1

77 14 46
                                        

Artık sabah olmak üzereydi ve benim gözümde tek bir tane bile uyku damlası yoktu. Eğer uyuyamıyosanız, geceleri daha da bi çekilmez hale geliyordu dünya. Yatağımın kenarında duran telefonuma tekrar uzandım. Ekranı acıp saate baktığımda gözlerimi devirdim. 05:00 dı saat. Bu saatten sonra da uyuyamayacım için bi duş alıp kendime gelmek en iyisiydi. Duş almak için banyoya gittiğimde karşımda duran aynaya bakıp histeriks bi gülüş attım.
Arya KORKMAZ bu daha neye kadar devam edicek? Daha kendini ne kadar süre daha aynada izliyeceksin? Neden acılardan kaçmak yerine yüzleşmiyorsun? Diyen içimdeki sesi bi çırpıda dagıtıp aynaya bakmayı bıraktım.

Ilık bi duşun ardından dolabın önüne geçip üstüme siyah bi tsort ve siyah dar pantolan geçirip odadan cıktım. Annemin odasına doğru ilerleyip kapısını hafiften aralayıp içeriye girdim. Nur yüzlüm nasılda mışıl mışıl uyuyordu. Anlına küçük bi buse kondurup odadan çıktım . Annemin hemen karsı odasında ikizimin odası vardı vakit kaybetmeden onun odasına adımladım. Usulca kapıyı acıp söyle bir odaya baktım. Ben bu cadıyla nasıl ikizdim anlamıyorum Gül Korkmaz sen neden bu kadar pasaklısın yav. Yere attığı ama toplamadığı  esyalara basmadan yatağına ulasmıstım. Oturup biraz onu izledim. Bilirdim bu saatlerde cok sayıklardı genellikle bana kızardı sayıklarken ne hikmetse? Onada bi öpücük kondurup odadan cıktım. Sıra abimin odasına gelmişti. Korkusuz cengaverimizin odası bi üst kattaydı. Hızlıca merdivenleri cıktıp odaya ulastım. Odasının önüne varınca yavasça kapıyı açtım ve kollarımı göğsümde bağlayıp kapının kenarına yaslandım.

"Ya hadi ben neyse de sen neden karga bokunu etmeden kalkıyosun ve hergün odama gelip orda durup beni dikizliyosun Arya?" dediğinde sinirle, gülmemek için kendimi zor tutarken lafa basladım.
" Yiğit KORKMAZ biliyosun çocukluğumdan kalma bi alıskanlık hem saatte ne varmıs? Alt tarafı sabahın 6'sı. "dediğimde coktan yatağından kalkıp karsıma dikilmişti. Nalet olası pis boyu benden kat ve kat uzundu onunla konuşurken ister istemez kafamı yukarıya kaldırıyodum. Yanıma yaklasıp elini omzuma koydu.

" Arya eğer bidaha soyadımı da söylersen o dilini keserim. Sevmiyorum kızım söyleme öyle ve hadi şimdi ikile odamdan" deyip benim çıkmama bile müsade etmeden kapı dışarı etmişti. Çok farklıydık mesela ikizimle yüzlerimiz bir olabilirdi  ama huylarımız bir degildi. Mesela o daha cıvıl cıvıl, bazen umursamaz, bazen cok naif, deli dolu, arkadaş canlısı mutluluk abidesi biriydi. Ben ise tam tersi  cıvıl cıvıl degildim. Huzuru kitaplarda ve müzikte bulurdum. Asabi bi kızdım da galiba biraz. Abimle de cok farklıydık mesela huy olarak Gül'le abim birebir aynılardı. Ama sunuda akıldan cıkarmamak lazım Yiğit beyimiz küfürbaz ve egolunun tekiydi. Bunları dediğimi duysa kesinlikle beni keserdi heralde? Bunları düşünürken çoktan mutfağa inip çay demlemiştim. Yaklaşık bi 5 dk sonra çay tamamen olmuştu . Büyük bi bardağa çayı doldurup 5 tane de küp şekeri attıktan sonra mutfaktaki kapıdan bahçeye doğru ilerledim. Bahcenin en kenarında büyük sedir ağacının altındaki çardağa oturup cebimden sigara paketini çıkardım . İçinden bi dal alıp yaktım. Ard arda sigaradan çekip dumanın içimde gezinmesine müsade ettim. Bi yudum çayımdan alıp gözlerimi kapattım. Sigaranın yanında çayı seviyordum. Tam bi nefes daha çekmiştim ki kafama abimin vurmasıyla duman genzime kaçtı . Hızla ona dönüp sinirle bakmaya başladım . Ama beyfendi buna aldırmadan karşıma geçip oturdu.

"Geliceğimi biliyosun bana niye çay doldurmuyorsun sen? Ayrıca kaç kere dedim sigara içme diye sana?"  derken de benim sigara paketime uzanıp bi dal yakmıştı. Tabi ben tavrına gülerken dediklerine hiç aldırış etmiyordum.

"Hadi! hadi! Ben içmiyo olsam sen kimden sigara otlanıcaksın beyefendi?" dedim hala gülmeye devam ediyordum.

