Bölüm 1

80 33 48
                                        

Yeni bir kitap, yeni karakterler yeni kurgum ile hepinize merhabalar güzel yürekli insanlar.

Farklı dünyaların akıl almaz esrarengiz ikliminde yolculuğa çıkmaya varmısınız.

Umarım beni yalnız bırakmazsınız şimdiden hepinize teşekkür ediyorum sevgiler.
(Kitabımı ekler ve arkadaşlarınıza tavsiye edermisiniz )

Birileri bir SENARYO yazar ve biz onun doğrultusunda hareket ederiz. Birileri deney tasarlarken DENEKLER hep biz oluruz . Ve o birileri hep rahat koltuğunda otururken, bizler PİYON olarak hep sahne alırız.

Denildiği yerde, denildiği zamanda ,izin verilen ve tasarlanan STRATEJİ ile oynarız. Başka seçenek yoktur.! Çünkü , büyük dünyaların küçük insanı olmak bunu gerektirir.

BİR GERÇEK VARDIR Kİ ;
Sabit KURALLARIn akıl almaz
piyonu olmaktan sıkılan, dengeyi bozmak uğruna kendini feda etmeye hazır insan çoktur. KISACA düzeni bozmak isteyen birileri her zaman vardır. En önemliside , kimsenin buna dur demeye cesareti yoktur.

Son bir olay ve kırılma noktası.
Güçlü, asil ,becerikli, çevik, kuvvetli bir gencin hayatı.
Farklı bir stratejik olaya şahitlik etmeye,

Saf,masum,hayalperest ve bir o kadar da merhametli olan gencin , akıl almaz değişimine hazırmısınız?

Ansızın bilinmedik yerden gelen bir görev tüm dengeleri bozacak ve hayatındaki eksik parçayı bulmasına nasıl yardımcı olacak?

Tüm KURALLARI yıkmaya yeni KURALLAR belirlemeye
varmısınız?

Beklenmeyen bir görev!
Düzensiz gelişen şartlar!
Aşılamaz zorluklar!
Alışılmadık kalpler arası yolculuk!

Bölüm -1-

İlkbaharın güzel havası tüm kasabayı kuşatmıştı. Kışın ayazlı kasvetinden sonra , meyve ağaçları çiçek açmış , çimenler ölü renginden kurtulmuş adeta sihirli bir değnek değmiş huzurun merkezi yeşil rengini almıştı. Etrafı saran kokular bahara merhaba demişti çoktan. Tohumlar yeryüzüne merhaba derken adeta özgürlüklerini ilan ediyor , kendilerine verilen göreve ev sahipliği yapıyordu.

Doğanın büyüsü insanı etkisine alırken , cıvıl cıvıl öten kuşların sesleri sabahın ilk ışıkları ile tatlı bir melodiyi çağrıştırıyordu. Kahvaltıya ekmek almak için gönderip oyun daha cazip gelen çocukların eğlenceli kahkahaları ise ayrı bir haz veriyordu insana. Tabiki oyunda annesi tarafından yakalanıp fırında ekmek kalmadığına dair gelecek olan sesleri duymak istemezsiniz.

Klasik bir aile yaşantısı olan bu kasaba çoğu yerde olmayan bir şeye ev sahipliği yapıyordu. Huzur, sevgi,sadakat ve hoşgörü. Bu sahil kasabası bir o kadar çekici üst üste özenle tasarlanmış gibi şirin evleri olan bir yerdi. Görüntü bozukluğu içermiyordu. Renkleri ise bir birine uygun boyanmıştı. Kasaba dıştan bile huzuru çağrıştırıyordu.

Bu güzel huzurlu kasabanın içinde yabancı yok denecek kadardı. Arada balık , fıçı , kereste gibi ticaret maksatlı gelenler olurdu iki haftadan çok sürmez hemen geri dönerlerdi. Kısaca bu kasaba bir aile gibiydi. Ama aile arasında bazen hasette zirveye çıkabiliyordu.

Brain, bu huzurlu ortamın en şımarık çocuğuydu. Yelken ile açılma vakitlerinde hep kaçar çatı katındaki odasında kendine özgü hayaller kurardı. 24 yıllık bu süreçte kimsenin denizden korktuğunu bilmesini istemedi. Kimsede nedensizce bunu sorgulamıyordu. Tabiki hisseden büyükler mutlaka vardı. Onlarda zamanla geçeceğine inanmıştı ama bu zaman bir hayli uzamış görünüyordu.

Yine av günlerinden bir gündü. Brain hiç odasından çıkmak istemiyordu. Arkadaşları zorlayacak gibiydiler.En son seferde söz vermişti yapamayacağını bilerek. Eli ile kıvırcık olan saçlarını karıştırıp, odanın içinde ileri geri gidip duruyorken bir taraftan da kendine kızıyordu ;

İki Dünya ArasındaStories to obsess over. Discover now