Yürürken topuklu ayakkabılarımın çıkardığı delici sesi dinliyordum. Yada daha çok aklımda ki düşüncelere vermiştim kendimi. Ancak hangisine daha çok odaklandığımı bilmiyordum. Hafif karanlık sokakta yankılanan ayakkabılarımın sesine mi yoksa kafamda ki rahatsız edici düşüncelere mi? Kafamı kaldırıp binalardan geriye kalan aydınlanmak üzere olan gökyüzüne baktım. Onca şeye neden katlanmak zorunda olduğumun cevabını arıyordum yine. Seçmediğin hatta asla seçmeyeceğin bir hayatın getirdiği üzüntüyü yaşamak haksızlıktan öteydi. Yine bilinçsizce yürüye yürüye aynı yere gelmiştim. Hastanenin kapısından girip alt kattaki soyunma odasına ulaştım. Üzerindeki deri ceketi ve askılı atleti çıkarıp dolaptan aldığım mavi uzun önlüğü giydim. Daha sonrada kot pantolonumu çıkarıp yine aynı mavi renkte olan bez geniş pantolonu giyip dalgalı uzun saçlarımı topladım. Üzerinede bonemi geçirip hastane terlikleri mi giydim. Soyunma odasından çıkıp bir kaç adım attığım da sevecen emine ablayı gördüm. Aralarında bir kaç beyazları görünen kısa siyah saçlarını aynı şekilde toplamıştı yine. Balık etliliğinin bir sonucu olan tombul yanaklarıyla kocaman gülümsedi.
"Günaydın kızım bak bugün börek yaptım birlikte kahvaltı yapalım" dedi elindeki poşeti kaldırarak.
"Günaydın emine ablam bir kaç işim var halledip gelicem"
"Tamam kızım ben çayları hazırlayıp bekliyorum seni"
Tatlı sesiyle birlikte üstünü değiştirmek için soyunma odasına girdiğinde yürümeye devam ettim. Ancak biraz ilerleyince uzun koridorun sağında duvara yaslanmış birini gördüm ve dikkatle bana bakıyor gibiydi. Ona aldırmadan yürümeye devam ederken yanan otomatik ışıkla kim olduğunu daha net görmüştüm.
"Günaydın"
"Günaydın" dedim saygıyla kafamı sallayarak. Kaçamak bir bakış atarak yürümeye devam ettim, o bana doğru yürümeye başlasa da görmezden gelmeye çalıştım. Doğrusu onunla hiç münasebetimiz olmasa da hayal kırıklığına uğramış gibi bakıyordu bana.
"Senin bir temizlik personeli olmanı beklemiyordum bu beni biraz şaşırttı"
"Anlamadım Tarık bey ne demek istediniz" dedim gülümseyerek. Biraz masum bir kız gibi olmalıydım. Bana bakmaya devam etse de ona dönmedim, en sonunda hızlanıp önüme geçtiğinde durup ona baktım. Kızlara bu tarz hareketler yaptığını çok kez işitmiştim galiba bu yüzden yaptığı şeyi garipsemiyordum.
"Kaç gündür sizi hastaneye girerken görüyordum ama sonra bulamıyordum" dedi uğradığı hayal kırıklığını devam ettirerek " bugün takip etmek istemiştim kim olduğunuzu öğrenmek için şimdi anlıyorum sizi yanlış yerde aramışım"
"Yani demek istediğiniz bana bunu yakıştıramadınız" dedim onu inceleyerek. Hiç bu kadar yakından görmemiştim. Uzaktan bakınca da etkileyici biriydi ancak yakından daha da çok insanı çekiyordu. Etkileyici ela gözlerini çevreleyen gür kirpikleri bakışlarının güzelliğini arttırıyordu. Işık her döndüğünde elini havaya kaldırıp sallıyordu. Işık tekrar geldiğinde onun başka bir yerini inceliyordum bende. Herşeyi yerindeyken birde dikkat çekici uzun bir boya sahipti. Boyum 170 olsa da omzunu biraz geçiyordum.
"Evet çünkü farklı bir havanız var hem de çok güzelsiniz bu arada beni tanıyorsunuz galiba işe başlayalı bir hafta oldu"
" evet sizi tanıyorum hatta herkes tanıyor, insan kaynaklarında çalışıyorsunuz"
Ellerini cebine koysada ışığın sönmesi durumunda sağ elini hazırda bekletiyordu. Biraz daha rahat bir konuma gelip gülümsemeye başlamıştı. Söylediğim şeyler hoşuna gitmişe benziyordu halbuki içimden geçenler bambaşkaydı. Ciğeri beş para etmez zibidi , serseri diye bağırmak isterdim
YOU ARE READING
Geçmişi Düzeltmek
Science FictionTakıntılı düşünceleriyle kendi mutsuzluğunu yaratan Asya aynı zamanda başka birisininde takıntısı olduğunu görür. Başkasının takıntısın da zamanla kendi hatalarını bulacaktır. Bu süreçte kendini içinden çıkamayacağı olayların da içinde bulur. Karşıl...
