"ne güzel çarşaflar sererdin aşka
üstünde serin kanatların yelken açardı
bir gün kim bağırdıysa uyandık birbirimizden
- deniz bitti, boğuluyorum, camı açsana!
denizin üstünde uyku yasaklandığından beri
karadayım, boğulsam da kırpmıyorum gözlerimi
her zaman benim gözlerim değil uykusuz
görüyorum beni okşayan gözlerindeki geceyi
yakılacak öyle çok sıra var ki bu ormanda
yine sen tutuşur, yine bir avuç suyun
uslandırsın deli çiçekleri ezen kötü sözleri
derim ki: -aşk varmış o perinin çırptığı her kanatta!"
İdiller Gazeli 1. Bölüm
Haziran, 2018
"Aramızda sessizce dolaşan o minik sineğin tatlılığımıza geldiğini sandık... Ama görüyorum ki, o minik sinek, peşine onlarca rahatsız edici düşünceyi katıp, bizi birbirimize soğutan rüzgarlara kanat çırpmış. Gölgeleri görmüyoruz sandık. Ama gölgeler asıl olanmış. Eylül... Bir kendine bir bana bak, bunun bir sonu yok. Biz birbirimize göre değiliz ve hiç olmayacağız."
Eylül bir şey demeden sessizce Ekin'i dinliyordu. Gözlerini kaçırmadan, nefesini yavaşlatmış bütün dikkatiyle Ekin'in ona anlattıklarına odaklanmıştı. Bir süre sessizce birbirlerine baktıktan sonra, Eylül yorgun bir sesle "Bu kimin umrunda ki?" diye sordu.
Güneş yavaşça gökyüzünü terk ediyor ve geriye son ışıklarını bırakıyordu. Bir yaz akşamı, derslerin son gününde, okulun çatı katında, okulda sadece ikisi kalmışcasına birbirlerindelerdi.
Ekin, Eylül'ün sorusuna keskin bir sesle cevap verdi; "Benim, benim umrumda çünkü beni hayatına sokabilmek için etrafındaki herkesi karşına alıyorsun. Bunun seni ne kadar yorduğunu, üzdüğünü görmediğimi mi sanıyorsun?"
"Sen de çözümün beni yalnız bırakmak olacağına mı karar verdin?"
Ekin gözlerini devirerek "Eylül..." diyip ellerini yüzüne götürdü ve arkasını döndü, "Konuyu buralara çekme."
Eylül, Ekin'in bu tavrı karşısında, içinde bulunduğu durumun üstünde bıraktığı hayal kırıklığını ve öfkesini daha fazla tutamayarak sesini yükseltti "Sen iyi misin?" Ekin'i kolundan tutup kendine döndürdü tekrar.
"Bu tek başına verebileceğin bir karar değil ki! Bırak etrafımdaki kişilerle olan problemlerimi ben halledeyim, bu şekilde daha mutlu olacağımı mı sanıyorsun? O insanlarla uğraşıyorum çünkü bizi buna değer görüyorum, senin gibi kolayı seçip kaçmıyorum!"
"Ben kaçmıyorum, senin aksine yüzleşiyorum! Bu hayal dünyasından çıkıp gerçekleri görmen gerek! Birbirimize göre değiliz, bitmeli! Şu gözlerini aç da bi kendine bi bana bak artık!"
Eylül'ün gözlerine dolan yaşlar yavaşça kendini bırakmaya başlamıştı. Titrek bir sesle "Korkaksın sen! 'Bana ağır geldin, sevgin beni korkuttu' demek yerine bu klişeye sığınıyorsun! Ben senin değişmeni istemiyorum ki! Bu halinle, benden, hayatımdakilerden farklı olmanı bilerek ve bunu severek istiyorum! Diğerlerinin ne dediği, ne düşündüğü umrumda değil!"
Ekin ellerini gömleğinin yakasına götürdü ve öfkeyle çekerek, "Ya anlamıyor musun ben, benim için savaşmanı, yıpranmanı, ailenden uzaklaşmanı istemiyorum! Bu bir savaş alanı değil! Hayatında bir bomba gibi, ya senin elinde, ya sevdiğin birinin elinde patlayacak. Bunun mutlu bir sonu yok, zorlama artık, bırak herkes yoluna gitsin!"
