Bu benim başka bir hikayem umarım beğenirsiniz💕
Dikkat dikkat, sayın yolcularımız, uçağımız, Uluslararası Haydar Aliyev Havalimanına inmiş bulunuyordur, lütfen kemerlerinizi açın.
"Alo, indim anne" "evet güzel geçti" "tamam anne" "tamam dedim ya anne" "evet ilk önce şehiri gezeceğim" "kapatıyorum anne, anneanemlere gidince ararım seni" "tamam bende seni seviyorum, bye bye"
Uçakla yolculuk yapmayı küçüklükten beri hep sevmişimdir. Ama bu sefer farklı, çünkü bu sefer tek başına yapmıştım yolculuğumu.
Son yılımı burada okuyacaktım Azerbaycan'da.
Uçaktan ineli yaklaşık 5 dakika olmuştu, valizimi bekliyordum. O sırada biri ismimi söyledi, "Aras!" Bu Elsu'nun sesi, içimden bir of çektim, Elsu iyi bir kız ama yıllardır peşimi bırakmıyor, sürekli bana yakın olmaya çalışıyor, bir de gösteriş meraklısı, bu seferde tutturmuş "benimle aynı sınıfa gel" diye, ne kadar reddetsem'de sürekli ısrar ediyor istemiyorum. İyiki o sözel bölümü seçmişti bende sayısal. Başka sınıflarda olacaktık. Babamda sırf babası ile ortaklar diye onu kabul etmemi istiyor, güya bizi yakıştırıyor.
Koşar adımlarla yanıma geldi gözlüğünü çıkardı, kollarını boynuma doladı. Yine kısacık bir siyah şort ve üzerinde kırmızı bir crop tişort giyimişti. Birde üzerine boşaltmış olduğu ağır parfümü. Çok ağır bir koku, burnumun direği sızladı resmen.
"Aras, xoş gəldin" (hoşgeldin)
Kollarını boynumdan çekti ve yüzüme baktı.
"Hoş buldum Elsu" bir türlü azericeyi çözemedim ve sanırım çözemeyeceğim. Annem çoğu kez öğretmeye çalışsada, bazı kelimelere dilim dönmüyordu, ama ne dediklerini anlayabiliyordum. Yine o etkileyici gülüşünü sergiliyordu, herkesi etkileye bilir ama beni hiç de etkilemiyordu. Kısa, kızıl saçlarını salladı, mavi gözleri beni süzüyordu.
" Səni çox darıxmışam" (seni çok özledim)
"Ne garip ben hiç özlemedim" dedim içimden.
"Məndə" (bende)
Annem az çok bana kısa azerice kelimeler öğretmişti.
Havaalanı kalabalıktı, valizimi gördüm, hemen çektim ve valizi zemine indirdim, Elsu aniden koluma girdi ve gözlüğünü taktı, havaalından ayrıldık.
Aslında ben bu şehiri gezmeyi planlıyordum ama Elsu geldi ve benim tüm planlarımı alt üst etti. Ne kadar itiraz etmeye çalışsamda, beni tabiri caizse, eşşek gibi kendi evlerine gideceğimizi ve bir akşam yemeği yiyeceğimizi söyledi. Ben bu davranışını sevmiyorum, daha doğrusu kimse bana nereye gideceğime, nerede kalacağıma ve kiminle olacağıma karışamaz, kimse.
Bu dünyada sadece babam bana karışabilir başka hiç kimsenin lafını, sözünü dinlemem. Babam hariç ben ne dersem o olacak, öyle ya da böyle.
Bu olayda öyle oldu havaalanı çıkışında babam beni aradı ve Elsu ile gitmem gerektiğini söyledi, Elsu yine ve yine babamı kullanmıştı. Bu beni hem kendinden soğutuyor, hemde oldukça sinirlendiriyordu.
Ben annemi arayıp durumları anlatmaya çalışıyordum ki araba aniden fren yaptı.
Ikimizde sarsıldık, ben ne olduğunu gerçekten merak ediyordum çünkü yavaşta olsa birine çarpmıştık, ben telaşla indim, ardımdan Elsu indi.
Karşımda beyaz papatya desenli bir elbise giyinmiş, ayağında beyaz bir babet, ay tenli, simsiyah beline kadar uzanmış dalgalı saçlı ve başıda taze papatyadan yapılmış, taçı olan bir kadın vardı karşımda. Elbisesi toz olmuş onu temizliyordu, birkaç mırıltı duydum.
"İyi misiniz?" Ah doğru ya karşımdaki beni anlayamaz derken, kafasını kaldırdı ve göz göze geldik.
O gözler gerçek mi o gözler? Nasıl gözler sahip öyle, bu gözler gerçek olamaz. Beni içine düşürüyordu, masmavi gözler, okyanus mavisi gözler. İnce bir de detayı vardı, sağ gözünün sol altında bir beni var. O kadar güzeldi ki bakmaya kıyamadım, kalbim inceden inceden hızlandı, ama neden hızlandı bilmiyorum.
Saçlarını elleriyle omuzlarının ardına itti, kemikli bir ele sahipti, boynunda ince bir ben var, ay kadar beyaz bir tene ben ancak bu kadar yakışırdı. Oldukça zayıftı, ben sağlam kalmasına şaşırdım, bir dakika bir dakika kolyesi var ince, zarif bir papatya simgesi olan kolye. Bir kanıya ulaştım, bu kız papatyalara aşık.
YOU ARE READING
Taze Gözyaşı
ChickLitTazeydi gözyaşları... Ben onun acısını deştim, canımın yanmasından korkmadan. Canımı öyle bir yaktı ki, bu can kendini candan saymayı bıraktı. Unuttuğu bir şey vardı, benim canım oydu. Kendini yaktıkça, canımdan oldum...