"Ben anladım senin garezin bana, sana diyorum ki beni çıldırtma. Bana adımla soyadımla veya beyfendi diye hitap etme diyorum anlamıyosun. Lan gül gibi abi lafını yok ediyosun resmen katlediyosun şu  evdeykende Dısardayken de abi de abi, bu ne ya?" diye kızmıştı . Aslında biraz haklıydı da sanki?

" Tamm bidaha demicem öyle aslan abim"diyip ikimizde kocaman sırıttık. Ama napim seviyorum bu çocuğu sinir etmeyi. Biraz abimle oturduktan sonra abim işe gitmek üzere arabasıba bindi ve uzaklastı. Benimde bu kadar dinlenmem yeterdi artık. Hemen mutfağa kosup biçırpıda kahvaltıyı hazırlamıstım. Daha sonra annemle ikizimi uyandırıp masaya gelmelerini söyledim. Annem 2 dk sonra mutfağa gelip yanağıma öpücük kondurdu.

"Günaydın kuzum yine mi uyuyamadın sen?" dedi telasla alışamamıstı hala ama alışmak zorundaydı." Evet" anlamında kafamı sallayıp mutfağın girişine baktım. Hızla yerimden kalktım.

"ooo sabahı şerifleriniz hayrolsun Gül Hanım. Siz zahmet etmeseydiniz biz yatağınıza getirirdik kahvaltınızı" derken bi elimi karnıma koyup eğildim. Annem kıkırdamaya başlarken bende gülmeye başladım . Sevgili ikizim yüzünü buruşturarak konusmaya başladı .
"Allah aşkına senin bizle derdin ne? Senin bu yaptığını kimse yapmaz sabahın yedisinde ne var da uyandırıyosun? Üstelik birde dalga geciyosun. Yapma ama ikizim böyle." dediklerine gülmeden edemiyordum. Ben güldükce iyice sinir oluyordu. Bunlara bir ara verip kahvaltımızı yaptık. Ortalığı ikizimle topladıktan sonra tekrar çardağa doğru adımladım. Sigara paketim hala ordaydı, içinden bir dal çıkarıp dudaklarımın arasına yerleştirdim ve yaktım. Evet bir kızın eline sigara asla yakısmıyordu ama alışmıstım bir kere hayatımın bir parçası haline gelmişti ve ben bundan vazgecmek istemiyordum zararlı dahi olsa. Sigarayı söndürüp annemin yanına gittim.

"Çiçeğim öncelikle söyliceklerimi dinlemeni ve lafımı kesmemeni istiyorum. Her ne kadar çalışmama karsıda olsan ben bi iş buldum ve bugün başlıyorum . Abime söyledim haberi var ve tanıdıklarının yanında olucam yani merak edilecek veya endişe edilecek bi durum olmayacak. "dedim masumca ama anlarsınız ki annemin yüzü düştü.

" Allaha sükür evimiz var arabamız var abinin bi işi var. Senin calısmana gerek yok Aryam. Ama beni dinlemiceksin biliyorum peki madem calış kızım"demediyle anneme sarıldım. Sen ne iyisin be kadın. İçeriden çantamı alıp hemen cıkmıstım. Yapıcağım iş aman aman bi iş degildi kafede garsonluk yapıcaktım Yücel abinin mekanda. Çantamdan arabamın anahtarını cıkarıp elime aldım. Belki abiminki kadar havalı bi araba degildi ama bana dünyaları verseler yine o güzelim tofaşımı seçerdim. Çoğu zaman annem ve ikizim dışında kimseyi bile bindirmezdim. O derece seviyordum arabamı. Şöyle bi uzaktan baktım etrafında bi tur attım gelde sevme işte basık, bordonun en güzel tonu, ses sistemini,letleri, flimleri, egzozu hele ki su arabayla yanlamaya bayılıyodum. Herseyiyle aşktı bu işte Yavaş hareketlerle arabama binip kafenin yolunu tuttum. Bakalım bizi ne bekliyordu. Yücel abi olsa da eski tayfa yoktu hepsi degişmişti elamanların. Tabi ben böyle düşünürken çoktan gelmiştim kafeye bizim eve oldukça yakındı zaten. Arabayı uygun bi yere bırakıp içeriye girdim. Yücel abiyi görmemle tebessüm edip yanına gittim ve elini öptüm. Aramızda hoş bi sohbet başlamıstı. Sürekli kendimi yabancı hissetmememi burasınında bi nevi benim dükyanım olduğunu ve fazla yorulmam gerektiğini hatırlatıp durmuştu. Müsade isteyip arka tarafa gecmiştim. Sonucta artık hazırlanıp işime baslamam lazımdı değilmi ama.? Masada duran önlüğü alıp belime bağladım ne de tatlı olmustum demeyi isterdim ama bu pekte mümkün degildi. Sağ tarfıma diğer calısanların yanına doğru baktığımda öylece kalmıştım. Bu olamazdı değil mi?

HERŞEY BİTTİ Mİ? Stories to obsess over. Discover now