1.Bölüm♡"Kusura bakma Ay Parçası"♡

121 7 3
                                        

(Ay parçası'ndan...)
Yatağımda uzanmış bu günü düşünmeye başladım. Bu gün Ali'nin yaptığı şey beni hem çok şaşırtmıştı hemde çok utandırmıştı. Onu daha yeni tanımaya başladım. Ama o benden uzun zamandır hoşlandığını söyledi. Ne yapacağımı bilemiyorum. Onu üzmek istemiyorum o gerçekten çok iyi biri ama ben ona karşı zerre kadar birşey hissetmiyorum ki. Hissettiğim tek şey yeni tanımaya başladığım samimi bir arkadaşlıktan başka bir şey değil.
Yanaklarımı havayla şişirip havayı geri bıraktığımda telefonum çalmaya başladı. Ev arkadaşım ve canım ciğerim arıyordu. Telefonu açıp istemsizce kulağıma koydum.
" Efendim Çiğdem?" Sesim o kadar bitkindiki sanki üç gün uyumamıştım ama benim tersime Ciğerimin sesi çok neşeliydi.
" Canım bak şimdi biz şu hep gittiğini cafedeyiz. İtiraz yok, hemen geliyorsun tamam mı?" Dedi Ciğerim. Ben yatağıma yatıp yorganı kafama kadar çekip uyumayı düşünürken Çiğdem bana cafeye gel diyordu.Çiğdem'e itiraz edemeyeceğimi biliyordum ama yinede şansısımı denemek istedim. Belki insafa gelirde "tamam evde dinlen" derdi?
"ama Çiğdem ben-"
" Aaa hayır, itiraz yok demiştim! Hem olanları duydum. Aşk olsun, bana anlatmıyacak mısın? Üzdün be canım." Tabiki,tahmin ettiğim gibi Çiğdem insafa gelmemiş hepten duygu sömürüsü yaparak beni sevgili yorganımdan ve yastığımdan ayırmaya çalışmıştı.
"Yok yok akşam anlatıcaktım. Senden saklarmıyım ben hiç?"
"O zaman geliyorsun? Dimi?
"Gelmiyorum desem bırakır mısın?"
"Hayırrrr."
" Tamam hadi kapat geliyorum ben." Telefonu kapatırken Çiğdem "öptümmm" diye çemkirdi(!)
Uzandığım yataktan kalkıp telefonumu yatağın üstüne attım.Evet, sevgili dolabım ile karşı karşıyaydık.Hemen altıma dizimin biraz üstünde kalan lacivert eteğimi ve üstüme koyu pembe uzun kollu kapişonlumu giydim.Makyajıma yada saçıma hiç dokunmadım bile. Zaten yüzümde makyaj diye adlandırdığım tek şey dudaklarımdaki açık pembe rujdan başka bir şey değildi. Saçlarım ise özgürlüklerindeydiler. Saçımı bağlamayı pek sevmezdim aslında, bağladığımda ise saç diplerin acıyordu.Aynaya şöyle bir baktımda bunlara rahmen güzelim galiba...neyse. Beyaz sporlarımıda ayacıklarıma geçirdikten sonra çantamı da alıp evden çıktım.
Yirmi dakikalık yürüyüşün Sonunda cafeye gelebilmiştim. Burası kızlarla çok sık geldiğimiz, iki katlı çok şirin bir kafeydi.Telefonu elime alıp saate baktım. Şimdiden altı buçuk olmuştu. Aslında Çiğdem ve diğerlerine içimden teşekkkür ediyordum. Çünkü evde tek kalsam kafayı yerdim.
İçeri girdiğimde kızlar alt katta yoktu. Bende üst kata doğru yöneldim. Merdivenlerden çıkarken hem sade bir slow müzik hemde bir adamın birine bağırdığını duyuyordum.
Üst kata ulaştığımda elinde bir tepsi olan çocuk geri geri doğru yürüyordu. Yani merdivenlere doğru. Bana arkası dönük olduğu için kaç yaşında yada kim olduğunu anlayamasam da geç gibiydi. Birden
