BEN KENDİMİN UMUDUYUM
Hayat uzun uçsuz bucaksız bir liman ben o limanda ıssız bir gemi annem orman, babam deniz ,kardeşlerim küreklerim,
Ve içim kocaman bir sessizlik,yüregim çıglık çıglık
ve ben benim.
Merhaba dünya,
Gözlerini açtıgında Saye güneş iyiden iyiye tepeye ulaşmak üzereydi.
Derin bir nefes aldıp usul usul dogruldu uzandıgı yerden, sanki güneş ilk defa onun için dogmustu.
Yıllar sonra ilk defa Dinledi güneşin kızıllıgını...
Sessizligi tenine dokur gibi kaldırdı kolunu,
Yüzünde eskiden kalma derin bir hasret,ellerinde geçmişin izi.
Buruk izlemeye koyuldu,güneşin maviyle birleştiği yeri.
Nerden gelmişti ki şimdi aklına geçmiş,ne olmuştu ki onda bu duyguyu uyandıran?
Düşündü Saye...
Ayrıntıları düşündü,
Hissettigi ama hiçbir zaman kendine itiraf edemedigi ayrıntıları,
Kelimelere dökmekten aciz kalıp korkugu küçük ayrıntıları,
İstemese bile onunla büyüyen ayrıntıları...
Geçmişin ayıntılarını..
Düşündü...
İç çekip kendi kendine mırıldandı,
Nasıl olurda bu kadar farklılaşıp hala aynı hissedebiliyordu,
Nasıl olurda bu kadar uzakken bu kadar yakın hissedebiliyordu?
Düşündü.
Düşünceler aklında dolaşırken,önce kollarını kaldırdı sonra bacaklarını kıpraştırıp,dogruldu,
Zorlukla çekti kafasını yastıktan,ayaga kalktı uzanıp saate baktı epeyce bir geç olmuştu vakit, banyoya girdiginde yabancı bir yerdeymiş hissi uyandı,buz gibi suyun altına tuttu ellerini,yüzünü ayılmak istercesine yıkadı, yüzüne çarpan soguk suyun her bir damlası deprem etkisi yaratıyordu teninde.
Titredi.
Üşüyordu.
Halbuki yazın ortasındaydılar.
Güç bela merdivenlerden aşagıya indi göz ucuyla salona baktı, koskoca ev ona dar geliyordu bu sabah
Kahvaltı yapmak istemiyordu canı,su içti ,tekrar odasına çıktı alelacele giyindi.
İlk defa aynaya bile bakmadan kendinden kaçarcasına ayrıldı evden.
En sevdigi oyuncagını kaybeden aglamaklı bir çocugun ruh hali vardı üzerinde.
Karmaşık duygular içerisinde dalgın dalgın nereye varacagını bilmeden yürüdü köşe bucak sokaklarda delice,
ayakları onu farkında olmadan yine aynı yere getirmişti.
Her zaman geldigi yere.
Aglayabildigi,gülebildigi yere.
En çok güvende hissettigi yere.
En çok özgür olabildigi yere.
Denize!
Masmavi denize getirmişti ayakları saye'yi.
Denize olan sevgisi Annesi(hilde'den) den kalmıştı ona.
Durdu.
Kafasını kaldırıp güneşe baktı.
Çok güzeldi güneş tıpkı gencecik bir Kıza benziyordu.
Güneşten kıpraşan gözlerini güçlükle açıp,seyretti.
her zaman ki güzelligi ve edasıyla önünde duruyordu deniz,bir solukta
içine çekmek istercesine gel-gitdeydi parmak uçlarında.
Sanki istese Saye,dokunsa,dokunabilse onu sarmalaya hazırdı her an deniz.
Korkuyor ve utanıyordu,
İçinin en derin köşelerine SAKLANMAK ,UNUTMAK,KAÇMAK,KAYBOLMAK istiyordu.
Ama durup düşündü bir an;
Kim bilir Kaç çocuk hissediyordu bu duyguyu,
Kim bilir Kaç gülüş soluyordu gençligin baharında,
Kim bilir Kaç umut ışıgı sönüyordu,
kaç ses duyulmuyordu kendi sessizliginin çıglıgında.
