Kış Güneşim ❄☉

152 69 51
                                        

                        1-ci Bölüm
 

Hadi başladığın tarihi buraya yaz↔

       
           İyi Okumalar Güzelim ^-^


Selam. Benim ismim İzel. Liseliyim ve hayatım normal ve garip hayatların tam orta çizgisinde. Öyle gidip geliyorum. 11-ci sınıfı yeni bitirmiştim. Aklım hep deli sorularla dolu. Hep içimden konuşur, her yaptığımı, her söylenileni kendi içimde sorgularım.

Müzik dinlemeyi çok severim. Bir kitapda okumuştum: " Müzik dinlerken sanki nefes alırım. Rap dinlerkense aldığım nefesin hakkını veririm".

Kitap okumaya bayılırım. Ama yeni alınan kitap kokusu gibisi yoktur. Annem ve ya kuzenlerim bu zamana kadar benle hep dalga geçerlerdi.   "Ben senin yerinde olsam, kitapa verdiğim paraya kendime kiyafet alırdım". Gülüp geçerdim. Her şeyi geçtiğim gibi...

Yine odamdaydım. Kulaklıklarımı takmış hayata karşı ölü takliti yapıyordum. Birden en sevdiğim şarkı çaldı. Tam hayale dalıyordum ki, odamın ışıkları açıldı ve kapı duvara çarpıldı. Gelen kız kardeşimdi. Bade. Suratıma ters-ters bakıb, "Kesin sen yine bir şeyler karıştırıyorsun. Yoksa bu kadar zaman sessiz kalman mümkün değil" dedi. Onu hiç takmadan ışığı kapatmasını söyledim. Tabiki yapmadı. Buna alıştığım için hiç bir şey söylemeden öylece uyudum.

Gözümü açtığımda sabah olmuştu. Her kes uyuyordu. Telefonuma baktığımda her kes WhatsApp-da coronavirus-la ilgili paylaşımlar yapmıştı. Sanki haberlerde , gazetelerde, bilip-bilmeden konuşan insanlardan duyduğumuz yetmiyor gibi.

Çoğu insan beni yanlış tanırdı. Ama bunda haklılardı. Ben uzaktan başka yakından tamamen başla birisiydim. Uzaktan bakıldığında kendinden çok emin, çok bilmiş, buzlar kraliçesi gibi gözüktüğümü biliyordum. Çünki bunu beni sonradan tanıyan her kes söylüyordu. Ama beni tanıyınca ne kadar utangaç, çocuk ruhlu, komik, sevecen biri olduğumu derlerdi. Bilmiyordum üzülsemmi yoksa sevinsemmi.

Coronavirus olduğu için öğretmenler dersleri online olarak geçiyordu. Tam telefonumu elime alıp derslere başlayacakken en yakın arkadaşım Mimi konuştu.

Mimi: Ben acıktım ya, hadi yemek yiyelim.

Ben tam cevap vericekken diğer yakın arkadaşım Emine benim lafımı böldü.

Emine: Üçümüzde biliyoruz ki,ders yapmamız lazım.

Kendi aramızda oylama yaptıkdan sonra yarım saat ders çalışıp, sonra yemek yemeye karar verdik.

Yarım saatden 15 dakika geçmişdi. Kulağıma çığlıkla , bebek ağlaması arasında kalan bir ses geldi ve korktum. Buna alışmalıydım belkide zamanla ama beceremiyordum. Arkadaşlarıma her şeyi söz verdiğim gibi yapmalıydım. Yaparsam böyle olmazdı. Bunu biliyordum.

Kalkıp yemek yedikden sonra kafamda oluşan ağrılar bir anda yok oldu.

Mimi: Yemek yemek istediğimi sana illa zorlamı anlatmalıyım? 15 dakika geçmişti. Verdiğin sözlerini tut lütfen.

Emine: 15 dakika geç yesen nolur sanki? Yeter bu kadar çocuk gibi davrandın.

