1.Bölüm❄

10 2 4
                                        

"Hatıralar sarar dört bir yanı, geçmiş ve gelecek uğruna."

🍷🍷 

"Merhaba anne, bugün nasılsın? Ah benimki de soru değil mi! Anne,  lütfen artık aç gözlerini. Ben. Ben dayanamıyorum. Seni çok özledim anne. Çok."

Hayatta bazen istediklerimizin yeri yoktur. Annemin hayatta bir yeri var ama küçük bir hastane odasında olması bazen çok acı.

Babam, benim çocukluğumun kahramanı. Kim bilir şu an ne yapıyordur. Hangi günahının cevabını veriyordur. Hoş verecek bir cevabı varsa o da.

Ağabeyim , babamdan sonra ikinci kahramanım. Babamın günahının bedelini canıyla ödeyen ağabeyim.

Annem, hayatımda hayran olduğum tek kadın. Çocukları için kendi canından vazgeçen annem.

Ve ben, babasının günahını bu hayatta tek kalarak ödeyen küçük kız. O gün kim bilir ben de kurtulamazdım. Belki ben de ağabeyim ve babamın yanında yerimi alırdım. O soğuk toprağın altında onlarla birlikte olurdum.

"Deniz hanım? Merhaba! Bugün gelmenize gerek yoktu."

Annemi burda tek mi bırakmamı istiyor bu adam. Evet annem bir yıldır bitkisel hayatta olabilir ama ben inanıyorum. O. O bu hayata dönecek. Orda kurduğu hayatı yıkacak ve buraya benim hayatıma dönecek. İnanıyorum.

"Annemi burda tek bırakmayacağımı söylemiştim. Benim buraya gelip gelmeyeceğimi siz karar veremezsiniz."

Bu hastaneden gitmemizin en büyük sebebi kendini doktor sanan ama hiç bir şey yapamayan bu adam olur sanırım.

"Ah hayır! Ben öyle demek istemedim. Sadece hergün buraya gelerek çok yoruluyorsunuz. Ben sizin için demiştim. Lütfen yanlış anlamayın."

Üç ay önce annemin doktoru değişti ve bu doktor demeye bin şahit istenilen adam, annemin yeni doktoru olmuştu.

"Her neyse. Annemin durumu hala aynı mı? Bir değişiklik yok mu?" Canım çok yanıyor. Biliyorum, bir yıldır aldığım cevabın aynısını alacağım. Ama umut etmek har zaman işe yarar.

"Anneniz bir yıldır bitkisel hayatta ve hiç bir tepki vermiyor. Üzgünüm ama annenizin durumu hala aynı."

Kesinlikle buradan daha güzel bir hastaneye geçmeliyiz. Bu hastane hastalar ile doğru düzgün ilgilenmiyorlar bile.

"Peki. İyi günler." Adını üç aydır bilmediğim ve bilmeye de tenezzül etmediğim doktor odadan çıkınca bakışlarım yatakta yatan anneme döndü.

"Yarın tekrar geleceğim anne. O zaman seni de buradan alacağım ve daha iyi bir hastaneye gideceğiz."

Annemin başına öpücük kondurdum. Önce odadan daha sonra hastaneden çıktım. Hastanenin karşısında dükkanın önünde ki arabama bindim ve sessiz evime yol aldım.

Tek kalınca iki katlı müstakil evimizi satıp kendimi idare edecek üç katlı binadan iki artı bir daire aldım.

Evimi seviyorum sokağımız ne kadar ıssız olsa da. Arabayı sokağa sokunca daha yavaş yol aldım. Binanın önündeki boş yere arabayı durdurup indim.

Binanın girişine doğru ilerlerken sokağın başında bir hareketlilik oldu. Motosiklet arabamın arkasında durdu. Sesler kesildi. Daha fazla ortada dikilmeyerek anahtarı çantamda aramaya başladım. Fazla dağınık bir çantam var sanırım.

Sonunda buldum seni anahtar. Binanın giriş anahtarını ararken arkamda bir beden hissettim.

"Biraz hızlı ol." O bana emir kipi mi kullandı. Kendini ne sanıyorsun sen acaba. Her neyse Deniz sus ve aç şu lanet kapıyı ve evine git.

Anahtarı bulup kapıyı açtım ve arkama bakmadan asansöre ilerledim. Arkamdan hızla kapı kapanma sesi gelince bir an boş bulup irkildim. Asansör düğmesine basıp gelmesini beklerken yanıma emir kipi kullanan adam geldi.

Asansörden kapı açılma sesi gelince direk bindim. Yüzümü kapıya dönünce bana bakan adamla göz göze geldim.

Sanırım motosikleti kullanan adam bu olmalı. Üzerinde siyah deri ceket, altında işte siyah kot pantolon var.

Adamın gözleri buz mavisi renginde. Acaba lens mi? Suratı kemikli ve yeni tıraş olmuş gibi pürüzsüz bir yüzü var.

Burnu hafif dikik. Dudakları dolgun ve çürük vişne renginde. Kaşları kalın ve siyah. Saçları da teninin zıttı siyahlıkta.

Bu adam kadınlardan daha güzel ama. Vücudu benim neredeyse iki katım kadar. Deri ceketini patlatacak kadar yapılı kolları, ceketin önünden görüldüğü kadar karın kasları onun spora önem verdiğini gösteriyor.

"Beni incelemen bittiyse kenara kay."
O bana mı dedi onu. E ama adam haklı resmen gözlerimle taciz ettim adamı. Birazdan yanaklarımın renkten renge gireceğini bildiğim için başımı eğip asansörün duvarına yapıştım.

O da asansöre binerek üçüncü kata bastı. Ama üçüncü katta benden başka kimse oturmuyor ki.

Yanımdaki adamın derin bir iç çekişini hissettim. Asansör de ki bu koku sanırım yanımdaki adamdan geliyor. Kokusu aynı toprak gibi kokuyor.

Kapılar açılınca direk asansörden çıktı ve benim dairenin yanındaki dairenin önüne gitti. Kendi dairemin önüne gelince elimdeki anahtarla kapıyı açtım.

Kafamı sola çevirince kapısını açmış ve bana bakarken yakaladım onu. Sanırım yeni taşındı. Çünkü daha dün o daire boştu.

Kabalık olmasın diye kafamı hafif eğip selam verdim. O hala bana boş bir şekilde bakmaya devam edince ayakkabılarımı çıkartıp eve girdim. Eğilip ayakkabılarımı aldım ve onun bakışları eşliğinde kapıyı kapattım.

Bir dakika süre kadar sonra başka bir kapı sesi geldi sanırım o da evine girip kapısını kapattı.

Çantamı ve montumu çıkartıp girişteki askıya asıp direk banyoya doğru yol aldım. Üstümü çıkartıp duşakabine girdim.

Yaklaşık yarım saat sonra suyu kapatıp kabinden çıktım. Kısa vücut havlumu vücuduma sardım. Banyonun kapısını açıp çıktım.

Odama giderken salondan perde çekme sesi gelince o tarafa yürüdüm. Salona girince balkonun kapısının açık kaldığını gördüm. Sanırım rüzgar esince perde yerinden oynadı.

Yavaş bir şekilde oraya doğru gittim, kapıyı kapatıp perdeyi de çektikten sonra arkamı döndüm. Başımı kaldırdığımda gördüğüm şeyle olduğum yerde kaldım.

"Hasiktir ya!"

🍷🍷

Beğendiyseniz voteler ve yorumlarmısınız ❄

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 29, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

POYRAZ'IN DENİZİ Stories to obsess over. Discover now