Ve kim bilir kaç anne gebeydi kendi umutsuzluguna.
Bir anda bunlar dökülürken ağzında kendine hakim olamadan aglamaya başladı Saye.
Annesi gördüğü o son gün tabutuna sarılırken oluşan yara aklına geldi.
Donuk Elindeki ize baktı, dokundu ,hissetti geçti Saye.
Kendinden geçti.
Bu sefer olamazdı, bu sefer kaçamazdı.
Yüzleşmeli,
Fark etmeli,
Yanmalıydı,
Çünkü ışık olmak için önce yanmak gerekiyordu.
1.BÖLÜM
-----HİLDE-----
Söz vermişti anlatacagına hikayesini.
Umut olacagına söz vermişti.
"Bugün her neysem. "Dedi
Bugün her neysem
O gün,
14 yasindayken,
Savasin soguk,zifiri,karanlik,buz gibi gecesinde uykuya dalarken korkarak üzerimde gezinen o elin igrençliginde oldum.
O son oldugunu bilmeden hissettigim duygumdan ,
o oynadigim son oyundan,
o attigim son kahkahadan,
o en çocuk yasımdan,
o çocuk olabildigim son saniyelerden sonra oldum.
Tam unutmak isterken aslında
Tam anını çok iyi anımsadıgım.
O gecede oldum.
Bugün her neysem...
Uyandım bir sabah,sabah gibi değil.
İçinde bulunduğum zaman yaşanmamış,tanımadığım bir ülkeydi bu yer.
Bildigim ne varsa artık bilmiyorumdum,hiçbir ses,hiçbir nefes,hiç bir yüz ait değildi.
Alnımdan başlayıp ve bileklerimde biten bu utanç kimindi.Kimindi bu yaşlı ruh.içimi donduran bu kimin kısıydı.
Tenime dokunan bu el kimin kirli teniydi,
Tanıyordum bilmiyordum bu kimdi içinde yaşadığım beden..."
Dügümlendi bogazı,Daha fazla konusamadı,hilde
Kendi yaşadıklarında çalkalanırken zihni.
Duyduğu
Gök gürültüsünün sesi ve Yagmurun başlamasiyla irkildi,
Sesini kaydettiği cihazı parmaganını üzerinde gezindirip buldugu dügmesine basıp kapattı,el yordamıyla masaya koydu,koltugun kenarına yaslanıp,
Ayaga kalktı pencereye dogru yürüdü attigi her adim onu daha da güçlendiriyor gibiydi.
Pencereye ulaşmıştı.
Dokundu, kolunu aradı pencerenin bulup açtı,
Sessızce ve incitmekten korkarcasına dinledi yağmuru,'ne kadarda özgürdü yagmurlar'diye iç geçirirken cama degen her bir damlasını hissedercesine uzattı elini dışarıya,sanki tenine dokunan damlalar bedenini arındırıp onu yine çocukluğuna yolcu ediyordu,sarılır gibi avucunda oksadı yağmuru, Zaman takılıp kalmıştı en çocuk yaşına, geçmiyordu.
Hüzün dolu belli belirsiz,aklına geldi yine ne garipti yaşam, aslında
Hiç birşey düşünmezdi çocukken sevilmekten ve Sevmekten başka,
Aniden annesinin sesi yankılandı kulaklarında 'cennetkokulum ' derdi ona ,toprağın kokusunu içine çekerken hayallere daldı hilde,
arkadaşlarını,
oyuncaklarını,
babasını,
annesini,
kardeşlerini,
çocuklugunu,
Bir gecede hepsini kaybedip nasıl büyüdüğünü!
Düşündü.
Bütün bunları düşünürken onu çağıran bir ses getirdi hildeyi gerçek dünyaya.
Sesin geldiği tarafa yöneldi,derin bir nefes alip,her zamanki zoraki gülüşünü takinip ayrildi pencerenin önünden,yürüdü kapıya sessizce çikti odadan.
Koşarak yanına gelip hınzır bir gülümsemeyle kocaman bir öpücük kondurdu annesinin yanağına Saye.
