•1•hadi canım

121 18 57
                                        

Öncelikle selam arkadaşlar

Bu ilk yayınladığım hikaye olduğu için yazım kurallarında ya da mantıken hatalarım olabilir bunun için affola :)

Hatam olursa da çekinmeden söyleyin ona göre düzelteyim :)

Bu arada kitabı daha ilk bölümden ırgalamazsanız çok sevinirim sonraki bölümlerde beğeneceğinizi düşünüyorum

Hadi buraya da başladığınız tarihi bırakın iyi okumalar ♡

"Günaydın bebeğim." gözümü avuşturmayı bırakarak anneme baktım. "Bebek yaşını geçtim bence." gözlerini devirip "Benim gözümde bebeksin ama." dedi. Gülümseyerek masaya oturdum. "Yeni okulunun yeni günü nasıl hissediyor bakalım benim kızım?" ağzımdaki salatılığı yutarken "Alıştım okul değiştirmeye." dedim. Yaklaşık 1 hafta önce Antalya'dan İstanbul'a taşınmıştık. Annem matematik öğretmeniydi ve buraya atanmıştı. Annemin ablası olan Zeynep teyze Kıraç Koleji'nin sahibiydi ve annemle Zeynep teyzenin ortak fikriyle oraya gitmeme karar vermişlerdi. Annem göz önünde olup haberimi almak istiyordu . Hani bebeğim ya.

Siyah kot eteği giyip kırmızı okul lokosunu da üstüme geçirdim. Telefonu alıp saate baktım. Saat 07.50'ydi. Hala vaktim vardı. Aylardan ekimdi ve hava biraz esiyordu.Aylardan ekim ben yine tekim. Siyah bir ceket giyip karamel,uzun saçımı taradım. Ela gözlerime rimel sürüp dudağıma da parlatıcı sürdüm. 'Ay güzelsin ne diye bir şeyler sürüyorsun sal gitsin bacım.' bence de öyle bacım.

Okula girerken bana çevrilen yüzlere ne var mal bakışları atarak yürümeye devam ettim. Hayır okulda bir sürü insan var. Mal mal bakmaya ne gerek var ki. Zeynep teyze odasının 2. katta olduğunu söylemişti. 2.kata çıkıp odayı bulduğumda kapıyı birkaç kere tıklatıp girdim. Zeynep teyze gülümseyip "Günaydın canım." derken cevap verdim. "Günaydın hocam.Acaba sınıfımı ögrenebilir miyim dicektim de." ayağa kalkıp "Hocaymış hoca,tabii öğrenebilirsin. Gel gidelim." dedi. 11/B sınıfına girdiğimizde herkes yerine oturdu. Zeynep teyze dalgalı siyah saçlarını geriye atıp "Yeni arkadaşınız Dolunay Kıraç. Umarım iyi anlaşırsınız." diyerek sınıftan çıktı. Cam kenarında en arkadan bir ön sıraya oturdum. "Selam ben Buse." bana sırıtarak bakan siyah,uzun,dalgalı saçlı,bal rengi gözlere sahip güzel kıza baktım. "Selam. Ben de Dolunay." dedim . 'Başka ne dicen?' ne bilim sus sen . "Ben seni instagramdan tanıyordum ama gerçekte daha güzelmişsin. " geçen yıl bir ajans sayesinde dergi çekimlerine gitmiştim ve takipçim de bir hayli artmıştı. Başta rahatsız olsam da artık pek rahatsız olmuyordum. Gülümseyerek teşekkür ettim. Sınıfın diğer kalanı da yanıma gelerek bir şekilde tanıştık. Az önce tanıştığımız çocuk yani Emir tekrar yanıma gelip "Reis şey dicektim ya. Zeynep hocanın kızı falan mısın soyadlarınız aynı ya?" gülerek bakıp "Değilim reis. Teyzem o." dedim. Duraklarını büzüp yerine oturdu . Ders zili çaldığında Buse ile kantine gittik.

Kantine girdiğimiz de bazı fısıltıları duyabiliyordum. "Aaa şu Dolunay Kıraç değil mi?" "Ay evet burda ne işi var?" "Gerçekte daha güzelmiş." dinlemeyi bırakıp yürümeye devam ettim . Şuan tek isteğim kahve içmekti.

Uras Ilgın'dan

"Beynimi sikmişler gibi hissediyorum yemin ederim." Emre'ye gülüp "Şu matematikçiler niye hep aynı fizikte bir çözemedim. Kel ve kısa. " Emre kahkaha atarken çoktan kahvemizi almıştık. Para üstünü cebime atıp tam arkamı dönmemle kahveyi üstüme dökmem bir oldu. Yanarken hala şaşkın şaşkın bakıyordum. "Ay çocuk yandı yemin ederim." telaşlı sese hala bakmaya devam ediyordum . Emre de şaşkın şaşkın ikimize bakıyordu. Karşımda peçete uzatıyordu. Küfür savururken peçeteyi yavaşça aldım. "Teşekkür ederim." gülümseyip "İyi misin?" diye sordu. "Daha iyi oldum şuan." dedim .Uras ne diyorsun amına koyduğum. Daha iyi oldum şuan ne? Tuvalete gidip soğuk suyla elimi yüzümü yıkadım. Okul lakostum mahvolmuştu.

