Sen değerli okur! Seni duyabiliyor ve hissedebiliyorum. Ancak bir kalem kadar mesafe var aramızda yüreğinle.
Ne o üzgün müsün yoksa? Neden ki?
E benim ki de soru mu? Koskoca Dünyada sadece kendini düşünen, ve kendini düşünürken de senin onlar için yaptığın veya yapabileceğin fedâkarlıkların hiçbir tanesini göz ucuyla bile göremeyecek kadar kör olan insanlar varken üzülmemek pek mümkün olmayabilir.
Belki de diyorsun ki, işim yok eşim yok param yok bundan büyük dert mi olur diyorsundur?
Gülümse biraz bu da dertmi? İşin, eşin, paran her şartta seni mutlu edecek mi?
Meşru olmayan yollarda kepaze olacağın bir işin olsaydı? Mesela içkili ve fuhuşun bol olduğu bir mekanda, huysuz ve sadece parasını umursayan bir patronun sürekli seni azarladığı, senin başına ne gelirse gelsin sadece kendi kazancını düşündüğü bir işin olsaydı?
Sana her yanına geldiğinde "seni seviyorum" diye boynuna sarılıp da sen arkanı dönünce de binbir türlü dolap çeviren bir eşin olsaydı?
Ya da para... Tonla paran olabilirdi. Peki ya paran olup da sağlığın olmasaydı? Örneğin gözlerin görmese, dirseklerinden aşağsını kaybetseydin, ya da dizlerin tutmasaydı? O zaman para seni mutlu edebilir miydi? Hangisinden memnun kalırdın? Seni iğrenç mekanlarda gece gündüz demeden sadece kendi çıkarları için çalıştıran ahlaksız patronundan mı? Yalancı bakan bir çift gözden mi? Hangisinden memnun kalırdın?
Bak, o kadar da iyi değilmiş bunlara sahip olmak.
En iyisi şükür etmeyi bilmek. Hastalıktan önce sağlığın, fakirlikten önce bolluğun, yaşlılıktan önce gençliğin, en önemlisi de ölümden önce hayatın kıymetini bilmek.
Eminim ki kardeşim, çok zor zamanlar geçirdiğini düşünüyorsun bazen. Olabilir dünya bu. Her şey basit olacak olsa zaten ne işimiz vardı burda değil mi? Öyleyse bir an önce, hayatta olumsuzlukların da var olduğunu kabullen ve ayağa kalk! İnan ki bana sen çok değerlisin. Bırak seni sevmeyenler sevmesin. Seni koşulsuz seven ailen var. Annen ya da baban sana bağırıyor mu? Bırak bağırsınlar. Eğer seni unursamasalardı, senin için endişe edip bağırmazlardı. Unutma ki bağırıyorsa ya da azarlıyorsa seni düşündüğü içindir.
Bu konuda anlaştığımızı zannediyorum. E tamam ailen seviyor başka kimse sevmiyor mu seni? Sevmesin. Ailen dışındaki seni sevdiğini söyleyenler hep bir sebebe bağlı sever. Kimsine göre yakışıklı ya da güzelsindir. Kimine göre zenginsindir. Kimine göre saygınsındır. Kimine göre ise başka başka sebepler... Etrafına bak bakalım seni sen olduğun için seven var mı? Boşver...
Şimdi kalk bakalım ayağa. Kendi etrafında güzelce bir dön bakalım. Hani dünya yirmi dört saatte döner ya kendi ekseninde. İşte öyle bir dönüş. Bu dönüşten sonra farz et ki bir gün sonrasına uyandın. Yepyeni bir gün. Mucize şelalelerinde yıkandın. Tüm olumsuzluklardan arındın artık. Gökyüzünü görebiliyor musun? Bak Gökyüzüne, her zaman bulutlu mu? Yeri geldiğinde kara bulutlar, yeri geldiğinde arı ve duru bir gökyüzü. İşte bak nasılmış hayat? Yeri geldiğinde kara bulutlu, yeri geldiğinde arı ve duru olursun kardeş! O karabulut olumsuzluk değil; sadece hayatın kuralı. Gözünde büyütme her şey gelir geçer.
Rahatladın mı şimdi biraz? Bak işte aslında hayatın o kadar da kötü değilmiş.
En çok üzüldüğünü, köşeye sıkıştığını hissettiğin zaman vardır bazen.
Aşık olmuş olabilirsin. Bir kıza ya da bir erkeğe aşık oldun. İçinden şöyle söylediğini duyar gibiyim, "Konuşamam ki! Cesaretimi toplayıp konuşsam bile, ya beni reddederse?"
Olsun kardeşim dert ettiğin de bu mu? Bırak reddetsin. Senden iyisini mi bulacak sanki. Boşver kabul etmesin denemekten ne zarar çıkar. Biliyorum ilk başta çok üzüleceksin. Dünya sana dar gelebilecek. Hepsi geçecek. Hem bence üzülmemelisin seni dünyaya o mu getirdi? Doğarken yanında mıydı? Ekmeğini mi veriyor aşını mı veriyor neden üzülüyorsun? Doğarken yanında değildi bırak ölürken de olmasın.
Kimse için değerli olmasan da kardeşim, sen benim için değerlisin. Şu yazıyı okuyorsun ya, benim için çok değerlisin. O yüzden bırak kimse seni sevmesin. Kime ihtiyacın var ki? Tek başına karnın doyuyor. Boyun uzuyor. Sen kimseye muhtaç değilsin. Kimse için kendini tüketme. Kendini kaybetme. Sana herkesten çok, sana en çok sen lazımsın. Sen iyi değilsen, bırak dünya yansın. Kendi iyiliğin için yaşa. Başkaları için değil.
Şimdi otur en rahat koltuğa. İyice yaslan arkana gözlerini kapat. Az önce kendin için yaptığın kahvenin usulca yayılan kokusunu içine çek. Bir yudum al ve hayal kurmaya devam et. Kendinle konuş mesela. Sorular sor. En azından eksiklerinin farkına varırsın. Deli sanmazlar merak etme. O deli zannedenler de, karşısında başkası olmadan hayal bile kurmayı beceremeyenlerdir. Hayal dünyan varken ve en önemlisi SEN varken hiçbir şeye ihtiyacın yok....
