Güneş, sıcak ve huzurlu. Güneşin altında kavrulan kumlarda yürürken ayağımı yakmamaya çalışıyordum. Bugün hava açık ve sakindi, denizde de neredeyse hiç dalga yoktu. Küçük dalgaların kıyıdaki altın kumları dövmesi, hafif esen sıcak rüzgârın tenimi yavaşça sıyırması bunlar bütün bir yıl boyunca hayalini kurup kavuşmayı beklediğim şeylerdi.
Bulunduğum koy İzmir'in keşfedilmemiş nadir yerlerindendi. Küçük bir alan ama bir doğa mucizesi. Çantamda evimden getirdiğim 2 havlu vardı birini kumlarda yanmamak için altıma serdim. Etraftan bulduğum küçük taşlarla havlumu dört köşesinden yere sabitledim. Üstümde eski bir elbise vardı artık bana küçük geliyordu ama benim için hatırası vardı bu yüzden atmak istemedim. Pembe örme şapkamı çıkardım, sıkıca toplayıp atkuyruğu yaptığım saçlarımı da çözdüm. Saçlarım uzun ve kuvvetliydi. Kahverengi dalgalı saçlarım omuzlarımdan aşağı belime doğru inerken bende gerilmiş olan saç diplerime masaj yaparak sızısını geçirmeye çalışıyordum. Belirgin fiziksel özelliğim yok sanırım oldukça sıradan bir genç kızım. Pek dikkat edilecek biri olduğum da söylenemez. Kafa dinlemek için geldiğim bu küçük koy yıllardan beri benim gizli cennetim. Üstümdeki elbiseyi çıkarıp denize girmek için hazırlandım. En çok yanma potansiyeli olan bölgelere; omuzlar, yüz ve dirseklerime sakince güneş kremi sürdüm bir acelem yok bu anlar çok kıymetli her saniye önemli benim için. Bikini yerin mayo giyiyordum bu bana büyük oranda yardımcı oluyordu. Pek vücudu ile barışık bir insan değilim. Telefonumu deniz çantamın derinliklerine sakladıktan sonra ayağa kalkıp deniz doğru yürümeye başladım. Biliyorum böyle bir ortamda telefon saklamak pek mantıklı bir hareket değil ama ne yapabilirim insanlara olan güvenimi kaybettim. Terliklerimi dalgaların ulaşamayacağım noktada bıraktım. Su soğuktu, haziran ayı yeni bitti soğuk olması normal. Bir anda kendimi soğuk suyun kollarına attım, o da beni hemen sarmaladı. Bedenim hemen suya uyum göstermişti. Suyun kaldırma kuvvetine karşı gelmeyi bırakıp kaslarımı gevşettim. Kulaklarımın yarısı suyun içinde kumların hareketlerini duyabiliyordum. Bu bütün bir yılın ardından yaşadığım en mutlu an olabilirdi. Hayatımda yaşanan dramdan bir an için uzaklaşmak çok iyi gelmişti. Bir nevi deşarj gibi düşünüyorum bunu, muhtemelen yaşayacağım diğer zorluklara. Terapistim günlük tutmamı söylemişti onun yerine kendi kendime konuşup bir şeyler anlatmak daha iyi bir fikirmiş gibi geliyor. Beni benden başka kimse anlayamaz. Bir süre yüzdükten sonra havluma geri döndüm. Sanırım biraz güneşleneceğim.
Eve geri döndüğümde güneş batmaya başlamıştı, gökyüzü mor ve kırmızı renklerle bir tabloyu andırıyordu. Babam balık tutmak için kayalıklara gitmişti ve sanırım hala geri dönmedi. Burası babaannemin eviydi aslında kendi emekliliğinden sonra buraya yerleşmişti. Burada yalnız olmasına rağmen kendine ait hobileri vardı ve burada yaşamaktan memnundu. Odama gitmeden önce babaannemin dikiş odasına baktım her zamanki gibi babaannem nakış dikiyordu. O benim iyi olduğuma ve ben onun iyi olduğuna kanaat getirdikten sonra burada beş yaşından beri bana ait olan odama gittim ve duşa girdim. Babaannemi severim çok konuşmuyoruz ama iyi anlaşıyorduk. Bu ev fazla beyazdı benim için beyaz mobilyalara mavi örtüler ve her odada en az bir tane bulunan rahmetli dedemin yağlı boya tabloları. Denizden sonra banyo çok iyi geliyor, saçlarımı havluyla kurutup kendimi yatağa attım. Yavaş yavaş hava kararırken sanırım biraz kestirebilirim.
YOU ARE READING
mystery of love
ChickLitne kadar normal bir genç kız. hayatındaki problemleri bile çok sıradan. tanıştığı bir kişi bütün hayatını değiştirebilir mi? aşka bakış açısının değiştirebilir mi? doğruyla yanlışı artık ayırt edemeyebilir mi? peki aşkının karşılığını bulabilecek mi
