Bůh Chrání Milence 🕊️

818 56 21
                                        

Doğru insan, çok yanlış bir zaman...

Adada o gece hava olduğundan çok daha sıcaktı. Belki de adamın gözlerini kapadığında zihnine gelen görüntü onu bu denli ısıtıyordu. Hayatında çok uzun zaman sonra kaybetme duygusunu iliklerine kadar hissetmişti. Onu kaybedebilirdi, kendine yeni bir benlik kazandıran kadını... "Can" değildi artık adada ama "Cemal" de sadece ona aitti, Cemal'im...

Konseyde neredeyse haykıracaktı içinde tuttuğu volkan alevlerini. Nisa'yı alamazlardı, o kendine aitti. Kızıyordu içten içe kendine aslında. O bir süs hayvanı mıydı ki 'benim' diye sahiplenebiliyordu? Ama o kız çoktan onun ruhunu ele geçirmişti. Buna da kızıyordu... O farkında bile olmadan adamı yönetebilirken, buna itirazı yoktu, adam onun üzerinde söz sahibi olamıyordu.

'Sen kimsin zaten, hadsizleşme...'

Ateşi daha da artıyordu. Boynuna öpücük kondurmuştu, yuva da yaptı denebilirdi aslında. O an orda zaman donsun kocaman bir ailesi olsun istemişti, kanatları ruhunda olan bir aile...

Ay ışığının nehire vuruşunda bıraktığı o ahenkli görüntüyü süzdü. O ışık bile oydu... Parlıyordu en karanlık gecelerde, ışıl ışıl... Herkes uyuyor olmasına karşılık arkadan gelen hışırtı sesiyle kendine yaklaşan sesten korktu. Kameramanlar bu saatte çekim yapmıyorlardı ki.

"Cemal..."

Fısıltı kalbine sanki yeterince ateşi yokmuş gibi daha da ılıklık vermişti. Her an buharlaşabilirdi, bunu bekliyordu, özellikle son şu bir kaç gündür.

"Fındık kurdum, neden uyumadın?"

"Bilmeeem, sen neden uyumadın?"

Kız yanında yerini almıştı. Meraklı gözlerle sorusunun cevabını bekliyordu. Cemal gözlerine baktığında kızın, ay ışığı eşliğinde kendini görebiliyordu. Acıyla karışık tebessüm etti...

"Konsey malûm zorlu geçti, bu aralar ailemi de ayrı bir özlüyorum. Hepsi üstü üstüne gelince bende de ne huzur ne uyku kaldı!"

"Bende çok özledim eski hayatımı..."

Nisa'nın sesinde çok uzun zaman sonra ilk kez bu kadar yorgunluk hissediyordu Cemal. O kadar da hak veriyordu ki aslında. Kendini her onun yerine koyduğunda nefesi kesiliyor gibi hissederdi. Kızın üzerine kurulan mobbing çalışmalarının farkındaydı, herkes farkındaydı ama sesleri çıksa zamansız öten horozun başını keseceklerini bildiklerinden susmak zorunda kalıyorlardı... Nisa gerçi alttan alttan hep sokuyordu lafı.
Deli kız...

"Bana biraz Karadeniz'i anlatsana. Çok merak ediyorum nasıl bir yer? "

Yine aynı şeyi yapıyordu. Acısını içine atıyor, kendi kendine mücadele ediyordu her şeyle. Oysa izin verse... Hemnefesi olmak isterdi tüm benliğiyle adam.

Aralarındaki mesafeyi sıfıra indirerek yanına yanaştı kızın. Tenlerin teması...

"Bende aslında çok bilmiyorum her yerini. Ama bildiğim her yerinin mükemmel olduğuna yemin edebilirim. Her taraf yemyeşil, merkezi hariç. Ayder yaylası var, geldiğinde gideriz istersen? "

Adam anlatıyordu heyecanlı heyecanlı bir şeyler ama kız çoktan farklı bir şeye dalmıştı. Gerçekten buluşabilecekler miydi? Acun Bey sürekli çeşitli yasaklardan bahsediyordu. O en pes ettiği dönemde babasının "Sınırlar kapalı gelemezsin." sözlerini asla unutamıyordu. Ne olduğunu kestirememekle beraber memlekette büyük bir krizin olduğu çok belliydi.

Ya bu süreç dostluklarına zarar verirse diye düşündü. Hemen ardından da gerçekten dost olup olmadıklarını...

"Nisa?"

"Ha!"

"Senin aklın nerde fındık kurdum? Dinlemiyorsun beni hiç. Uykun varsa barakana bırakayım seni. "

Yüzünü çocuğa dönüp bağdaş kurdu Nisa. Galiba artık aklına takılan soruların cevaplarını dolaylı yollarla alma vakti gelmişti.

Bu yakınlık artık gerçekten Cemal'i tek kelimeyle buhar etmişti. Gözleri, burnu ay ışığında harikulade gözükürken bal gibi tatlı görünen ay gibi parlayan dudakları... Kız şu an  çok cazipti, alev alev...

Yapma bunu kendine, odaklan, bu yanlış, o seni arkadaşı olarak görüyor. Bu kız çok zorlu şeyler yaşadı aşk adı altında çeşitli sapkınlıklar yüzünden, şu an hiç zamanı değil. Doğru kişi, yanlış zaman...

İç sesi yanayan bir yaraydı sanki. Yutkundu sertçe adam. Kalbinin en azından şu an beynine hükmetmesine izin vermemeliydi.

"Berkan ve sen sürekli olarak fısır fısır ne konuşuyorsunuz? Normalde merak etmem ama seninle her konuştuktan sonra yanıma geldiğinde suratında anlamsız bir sırıtış oluyor, çok garip..."

Cemal kıpkırmızı geçmişti. Kalbinin sesi karşıya duyuluyorsa şayet şu an rezil olmaktan başka bir şeye yaramıyordu bu... Çünkü içinde tuttuğu neredeyse her şeyi biliyordu Berkan. Bir çok kez yol kardeşliği yapıyordu. Ona Boşnaklar hakkında bilgiler veriyor, Lale'siyle kendinden örnekler vererek adamı gazlıyordu. Şu an fena toslamıştı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 27, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Bůh Chrání Milence | CemNis Stories to obsess over. Discover now