"Dikkatli ol!" diye bağırdım ama çocuk merdiven boşluğuna basarak dengesini kaybetti. Ve benimle beraber merdivenlerden yuvarlandı.En azından hatırladığım bunlardı...
Bir an kendimde değildim. Ve dizim çok olmasada sızlıyordu. Elimden destek alarak oturur konuma geldim ve dizimi ovalamaya başladım.
Beraber yuvarlandığım çocuk yanımda yüz üstü yatıyordu. Ona baktığımda nedenini bilmediğim bir şekilde ondan gözlerimi alamadım.Sanki yüzü biryerden tanıdık geliyordu.Cafede ki bir kaç kişi yanımıza gelip bize birşey oldumu diye etrafımıza toplandı. Hala yerdeydim ve kızların adımı seslendiklerini duyuyordum. E Korkmuşlardı tabi.Yanımdaki çocuk hala yerde yatıyordu. Biraz çekinsemde parmağımla onu omuzundan dürttüm.
"Hey, iyi misin?"dedim ama bana cevap vermemişti. Fark ettiğim şey ise kafasında saçlarının yarısını kapatan siyah bir bere vardı. O arada Çiğdem ve diğerleri koşar adım merdivenlerden inip yanımda geldiler. Benim ise bakışlarım hala çocuktaydı. Aslında ona çocuk diyemem benim yaşlarımda gibiydi.
"KÜBRA sen iyimisin???" Diyerek dizlerinin üstünde yanıma çömeldi Çiğdem. Ona bakmadan "Hı hı iyiyim" dedim başımı sallayarak.
Yanımdaki genç erkek kıpırdamaya başladı. Kaşının kenarı az da olsa kanıyodu.Gözlerini sinirle açıp kalktı yerden,o arada göz göze geldik ama beni takmadı bile.Fark ettiğim şey ise gözleri çok güzeldi, Yeşil ile kahverenginin uyumu. Bir kaç adım yürüdü.Ben ise aptal gibi hala onu izliyodum yerde. Evet yaa,Tam bir aptalım dediğim gibi. Burda iki katlı bir merdivenden düşmüşüm, dizim avar gibi sızlıyor, ben ise burda oturmuş tanımadığım bir çocuğun gözlerini süzüyorum.Tövbe yarappi...Sonra genç çocuk adımlarını birden durdurdu bişey unutmuş gibi.Yanıma geri gelip düşürdüğü -siyah kılıflı- telefonu almak için yere eğildi ve telefonunu yerden aldı.Arkasını dönüp gideceğini düşünümüştün ki , telefonunu cebine koydu ve beni dizlerimden ve sırtımdan kavrayıp kucağına aldı.Çigdem ve diğerleri Şok,ben ise...-Bim....komikti be gülün...ya da yok ya iğrençti boşverin-...Ayy neyse... Ben ise işte ağzımı bile açamadım. Kulağıma yavaşça yaklaşıp,
" Kusura bakma Ay Parçası" dedi. Donup kalmıştım kucağında,daha doğrusu tüylerim diken diken olmuştu.Sonra beni en yakın sandalyelerden birine taşıdı ve beni nazikçe sandalyeye bıraktı. Ellerini sırtımdan çektiğinde anca kendime gelebilmiştim.
Arkasını dönüp başını sol tarafa çevirdi. Bana göz kırpıp cafeden uzaklaştı.Cafe nin penceresinden hala onu izliyodum.sokağın sonuna kadar yürüdü ve Markasını bilmediğim ama jip olduğu belli olan lacivert arabasına binip uzaklaştı.
Bu çocukta bişey vardı. Benim de hala çözemediğim bir düğüm gibi. Şu anda iki katlı merdivenden düştüğümü umutsamıyordu. Tek umursadığım şey o çocuğun kim olduğuydu.Ama BIR...DAKİKA...O daha demin bana "Ay Parçası" mı dedi? Ama o...

🌙Ay Parçası🌙Stories to obsess over. Discover now