Başladığınız tarihi ve saati buraya yazarsanız sevinirim.
İyi eğlenceler:)
Çoğunluk herşeyi kabullenendi,
Kim kimi yendi,çok mu önemli?
Bana baksana benden sana ne!
Kendimi anlatamadım hiç kendime...
Kulaklığımdan yayılan huzur ile eve doğru yürüyordum. Saat 7 civarıydı ve hava daha yeni yeni kararıyordu. Buna rağmen sokakta hiç insan yoktu. Bu durum hiç hoşuma gitmemişti. Ben çoğu zaman kalabalık ortamlarda bulunmayı severdim. Dediğim gibi. Çoğu zaman...
Zihnimdeki düşünceler ile binaya girdim. 3 katlı bir apartmanın en üst katında yalnız yaşıyordum. Ailem 3 ay önce kardeşimin okulu yüzünden Ankara'da baska bir semte taşındı, babaannemin yanına. Kimi kandırıyorum o ihtiyar sırf kendine baktırmak için babamı yanına taşınması için ikna etmişti. Normalde bundan şikayetçi olmazdım ama yıllardır bizi arayıp sormamıştı. Şimdi elden ayaktan düşüp aklına gelmemiz ise tam bir ironiydi. Ben ise doğduğum evi bırakmak istemediğim için burada kalmıştım. Okulum, arkadaşlarım, çocukluğum... Hepsi buradayken bırakıp gitmek istemiyordum. Zaten istediğim zaman onları ziyarete gidebiliyordum.
Kapının önüne geldiğimde çantamdan anahtarı çıkardım. İçeri girip kapıyı arkamdan kapattım ve ayakkabılarımı çıkardım. Evimi seviyordum. Huzurluydu. 3+1 evde önceden dört kişi yaşıyorken şimdi yalnızdım. Hani ben kalabalığı seviyordum. Doğru! Çoğu zaman...
Durumumuz iyiydi. Babam mimardı. Bu yüzden sıkıntı çekmiyordu ailem. Fakat ben babamın parasına muhtaç olmak istemiyordum ki zaten dedemin bana bıraktığı miras ömür boyu yeterdi. Babaannemin aksine dedemi severim. Yani severdim... 3 yıl önce kalp krizinde hayatini kaybetti. Dedem ailedeki herkese paylaştırmıştı varlığını. Annem de dahil. Çok cömert adamdı...
Üzerimi değiştirip kendimi oturma odasındaki koltuğa attım. Bugün cumartesiydi ve ben spor salonundan gelmiştim. E haliyle yorulmuştum ve dinlenmeye hakkım vardı. Okul kapanalı 15 gün olmuştu ve ben 12. Sınıfa geçmiştim. 15 gün sonra da doğum günüm vardı. 18 yaşına girecektim. Okula bir yıl geç yazılmıştım. Bu benim için bir ödüldü. Vazgeçemeyeceğim insanlar tanımıştım.
Mutfağa doğru ilerledim. Aç değildim ama birşeyler atıştırabilirdim ve meyve salatası mükemmel bir seçimdi. Şeftali, erik, çilek ve muzları küp küp doğradım. Tam bir meyve delisiydim. Doğradığım meyveleri orta boy cam bir kaseye koydum ve üzerine biraz çikolata sosu döktüm. Yüzümde gülümseme ile tekrar oturma odasına yöneldim ve televizyonu açtım. Saat 7.30'tu ve tüm kanallarda haberler vardı. Omuz silkerek çizgi film kanallarına yöneldim ancak haber spikerinin sesi ile kumandayı koltuğa bıraktım.
Şırnak'ta polis karakoluna yapılan bombalı saldırı sonucu 3 polis şehit düştü!
Gözlerim doldu. Hemen kumandayı elime alarak kanalı değiştirdim. Artık şehit haberleri duymaya dayanamıyordum. Bir çizgi film kanalında durdum ve meyve salatamı yemeye başladım.
Yarım saat sonra meyve salatam da çizgi filmde bitmişti. Mutfağa gittim ve bulaşıkları makineye dizdim. Biraz kitap okumak istiyordum. Odama gideceğim sırada kapı çaldı. Gidip kapıyı açtım. Karşımda Selin, Emir ve Emre duruyordu. Ailemin yanına taşınmamamın sebepleri... Destursuz bir şekilde içeri girmeleriyle gözlerimi devirdim. Dağ ayıları!!!
BINABASA MO ANG
NABIZ
ChickLitKalp atışlarım hızlanırken bildirimin üzerine tıkladım. Fotoğraf atmıştı. Üzerinde siyah tişört, kucağında gitarla bir duvara yaslanmış nefes kesici bir şekilde gülümsemişti. Ve Allahım... O çok yakışıklıydı. Fotoğrafı beğendim ve incelemeye başladı...