Mimi: Senin istediklerin olmayınca sen daha kötüsünü yapıyorsun ama.

Ben: Sizce gereğinden fazla konuşmuyormusunuz? Ben yoruluyorum artık. Müzik dinlemek istiyorum.

Biliyordum, onları susturmanın yolunun müzik olduğunu biliyordum. Çünki üçümüzünde en iyi bir noktası vardı. Oda müzikti. Müzik duyunca üçümüzde susardık.

Birden telefonuma bir mesaj geldi. Tanımadığım bir numaraydı.

Numara: Selam. Nasılsın? Beni tanıdınmı?

Ben: Selam. Sen kimsin?

Ben: Hey , ordamısın?

Okuyordu. Ama cevap vermiyordu. Bende 5 dakika bekledikden sonra tanımadığım numarayı engelledim. Çünki korkuyordum. Başıma yeni bela almaktan korkuyordum. Zaten benim hayatım Pasifik okyanusu gibiydi. Sadece ismi sessizdi. Ama çok dalgalıydı. Öyle bir dalgalıydıki, ona isim veren insanın ölümüne sebep olmuşdu dalgaları. Kim bilir belki bende hayatımdaki dalgalar yüzünden ölürdüm...

İsmimin çağırıldığını duyunca düşüncelerimin arasından hemen çıkı verdim.

Annem: İzel, kızım hadi kalk çarşafları ütüle.

Ben: Tamam.

Annemin komutundan sonra benim ikinci bir komut verme gibi bir durumum yoktu. Yalnız önemli anlarımda oluyordu o.

Çarşafları ütülerken arkadaşlarım yine konuşmaya başladı.

Emine: Sen neden hep böyle yavaşsın?

Mimi: Hadi hızlı yap.

Ben: Bir işi asla hızlı yapamadığımı biliyorsunuz. Ne diye ısrar ediyorsunuz ki?

Mimi: Kız haklı Valla. Bu kadar zamandır tanıyoruz seni. Asla hızlı olduğunu görmedik.

Emine: Aynen. Hadi o zaman şarkı koyda dinleyek.

Ben: Bak işte buna varım Pikaçularım. Hadi şarkı zamanı.

İş görerken müzik dinlemeyi çok severdik. Sevdiğimiz şarkı çalarken Bade içeri girdi ve kanalı değiştirdi. Tam o anda beynimin içinde çığlıkar atılmaya başladı. Kesilmesi için Bade'ye bağırdım.

Ben: Hemen değiştir o kanalı. Müzik dinlemek istiyorum.

Bade:  Yaa ben Selenayı izlemek istiyorum.

Ben: Salakmısın sen? Her ay aynı bölümler işte. Ne diye izliyosun?

Bade: Sen zaten tüm gün şarkı dinliyorsun. Genemi şarkı be? Ne buluyorsun bu şarkılarda?

Ben: Ne bulduğumu anlasaydın böyle yapmazdın.

Elimden bir şey gelmiyordu. Kanalı değiştirmezdi. Kafamdaki sesler git-gide çoğalıyordu. Hatta seslerin arasında "onun gözlerini yerinden çıkar" gibi bir sesde duyuyordum. Böyle korkulusunu ilk kez işitiyordum. Çünki ne duyarsam yapmalıydım. Bu çok korkunçtu. Beynim, kalbim intikam almak için yanıyor, beni bitiriyordu. Böyle en ufacık şeylere sinirlenemezdim. Hayır olmazdı. Durumum bu kadar kötüye gidemezdi. Duramadım ve gidip onun saçlarını yoldum. O ağlıyordu. Artık televizyonda müzik çalıyordu. Artık beynimdeki sesler durmuştu. Artık ben kendim için bir aptaldım. Ben bir şzofrendim.


İzelin senden küçük bir isteği var:
-Eğer yaşadıklarımın devamını öğrenmek istiyorsan, lütfen aşağıdakı yıldıza tıklarmısın↘🌟↙

Kış GüneşimHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora