♡Birinci Bölüm♡

55 8 13
                                        

İlk kitabımdır. Hatam varsa şimdiden özür dilerim. İyi okumalar.

Ben Mısra Yürek. 24 yaşındayım. Çok heyecanlıyım çünkü bugün Tangöz hastanesindeki ilk günüm.

Tangöz Hastanesi

-Günaydın gençler!!!
-Sanada günaydın Işıl.
-Sakın bana haberim yok demeyin!
-Neyden haberimiz yok Işıl?
-Bizim bölüme yeni biri geliyormuş.
Hepsi
-NEEEE!
-Ohoohoo! Sizinde hiçbirşeyden haberiniz yok, nasıl dedikodu yapıcağım ben sizle!
-Adı neymiş, kimmiş, nasıl biriymiş?
-Sakin ol Talha, alt tarafı ülke birincisi gelicek.
-NEE!!
Hepsi arkalarından gelen sesle irkildi, biricik düşmanları Elif.
-Ne o, şimdide insanları mı dinliyorsun Elifciğim?
-Yoo! Ayrıca ben niye sizi dinliyecekmişim?! Başka işim mi yok benim?!
Hepsi
-YOK!
-Of! Aman bee sizle mi uğraşacağım ben.
Tam o sırada hastaneye giren Mısrayı görmüştü Işıl.
-Gençler, sanırım beklediğimiz kişi geldi.
Işıl'ın böyle demesi sonucunda herkes girişe döndü. Çok güzeldi kız, altındaki buz mavisi pantolon, beyaz kazak ve beyaz spor ayakkabıyla şık bir kombin elde etmişti. Ayrıca beyaz şişme bir mont giymişti. Kumral dalgalı saçlarına dağınık bir topuz yapmıştı. Neredeyse yapmadığı makyajla çok doğal duruyordu.

