Aytaç ,Cenk ve Çetin. Bu dört arkadaş toplanmış Cenk'in evinde buluşmuşlardı.
"Hey dostum bize bir şey ikram etmeyecek misin ? " dedi Çetin. "Tamam . Ne istersiniz ? " diye sordu Cenk.
Aytaç: Cipse ne dersiniz ?
Çetin: Harika fikir.
Cenk: Maalesef cipsimiz kalmadı.
Çetin: Tüh bee !
Cenk: Sorun değil bakkal iki sokak ötede. Hemen alır gelirim.
Hep bir ağızdan " tamam " dediler.
"Fakat evi kurcalamama ve karıştırmama şartıyla" dedi Cenk.
Yine hep bir ağızla " tamam " dediler.
Cenk bisikletine binip bakkala doğru ilerlemeye başladı.
" Umarım başına kötü bir şey gelmez " dedi Aytaç . " Niye ki ? " diye sordu Çetin . " Görmüyor musun dostum saat onu geçti " diye yanıtladı Aytaç .
Çetin: Bu arada senin ailen nasıl izin verdi gelmene ?
Aytaç: Aileme kitap almaya gideceğim dedim. Ya sen ?
Çetin: Ailem beni şu anda odam da uyuyor olarak biliyorlar.
Aytaç: Evden kaçtın yani
Çetin: Başka çarem yoktu. Başka türlü asla izin vermezlerdi dostu m. Asıl Cenk'in ailesi evlerine gelmemize nasıl izin verdi. Sen biliyor musun ?
Aytaç: Bugün Cenk'in annesinin ve babasının evlilik yıl dönümüymüş . Cenk'in babası annesine sürpriz yapıp tatile götürmüş . En az bir hafta yoklar yani .
" Bişey söyleyeceğim Cenk çıkalı 22 dakika oldu . Hala gelmedi . Başına bir şey gelmiş olmasın ? " dedi Çetin
" Hakket , gidip bir baksak mı ?" diye sordu Aytaç
" Hadi o zaman !" dedi Çetin
Bisikletlerine binip aramaya başladılar . Bi' yirmi dakika aradıktan sonrasında ;
Çetin: Acaba bir polisin mi arasak
Aytaç: Heee . Ne diyeceğiz ? "Biz üç ergen toplandık ayin mi yapıyorduk sonra arkadaşımız kayboldu" mu dicez ?
Çetin: Ne yapıcağız o zaman ?
Aytaç: Hay Çetin senin boğazına sıçayım !!
Çetin: Benim ne suçum var yaa ?
Aytaç: Oğlum sen değil misin ikram edecek bir şeyin yok mu diye soran ?
Çetin: Benim . Cips diyen de sen değil misin ?
Aytaç: Yaa bırak Allah aşkına .
Çetin: Cenk...Cenk . Oğlum hangi cehennem desin ya ? Bakkala falan mı sorsak acaba ?
Aytaç: Tamam , hadi .
Bisikletlerini bakkala doğru sürmeye başladılar. Bakkala vardıktan sonrasında bisikletlerini kapıya dayadılar .
Aytaç: Merhabalar . Eee . Biz bir arkadaşımızı arıyoruz, buraya gelecekti. Eee . Bisikletli . Eee Gördünüz mü acaba ?
Bakkal: Evet gördüm. Fakat yerini bir şartla söylerim.
Çetin: Nedir o şartınız ?
Bakkal: Gelin benimle .
Bakkal kasadan kalktı , depoya doğru ilerledi . Aytaç ve Çetin hemen arkasında ydı . Depoda bir asansör vardı . Hepsi asansörü bindiler ve aşağıya indiler . Aşağısı aynı bir avlu gibiydi . Bir sürü bilgisayarlar, bir sürü aletler , icatlar , bir masa ve iki üç tane sandalye vardı .
Bakkal: Herkes bana profesör der . Siz de öyle deyin.
Aytaç: Şartınız nedir ?
Profesör: İcat ettiğim makineleri deneyeceksiniz .
Aytaç: Peki icat ettiğiniz makineler ee yani bunlar ne işe yarıyor lar . Demek istediğim biz neyi deneyeceğiz ?
Çetin: Aynen, biz neyi deneyeceğiz .
Profesör: Birçok şeyi . Mesela zamanda yolculuk , ölmüş birini geri getirme , başka bir evrene gitmek gibi basit şeyler
1. BÖLÜMÜN SONU
Öneri ve Görüşleriniz için
Instagram: @rmznarcn_
