"B-Bu yaratıklar," kendi kendime sustuğumda, ifadesiz bir şekilde bana baktı. "Gölge yaratıkları." Yutkunarak bakışlarımı yerde yatan şeyden ayırdım. "Gölge yaratıkları mı ?" Benim şüpheci tavrıma karşın dudağının kenarı kıvrıldı ve ela gözleri tehl...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
***
1.Bölüm : Boyut Meselesi
"Kayra Soysal. Derhal müdürün odasına." Yumruk yaptığım elim havada asılı kalırken, sinirli bir şekilde yakalarını kavradığım çocuğa baktım. Korku dolu bakışları suratımda geziniyordu. "Sen mi öttün müdüre ?" Hızla başını iki yana salladığında, dişlerimi sıkarak sıska bedenini duvara doğru ittirdim.
Şişirdiğim yanaklarımın ardından nefesimi sesli bir şekilde vermiş, tehditkar gözlerimi çocuğa sabitlemiştim. "Çıkışta seni bulacağım. Hazırla kendini." Homurdanarak okulun koridorlarında ilerlemeye başladım.
Erkek ırkından nefret ediyordum !
Öfkeli yeşillerimi yanından geçtiğim herkese sırasıyla doğrulturken, çocuklardan birinin fısıldadığını duydum. "Kısa ve öfkeli geliyor. Kim bilir yine ne yaptı erkek fatma." Kaşlarımı çatarak pencere kenarında konuşan oğlana baktım. Koridorun diğer ucunda olmasına rağmen onu duyabiliyor olmam garipti.
Son zamanlarda sürekli oluyordu bu. Benden uzakta olmasına rağmen bir şeyin kokusunu ve sesini çok net algılayabiliyordum. İlk başlarda garip gelse de, bunu mükemmelliğime yormaya karar vermiştim.
Bir de üzerime yapışan kısa ve öfkeli lakabı vardı tabi !
1.68 olmak benim suçum değildi ki !
Sinirli adımlarım müdür odasını bulduğumda duraksadım. İçeri girmeden önce derin bir nefes alıp, kendimi alacağım cezaya hazırladım. Ya beni sevmediğim birini döverken yakalamıştı ya da her hangi bir öğretmene saygısızlık yaptığım için çağrılıyordum.
İçeri girdiğimde bakışlarım önce hafif göbekli, saçları beyazlamış müdürü ; sonrasında ise suçlu bir şekilde başını öne eğmiş süslüyü buldu. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırıp, saçları birbirine girmiş ve gömleğinin yakası yırtılmış kıza baktım.
Allah'ım şu yürüyen boya fıçısının tartaklandığını gördüm ya, gözüm arkada kalmaz artık.
Oldukça keyifli bir şekilde bedenimi duvara yasladığımda, kaşları çatılmış olan müdür beni baştan aşağı süzdü. "Ben sana bir daha kimseye zarar vermeyeceksin demedim mi ?" diyerek bağırdığında suratımı buruşturmuştum.
Baştan aşağı kızarmış olan adam öfkeli soluklar aldı. Yutkunarak alt dudağımı dişledim. "Şey, yemek savaşını başlatan ben değildim ama." dediğimde gözlerini irice açmıştı.
Sanırım bunu bilmiyordu.
Mümkünmüş gibi daha çok kızardığında kaşlarımı çattım. Adamı bukalemuna benzettiğim de bana kızıyorlardı. "Öğrencinin kafasını klozete sokmak ne demek ?!" diyerek adeta kükrerken, olayı yeni hatırlamış olan beynim acil durum alarmları veriyordu.