1. BÖLÜM

103 50 10
                                        

Gözlerimi açtım ve tavana merhaba dedim. Aklıma ilk gelen yine o olmuştu. Özgür...
Saat 07:00 olmuştu. Okula geç kalmamak için hemen yataktan çıkmalıydım. Buzdolabını açtım ve pizzayı gördüm. Ne kadar da güzel görünüyordu. Hemen fırına attım ve odama doğru yöneldim. Duşumu aldıktan sonra ayağıma bir etek ve diz üstü bir tel çorap geçirdim. Salaş bir tişört seçtim ve onu da giydim. Tişörtü biraz bol bırakarak eteğin içine soktum geri kalan kısmı. Saçımı at kuyruğu yaptım ve aynaya bile bakmaya gerek duymadan mutfağa indim. Pizzayı yedikten sonra kendimi dışarı attım. Şu lise bir türlü bitmiyordu. Daha 11. sınıfa gidiyordum. "Taksi!"
Koleje geldiğimde saat daha erkendi. Geç kalmamıştım. Bahçeden bir bank seçip oturdum. "Mira!". Arkama döndüğümde Asena'nın bana doğru koştuğunu gördüm. Yanıma geldi ve nefes nefese bir şeyler zırvaladı.
- Sakin ol Asena.
-Tamam, iyiyim ben.
-Ne oldu? Söyle hadi.
-Özgür Hande 'den ayrılmış!
-Ne!?
-Evet, evet bana da Kubilay söyledi. Özgür' ü aradığımda sesi kötü geliyordu.
Hemen kalkıp Özgür 'ün evine koştuk. Okul falan umrumda değildi. Oğuz kapıyı açınca bir şey demeden içeri daldık. Oda kalabalıktı. Özgür,Kubi,Oğuz, Meriç ve Handan. Handan mı? Elimle o kızı gösterip "O sürtüğün ikizi burada ne halt ediyor?" deyince Handan:
-Özgür ikizimin eski sevgilisi fakat benim dostum.
-Bir şey farketmez ikizsiniz sonuçta. Peki o ahmak nerede?
- Seni ilgilendirmez.
Gözlerimi devirip dil çıkarmama engel olamadım. Özgür "Handan! Mira ile uğraşma ve defol git. Hande denen o ikizini hiç sevmemiştim. Yazık şimdi ağlıyordur. Git kardeşinin yanına." deyip yüzüne çarpık bir gülümseme yerleştirirken bana göz atınca tutmaya çalıştığım kahkahamı özgür bıraktım...
Gece eve geldiğimde hemen odama girdim. Üstümdekileri çıkarıp yatağın üzerine attım ve dolaptan şortumu çıkarıp giydim. Tişört giymeye gerek duymadım bile. Çok yorgundum kendimi yatağa attım. Telefonum titrediği zaman elimi komodinin üzerine attım. "Kahretsin!" Telefonum yere düşmüştü. Arayan kişi artık aramıyordu. Son aramalarda Meriç 'in adını gördüm. Vakit kaybetmeden onu aradım. "Alo, güzellik. Sonunda açtın." dedi. Gözlerimi devirip "Söyle, Meriç." dedim. "Peki, peki kızma. Diyorum ki Özgür'ün o kızdan ayrılmasını kutlayalım.". " Kabul. Ne düşünüyorsun Bay çokbilmiş?". "Diyorum ki küçük hanım senin evde kafayı mı çeksek?". "Ha? Benim. Evimde. Kafayı bulmak mı? Asla, seni aptal. Kapa telefonu! Okulda görüşürüz." deyip telefonu suratına kapadım. Hemen uyumalıydım çünkü yarın asmamam gereken bir okulum vardı.
Sabah uyandım ve her zamanki gibi duşumu aldım. Diz altı çiçekli zarif elbisemi giydim. El çantamın içine telefonu attım ve dışarı çıktım. Evin yakınındaki fırından simit aldım ve taksinin birini durdurdum.
Koleje geldiğimde beni Kubi karşıladı. "Özgür geldi mi Kubi?" diye sorduğumda bana bir bakış atıp "Tabi ki hayır." dedi. Hiç şaşırmamıştım.
Sınıfa girdiğimizde Meriç "Oo, fıstık. Hoş geldin." gözlerimi devidim ve yerime oturdum. Bu çocuğa gıcıklık yapmak hoşuma gidiyordu. Aslında Demirkan Koleji'ni seviyordum. Ailem Manisa'da yaşıyordu. Ben ise bir takım sebeplerden - erkek arkadaşımdan - dolayı İzmir'e yani bu okula gönderilmiştim. Ders çoktan başlamıştı ama Özgür daha gelmemişti. Ne yapıyordum ben? Dersin ortasında onu düşünmemeliydim. Ben dersi dinlemek için savaş verirken Asena kolumu dürtüp kapıya işaret etti. Özgür gelmişti. Coğrafya hocası onu görünce "Hoşgeldiniz Özgür Bey." dedi alaycı bir şekilde. Bunun üzerine o kafasını geri atıp ofladı. Hemen önümdeki sıraya geçti, oturdu. Ben sırtına dürtünce arkasına döndü ve sadece "Ne var?" dedi.
