~
sen
hiç sevilmedin hayatım,
göklere yükseltilmedin iki koca el üstünde,
dudaklarında kahkahalarınla
elinde elma şekerinle
gözündeki yaşlarınla
ve sen
hiç sevilmedin sabah uyandığında
veyahut gözlerin kapandığında.
ve hiç sevilmeyeceksin hayatım,
üzgünüm ama üzemez bu seni
hiç sevilmemiş biri
nereden bilebilir sevilmenin tadını?
ve bu neden, nasıl üzebilsin onu
ama sen yine de
üzülmek ve türevi olan tüm kelimelerdeki
her kelimenin
her harfiyle birlikte
el ele tutuşup yürürdün,
ta minik bir can iken
koşardın,
yine senin gibi minik canlı
uçarken düşüp ölen kelebeklerin peşinden.
toplar toplar severdin kanatlarını,
sevgi nedir bilmeden,
borca girer
yine de sevgi dağıtırdın.
ağ tutmuş köşelerde mesken tutar,
herkesin iğrendiğiyle arkadaş olurdun.
örümceğine yaklaştıkça büzülmesine bozulur
'o da diğerleri gibi sanırım,
yakınlıktan hoşlanmıyor' diye düşünür
yavaş yavaş geri çekilirdin.
ama hayatım
sonunda fark ettin değil mi?
bu dünya adını verdikleri çukurun gerçek yüzünü.
içine doldurulmuş insan müsveddelerini,
korkunç davranışlarındaki iğrençliği,
kocaman gri gökyüzünden akan yağmurların bile
bu pisliği temizleyemediğini?
kalplerinin nasıl da sevgi değil nefret ile dolduğunu?
fark ettin değil mi hayatım?
fark etmemeni dilerdim.
seni yeniden ben doğurmak isterdim.
annen olup saçlarını okşayıp taramak,
sonra baban oluverip elinden tutmak,
parkta kumlarda oynamak isterdim
abin olup seni kötü çocuklardan korumak isterdim,
ablan olup ikinci annen olmak isterdim,
sırdaşın olup kendimi sana adamak isterdim.
ağaçlara tırmanıp, heyecanla elini tuttuğun sevgilin olmak isterdim.
ben seni sevmek isterdim.
kimsenin sevmediği kadar.
ama tam da bu mısrada son vermem gerek sanırım.
çünkü ne benim sevgim seni kurtarmaya yetecek,
ne de sen sevilmeyi öğreneceksin.
olan benim sevgime olacak hayatım.
Turgut Uyar'ın da dediği gibi
sevgim acıyor ve hep de öyle kalacak.
~
sevgisi sonsuza dek kalbimin üzerinde nefes alıp verecek olan sefa'ya.
