Erken kararan havaya söverek,evine giden uzun ve taşlı yolda adımlarını biraz daha hızlandırdı genç kız.Daha ucuz olsun diye şehrin uzaklarında bir ev seçmişti,bu fikri önceden akıllı buluyordu ama şimdi daha az para vermeyi seçtiği için bu ıssız yerde ölüp gidecekti.Ayaklarının taşlara sürtmesiyle çıkan ses,onu dahada tedirgin ediyordu.İçine kötü bir his oturmuştu,bu pek olmazdı fakat kızın altıncı hisleri onu çoğu zaman şaşırtmamıştı.
Nedensiz bir şekilde arkasına bakamıyordu,sanki dönünce karşısına bir iblis çıkıp 'bugün hiçbir şey yemedim,biraz ısırıp çeksem olur mu?' diyecekmiş gibi delice koşmaya başladı.Küçüklüğünden beri karanlıkta bu kadar fazla durmamıştı,sessizce 'az kaldı,sadece birazcık daha' diye inledi genç kız.Yaşadığı korkudan,önüne bakmayı unutmuştu ve ayağında hissettiği sert bir kaya ile kendisini yüz üstü yerde bulması fazla sürmedi.
Bacağına saplanan keskin acıyı ovuşturarak geçirmeye çalışırken,gökyüzünden gelen büyük bir ışıkla gözlerini kıstı.Sanki yıldızlar patlamış,ay ve gökyüzüyle parlak bir ışık oluşturmuş gibiydi.Gözleri daha fazla dayanamayıp,acıyla kapandı.
Bir dakika...
İki dakika...
Üç dakika..
Derken,genç kız gözlerini zorda olsa tekrar açabilmişti.Gözüne çarpan keskin ışınlar,çoktan ortadan kaybolmuştu.Ne yani,rüya mı görmüştü?Yoksa fazla adrenalin hormonu salgılayıp,akli dengesini mi yitirmişti?Elleri yardımıyla ayağı kalkmaya çalıştı,ilk denemesinde başaramasa da biraz daha zorlayarak sonunda kalçasını soğuk zeminden kurtarmıştı.
Daha önce gözlerini alan o ışığın olduğu yere,tekrar siyahlarla kaplı olan gökyüzüne kafasını kaldırıp baktığında bembeyaz aydan başka hiçbir şey olmadığını fark etti.Gerçekten yoktu!
".....Hades!"
Sert ama güven verici bir sesle irkildi,taşlı yolun yanındaki boş arazide adeta parlayan bir adam görmüştü.Hayır,bu daha önce gördüğü ışık patlamasına benzemiyordu.Sapsarı altın saçları karanlıkta 'ben buradayım' diye bağırıyor,uzun bacakları beş metre öteden fark edilecek gibiydi.Uzun kollarıyla kafasını kavrayan elleri,hafiften inerek o mavi gözleri kıza döndü.
Üç dakika.Sadece üç dakikada gerçekleşmişti her şey.Tehlike,aşk,ölüm üç dakikada düşmüştü başına.
Yağmur&Nesrin
Umarım beğenilir,keyifli okumalar :)
YOU ARE READING
Rhythm Of God
RomanceOlimpos'un en büyük tanrılarından birinin,böyle bir oyuna geleceğini kim tahmin edebilirdi ki? Özellikle sıradan bir insana böylesine tutulması.. O safir mavi gözleri gördüğünde,tereddüt etmeden bütün hayatını önüne serebileceğini düşündü....
