.

Odadan çıktık. Ben kapımı kilitlerken Charlotte bir süre sessiz kaldı. Dönüp ona baktığımda kafasının içinde bir kavga olduğunu anladım.

"Ne düşünüyorsun?

"Bugüne kadar sağ kalan insanlar Pangea'da nasıl yaşadılar acaba merak ediyorum. Yer yerinden oynadı, kıtaların büyük kısmı sulara gömüldü, kalan kısmı da birleşti. Sağ kalan tüm ırklar tek bir kıta üstünde, sınırlar olmadan, sistem ve düzen olmadan yaşıyorlar Ceren."

Düşünmekten kaçındığım şeyleri Charlotte önüme getiriyordu şimdi beni de gerçeklerle yüzleşmeye zorluyordu. Boynumdaki fuların sıktığını hissettim ve çıkarıp bir köşeye attım.
"Biz de tesiste tüm ırklar beraber yaşıyoruz Charlotte. Biz nasıl yaşıyorsak onlar da öyle yaşıyor. Hadi gidelim artık."

Yürümeye başladık. "Söz konusu sadece bir arada yaşamak değil Ceren. Sen ne demek istediğimi çok iyi biliyorsun. Söz konusu çok çok sınırlı koşullarda, sistem ve düzen olmadan bir arada yaşayabilmek. Dışarıda doğru düzgün ağaç bile yoktu. Görebildiğim tek şey taş, kaya ve moloz parçalarıydı. Doğal olarak yiyecek de, temiz su da, barınak da yoktu...
Taş devrine geri dönmüştük resmen.
Tabi insanlığın bugüne kadar olan bilgi birikimi hariç. Biz de bulabildiğimiz tüm mühendis, mimar, fizikçi, doktor, bilim insanı ve aklımıza gelen tüm işe yarar meslek grubundaki insanların, tüm ırklardan belli sayıda olacak şekilde topladık ve bu tesisi yaptık. Zor oldu, uzun sürdü tabi... Özellikle elimizde zulaladığımız yiyeceklerle idare etmeye çalışırken.
Bu yüzden ilk ve en önemli iş ziraat mühendislerine düştü. Onca kıyametten sonra uygun tarım alanları oluşturmak çok zor oldu. Ama bir şekilde herşeyi rayına oturttuk. Sonra mühendisler tesise öyle bir güvenlik sistemi oluşturdu ki ordu gelse bile biz sistemi kapatmadan buraya girmeleri, işgal etmeleri imkansız. Ve biz buraya bugüne kadar başka kimseyi almadık. İlk defa tesise yabancılar gelecek. Değişimden dolayı hem heyecanlıyım hem de korkuyorum. Bizden nefret ediyorlar mıdır sence?"

Neredeyse yarışmaların yapılacağı alana gelmiştik.

"Çok merak ettiğin soruların cevaplarını aramıza katılmaya hak kazanacak, bugüne kadar Pangea'da sağ kalmayı başabilmiş zeki, çevik ve kötü insanlara sorarsın artık.

Ağzı açık kalan Charlotte; "kötü insanlara mı?"

Yarışma alanına adımımı atarken arkamda durup kalmış olan Charlotte'a dönüp baktım.

"Pangea'da sadece kötüler hayatta kalabilir Charlotte..."


Değişimin Algoritması Stories to obsess over. Discover now