Mısra
Sonunda gelmişti, Tangöz Hastanesi. Hayallerindeki hastane. Hastane müdürünün odasına doğru ilerledim. Kapıyı tıklattım ve içeriye girdim.
-Mısra'm hoşgeldin hayatım.
-Hoşbuldum Melis'im.
-E daha giymemişsin önlüğünü!
-Daha yeni geldim, doğal ola...
Tam o sırada çalan kapıyla cümlemi yarıda kesmem gerekti.
-Geel.
-Melis Hanım...
İçerde beni gördüğü anda onunda cümlesi yarıda kaldı. Karma gibi bir nevi.
-Şeey yeni gelen arkadaşı şey yapacaktımda. Burdaymış kendisi.
Şaşırarak saatime baktım. Saat 09:48 di. Biraz geç kalmıştım. Melis'e baktım oda saatine bakıyordu.
-Seninle konuşurken zaman çok hızlı akıyor diye boşuna demiyorum ben. Bak saat kaç olmuş. Tamam Burak sen gidebilirsin.
-Peki Melis Hanım.
Deyip çıktı. Bizde Melisle soyunma odasına gittik. Montumu çıkardım ve önlüğümü giydim. Daha sonrasında Melis'in acil bi' işi çıktığı için için gitti. İçeri girdim ve herkesin bakışları beni buldu. Gülümsedim ve kendimi tanıttım:
-Merhaba ben Mısra. Bölüme yeni geldim.
-Merhaba ben Berk. Bölümün baş cerrahıyım.
Daha sonra herkes kendini tanıtmaya başladı.
-Merhaba ben Talha.
-Merhaba ben Işıl.
-Merhaba ben Ayaz.
-Merhaba ben Burak.
-Merhaba ben Ela.
-Merhaba bende Çiçek.
Tüm grupla görüştükten sonra Berk bişey diyecekmiş gibi yalandan öksürdü.
-Biraz geciktin. İlk günden neden geciktiğini sorabilir miyim?
-Melis Hanım'ın yanındaydım. Birkaç şey sormam gerekiyordu o yüzden biraz geciktim.
Kafasını 'anladım' der gibi salladı ve herkese ne yapmasını söylemeye başladı. En son Işıl'a döndü ve bana gezdirmesini söyledi. Herkes işinin başına gittikten sonra Işıl bana döndü ve 'hadi gidelim' der gibi kafasını salladı.
-Eee hastanemiz hakkında ne düşünüyorsun?
-Bilmem daha yeni geldim.
Dedikten sonra Işıl'a baktım. Ne yalan söyleyeyim kız güzeldi. Kestane rengi düz saçları ve mavi gözleri vardı. Ayrıca hafif makyaj yapmıştı. Üstüne giydiği kırmızı kazak, siyah pantolon ve siyah bir spor ayakkabı giymişti. Giyim tarzı benimkiyle aynıydı. Sevmiştim bu kızı.
- Mısra sen beni dinliyor musun? Mısraaa? Ay ben kime diyorum.
-Ne, efendim? Noldu?
-Bi' kız bi' oğlan oldu. Tövbe estağfurullah yaa. Sabahtan beri sana sesleniyorum.
-Şey pardon dalmışım.
-Orası belli canım. Neyse 3. katta ...
-Toplantı odası, Melis'in odası, izleme odaları ve birkaç bölüm odası var.
Işıl şaşırmıştı. Tabii benim buraya daha önce binlerce defa geldiğimi bilmiyordu.
-Sen nerden biliyorsun? Ayrıca hastane müdürüne adıyla hitap edemezsin. Melis Hanım bu konuda çok disiplinli. Duyduğu anda seni gömer haberin olsun.
-Buraya daha önce binlerce kez geldim. Yani bunları bilmem normal. Ayrıca merak etme...
Tam o sıra Melis'in sesini duydum ve o tarafa döndüm. Işıl da öyle.
-Mısra, noldu bi' sorun yok öyle değil mi? Berk bişey yapmadı değil mi? Gerçi sizi aynı bölümde bulundurmak kanserden daha tehlikeli de neyse.
Işıl duyduğu şeyler karşısında şoke olurken Melis aynı şeyleri söylenerek buraya doğru gelmeye devam etti.
-Hayır, bi' sıkıntı yok. Berk konusunda da şimdilik bişey olmadı fakat her an olabilir. Biliyorsun en son...
-Biliyorum, biliyorum sizi ayırmak için özel harekat çağırmamız gerekti ya neyse.
-Bi' dakika bi' dakika. Siz, siz tanışıyor musunuz?
Işıl bunu söylerken yüzü şekilden şekile giriyordu ve böyle çok komik duruyordu. Bu yüzden Melisle koridorda kahkaha atmaya başladık. Etrafdakilerin garip bakışları karşısında gülmeyi kesmemiz gerektiğini biliyorduk fakat kendimizi durduramıyorduk. En sonunda bunu başardık.
Daha sonrasında Melis'in telefonu çaldı.
-Efendim. Evet biliyorum. NEE!! O yarın mıydı? Nasıl unutmuşum ki onu. Tamam o zaman ben herkese haber veriyim. Görüşürüz.
Telefonu kapattı ve bize döndü. Gözlerinin içi parlıyordu.
-Kızlaar! Yarın hastanenin 14. yılı adına kutlama var. Ben bunu nasıl unuturum yaa.
Işıl da bu haber karşısında sevinçten havalara uçarken bense göz devirmekle yetinmiştim.
-Ay bak çok sevindim Melis. İyiki kurmuş baban bu hastaneyi. Yarın size iyi eğlenceler.
Deyip hızla bölüme ilerledim. Çünkü oldum olası kutlamalardan ve partilerden nefret ederdim. Daha doğrusu 8 yaşımdan beri. O gün yaşadığım olayı sadece partidekiler biliyordu. Bir de polisler ve sağlık görevlileri. Gerçi olayı çekenler başkalarına göstermişse o başka. Melis ve Işıl da arkamda odaya girdi.
-Ne demek size iyi eğlenceler! Sen gelmiyor musun?
-Partiden bahsediyoruz burda, eğleneceğiz diyoruz.
Benimse gözlerim dolmuştu. Bunu fark eden Melis bişey olduğunu anladı.
-Mısra sen iyi misin?
Işıl bunu fark etmiş olacak ki oda sordu aynı soruyu. Benimse gözyaşlarım akmaya başlamıştı. Artık kendimi daha fazla tutamayıp ağlamaya başlamıştım. Kızlarsa iyice panik olmuştu. Elimi yüzümü yıkamak için lavaboya girdim. Kızlarda beraberimde geldi. Odaya tekrar döndüğümüzde ben koltuğa oturmuş boş boş yere bakıyordum. Kızlarsa ne olduğunu anlatmam gerektiğini, acımın paylaştıkça azalıcağını söyleyip duruyordu. İçeri birileri girdi.
-Noluyor burda? Abla? Işıl? Mısra? Sen iyi misin?
Gelenin Berk olduğunu anlamam fazla sürmedi. Bense bakışlarımı yerden çevirmeye hatta konuşmaya bile tenezzül etmedim. Geldiğim ilk günden şu olanlara bak. Şanssız günümde falan mıydım? Saatime baktım. Saatin 12 olduğunu gördüm. Öğle arası olmuştu ama ben aç değildim. Ya da öyle hissediyordum. Melisle 2 yıldır dostuz fakat bu olanları ona bile anlatmamıştım. Anlatır mıyım bilmem. Belki daha sonra. Ayağa kalktım ve yemekhaneye yol aldım. Aç olmasamda benimde bi' takım kurallarım vardı. Günün geri kalanında yapmam gereken bişey olmadığı için eve gitmeye karar berdim. Melis'i arayıp haber verdim. Eve gittiğimdeyse direk odama kapandım.


♡BÖLÜM SONU♡



Kalp AtışıNhững tác phẩm khiến độc giả say mê. Hãy khám phá bây giờ