-Ne kadar da kabasın Özgür.
-Özür dilerim. Düzeltiyorum. Efendim canım arkadaşım?
-İyi misin? Moralin bozuk gibi.
-Sanane?
-Bende iyiyim, sağol.
-Banane.
Ah! Parçalamak istiyordum onu. Önüne dönerken güldüğünü görebiliyordum. Ahmak çocuk beni sinir etmeyi iyi biliyordu. Sonunda zil çalmıştı. Asena "Kantine inelim." dediğinde ben de "Sen git geliyorum." dedim. Ayağa kalktım ve Özgür'ün başına dikildim. Elimi açtım ve tükürür gibi yaptım. Kafasını kaldırıp bana baktı ve yine başını eğdi. Elimi kaldırdığım gibi ensesine yapıştırdım ve vakit kaybetmeden kaçtım. "Mira!". Boşuna bağırıyordu. Sonra bir el önce belime dokunup sonra beni sarmaladığında ayağımın yerden kesildiğini farkettim. Bana yetişmişti. Beni omzuna 'halı' taşır gibi atıp elbisemi indirdi. "Özgür, bırak beni lütfen!" dediğimde kahkahasını duydum. Ben öylece debelenirken sınıfa girdik. Bizi öyle görünce herkes alkışlayıp gülmeye başladı. O anda Hande'yi gördüm. Bize bakıyordu iğrenir gibi. Gram umrumda değildi. Özgür sınıfa dönüp "Kesin sesinizi!" dediğinde herkes susup bizi izlemeye devam etti. Ben bu çocuğa bayılıyorum ya! Beni sonunda omzundan indirdi ve ellerini koyup beni duvar ile kendisinin arasına aldı.
Bir adım daha attığında aramızdaki mesafe yok denecek kadar azdı. Nefesini hissediyor, parfüm kokusunu alabiliyordum. Eli ile nazikçe çenemi kaldırdığında göz göze geldik. Onun o kara gözleri bana bakarken nefesim kesilmişti. Özgür "Benimle uğraşma Mira. Hande'den ayrıldım. Zaten o p*ç kurusunu hiç sevmedim. Ama sen benim ağıma düşersen seni kimse kurtaramaz tatlı kız. Beni anladın mı?" deyince ben başımı evet anlamında salladım. Bana "Kapa gözlerini." dediğinde gözlerimi kapadım. Eğildiğini hisseder gibi oldum ve aynı anda gözlerimi acıyla açtım. "Özgür! Şerefsizlik yapma. Yanağımı nasıl ısırırsın?". Ben bunları söylerken o sınıftan çıkmıştı. Pes etmek zorundaydım çünkü nöbetçi öğrenci bana müdürün odasına çağırıldığımı söylemişti.
Müdürün odasına girdiğimde Özgür'ün koltukta oturduğunu farkedip içimden sert bir küfür savurdum. Kenan Bey bana oturmamı söylediğinde gösterilen yere oturdum.
İşte başlıyorduk. Müdür "İkinizin de ailesi Demirkan Koleji'ne çok büyük yatırımlar yaptı. Fakat bu afedersiniz koridorda yahut sınıfta saçma sapan terbiyesizlikler yapabileceğiniz ve bizimde bu duruma izin vereceğimiz anlamına gelmiyor." deyince Özgür kısa bir kahkaha attı. Müdürü sinirlendirmişti aptal. Bunun üzerine müdür ayağa kalkıp elini masaya dayadı ve" Burası bir özel okul, fuhuş merkezi değil! "diye bağırdı. Ben sinirden kıpkırmızı olmuşum. Özgür ise müdür gibi ayağa kalktı ve ellerini masaya dayayıp eğildi." Ağzını topla müdür! Benim servetim senin servetinin bilmem kaç katı. Haddini bil sınırını aşma. ". Özgür bunları söylediğinde müdür çok sinirlendi ama Özgür haklıydı. Müdür bozuntusu bir şey diyemeden Özgür beni kaldırıp elini belime doladı ve yürüdü bende onunla tabi. Kapıyı çarparak çıktık. Kapının önünde eğildi ve" Özür dilerim, böyle bir amacım yoktu. " deyip ısırdığı yanağımı öptü...
Eve döndüğümde saat daha erkendi çünkü son dersi asmıştım. Felsefeyi hiç sevmiyordum. Çok açtım fakat önce rahat bir şeyler giymem gerekirdi. Dolaptan en sevdiğim - Gumball ve Darwin karakterlerinin olduğu- şortu giydim. Bu şort kalçamı zor kapatıyordu. Üstüme son derece bol bir tişört giydim. O kadar boldu ki şorttan bir karış uzundu. Mutfağa inip yemeğimi yedim. Evi biraz temizledim. Saat epey ilerlemişti. Biraz televizyon izlemek için salona geçtim. Oturduğum vakit kapı çaldı. Kimdi bu saatte gelen?

'~°¬ SEÑORITAM ¬°~'Historias para obsesionarse. Descúbrelo ahora