Dolunay Kıraç'tan Devam

Üstüne kahve döktüğüm çocuk giderken Buse şaşkınlıkla baktı. "İyi misin?" "Hıhı.O kimdi?" gülümseyip "12/A'dan Uras. Yakışıklı olmasıyla beraber tanınan birisi. Babası inşaat sektöründe tanınan birisi." bana hönkürmediğine göre iyi birisi olmalıydı.

Öğle yemeğimizi yerken bana bakanları aldırmamaya çalışıyordum. Ay şimdi masaya çıkıp bağırıcam he. Yanımda ki kızın sesine kafamı çevirdim. "Bu Dolunay değil mi ya?" nefes alıp "Buyur benim ta kendisi. Ne vardı?" kız şaşkınlıkla yemeğine geri döndü. Arkadaşlar güzelseniz güzelliğinizi kullanmayın . Tek başıma oturduğum masa da yemeğe devam ederken yanıma oturana baktım. Kahve döktüğüm çocuk, Uras. "Boştu yazık günahtır dedim." gülüp "Günah olmasın bari." dedim. Devam ederek "Bu arada sabah için özür dilerim."
ağzındakini yutup "Önemli değil de burada ne işin var?" dalgayla bakarak "Yani okula gelmek için ne gibi bir sebebim olabilir ki? Üniversite sınavı için olabilir mi?" saçlarını karıştırıp "Ya o anlamda değil. İstanbul'a mı taşındınız? " "Evet,öyle oldu. " yemeğime devam ettim daha doğrusu yemeklerimize devam ettik.

Çıkışta eve doğru yürürken yanımdaki sesin sahibine baktım. "Selam Dolunay." gülümseyip "Selam Uras." "Tişört borcunu ödemek ister misin? düşünür gibi yapıp "Ne gibi?" diye sordum. "Mesela sinemaya gidebiliriz? Hem biraz İstanbul'u  gezmiş olursun." aslında güzel bir fikirdi. Anneme geç geleceğim hakkında kısa bir mesaj atıp Uras'ın peşine takıldım.

"Ne tür film seversin?" biraz düşünür gibi yapıp "Korku hariç hepsi." dedim. "O zaman bu filme girelim."Eliyle gösterdiği film afişine baktım. Romantik komediydi. Allah'ım umarım boktan bir film değildir. "Tamam olur." diyerek onay verdiğimde salona geçtik. Ortalarda bir yer de oturuyorduk. Film benim saçma bir şekilde uykumu getirirken gözlerimi kapattım.

Uras Ilgın'dan

Dolunay'ın başıma düşen omzuyla nefesimi tuttum. Kokusu çok hoştu. Badem ve kahve kokusu karışık kendisine özgü has bir kokusu vardı. Gülümseyerek filmi izlemeye devam ettim.

Film bittiğinde ışıklar açıldığında Dolunay aniden gözlerini açtı ve yüzüme bakıp durumu anlamaya çalıştı. Sonra hızlıca ayağa kalkıp "Uykumu tam alamamıştım karanlık ortama girince de uyuya kalmışım. Rahatsız ettiysem özür dilerim." Mahcup sesine karşı tebessüm ederek "Önemli değil." dedim.

Sahilde yürürken bir yandan da elimiz de ki pamuk şekeri yiyorduk. "İstanbul gerçekten de güzel bir yer." dedi. "Öyledir ben varım ya." diyerek egolandım. Gözlerini kısarak "Sen güzel misin?" diye sordu. "Değil miyim?" oflayan Dolunay denize gözlerini çevirdi.

Dolunay Kıraç'tan...

Sabah uyandığımda uykumu aldığım için mutluydum . Aşağı indiğimde annemi göremedim. "Anne!" anneme bağırıp mutfağa geçtim. Buzdolabındaki nota baktım. "Canım erken çıkmam gerekti kahvaltı yapmayı unutma :)" notu yerine yapıştırıp buzdolabından süt alıp dolaptan da mısır gevreğini aldım .

Evden çıkıp kulaklıklarımı taktım. Şarkıyı mırıldanırken birisi kulaklıklarımdan birini kulağımdan çıkarıp kendi kulağına taktı.
Ay bu pis de kim düşüncesiyle soluma döndüm. Uras Ilgın. "Şarkı güzelmiş. Sen de mi Tuğkan seversin?" aşık olduğum şarkıcıları seven insanlar 10/0 öndelerdir. "Ay sen de mi seversin ?" diye saçma bir heyecanla sordum. Salak mısın Dolunay? Çocuk zaten sen de mi diye sordu . O da seviyor demek ki . Of iyice mal oldun sen. Gülümsedi . Arnıma vurup "Sen de mi diye sorduğuna göre elbette seversin." dedim. Kahkaha attığında dudak büzerek baktım. Saçı yamuk duruyordu. Takıntılı olmak kadar beni yoran bir şey yok . Şimdi iki seçenek var ya saçı çekicem ya da sinir krizine giricem . Dışarıda rezil olmak istemeyip parmak uçlarıma çıkıp (çocuk deve arkadaşlar başka nasıl yetişecem) sağa doğru ittim.

"Dolunay!"

Hoşgeldin HayatımaHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora