Bölüm 1

10 1 0
                                        

"Hadi Ariane uyku vakti."diye seslendim. Ariane hemen koşarak geldi ve yatağa zıpladı,"lütfen hikaye anlatır mısın? Tali" diye söylenmeye başladı." Tamam Ariane, bugün sana çok özel bir hikaye anlatacağım." Ariane hemen "nasıl bir hikaye?" diye sorunca. "iki çok yakın arkadaşın birlikte savaşını anlatan bir hikaye." diyerek elimde bir küre oluşturdum kürenin içine Helene ve kendi küçüklüğümü yansıttım. " Sadece gerçekten hayal edersen görebilirsin" dediğimde, Ariane hemen gözlerini kapattı. "Hikayemiz Elysion adlı bir ülkenin güney krallığında başlıyor." dediğimde Ariane hemen" burada mı olmuş?" diye atladı. Bende "Evet" dedim ve küreye üfleyerek Ariane yolladım bu sayede olan olayları bir film gibi hayal düynasında görebilecekti. Bende kendi hayal dünyama odaklandım ve her şeyi Ariane'e aktarmaya başladım." Eski Elysion'un güney ve kuzey krallığı şimdi ki gibi barış içinde yaşamıyordu, eski güney kralı eski kuzey kralının aşırı büyü kullanmasından çok fazla rahatsızlık duymaya başladı ve çok güçlü bir büyücü olan Morpheus'un yanına giderek büyü gücünü almasını istedi. Bunu duyan morpheus hemen kabul etti ve bu durumu kendi aleyhine kullanmaya karar verdi, kaleye giriş izni aldıktan kuzey kralı uyurken yatak odasına girdi ve çıkardığı büyülü hançerini kralın göğsüne sapladı, bu büyülü hançer sayesinde kralın bütün gücünü kendi üzerine aldı. Hemen güney krallığına dönerek kralla konuşup büyü gücünü aldığını söyledi ve kayıplara karışdı, babasının öldüğünü duyan kuzey kralının oğlu Kreon güney krallığına savaş açtı. Morpheus'un kuzey kralını öldürğünü duyan güney kralı üzüntüden savaş için hazırlanamadı ve kreon babasının canına karşılık güney kralının canını aldı, güney kralının oğlu Terenos o zaman babasının isteği üzerine seferde olduğu için krallığını kurtaramadı . Seferden döndüğünde kral olarak tahta oturdu fakat Kreon , neredeyse bütün ordularını aldığı için karşı saldırı düzenleyemedi ama bir gün babasının intikamını alacağına yemin etti . Yıllar sonra Terenos, Luna adlı bir kadınla evlendi , Helene ve damien adında iki çocukları oldu . Terenos mutlu bir şekilde güney krallığında yaşamının sürdürürken Kreon aç gözlülük uğruna babasının katili olan morpheus ile anlaşma yapmış, güney krallığını yok etmesi karşılığında en güçlü büyücülerin güçlerini almasına izin vereceğini söylemiş. Morpheus, bunu hemen kabul etmiş, güçlerini kullanarak kendisini bir ejderhaya dönüştürmüş ve güney krallığına saldırmış. neredeyse bütün krallığı yok etmiş, kralla kraliçe çocukları uğruna hayatlarını vermişler son-" Ariane'nın zihnin kapandığını hissettim, göz kapaklarımı hafifçe araladığımda mışıl mışıl uyuduğunu gördüm, aynı annesine benziyordu, gözlerimin dolduğunu hissettiğimde kendimi tuttum. Helene'ye güçlü olacağım konusunda söz vermiştim ve şimdi neredeyse sözümü tutamayacaktım, yataktan kalktım. Ariane'nin yumuşak battaniyesini üstüne örttüm ve başucunda ki muma üfleyerek söndürdüm, merdivenlerden aşağı adımladım ve bahçeye çıktım. Biraz hava almam gerekiyordu ayaklarımı serbest bıraktım çünkü beni nereye götüreceklerini iyi biliyorlardı. Helene'nin mezarının başına geldiğimde mezar taşına oturdum. "Beni neden yalnız bıraktın , Ariane'nin sana ihtiyacı var böyle gitemeliydin,Burada bir kraliçeye ihtiyacımız var. Benim sana ihtiyacım var." derken sesim gittikçe kısıldı gözlerimi sıkmayı bıraktım , gözyaşlarım yanağımı aşarak çenemden ellerime damladı, hemen gözlerimi sildim. " Söz verdim sana ama tutamıyorum görüyorsun. Neden gelip kızmıyorsun , bana bağırışını bile özledim. Şimdi yanımda olup beni desteklemen, olumsuz düşüncelerimi yıkman gerekiyordu ama burada yoksun." Yorgunluktan gözlerim kapandı ve kendimi karanlığa bıraktım.

Gözlerimi ışığın parlaklığıyla açtım, ne çabuk sabah olmuştu. Ariane'e piknik için söz vermiştim, hemen ayağa fırladım soğukta kalan belimin ağrısı kendini belli ediyordu. Hızlı hareketlerle kaleye doğru ilerledim, beni gören muhafızlar kapıları açtı ,hızlı adımlarla ilerledim ardımda kalan kapının sesleri eşliğinde kaleye giriş yaptım. Mutfağa doğru ilerledim. Yardımcılarımızdan birine piknik için birşeyler hazırlamasını söyledikten sonra Ariane'nin kaldırmak için odasına doğru yürümeye başladım boş salonda çıkan ayak seslerim ile birlikte Ariane'nin odasına vardım. Kapı gıcırtı eşliğinde açıldı, yatağında melek gibi uyuyan prensesime baktım, yavaş adımlarla ona yaklaştım suratım ciddi bir ifade aldi "Ona kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim"diye mırıldandım. Yatağının ucuna oturup elimi yanağına koyup yavaşça ovalamaya başladım bir yandan da "Ariane, hadi uyan pikniğe gideceğiz."dediğimde homurdanarak bana sırtını döndü,kulağına doğru uzandım ve "hikayenin devamını da anlatacağım."diye fısıldadığımda anında bana döndü."Gerçekten mi?" Diye sorduğunda kafa salladım ve ayağa kalktım kıyafet dolabına ilerlediğimde üstümdekine benzer deri bir tayt ve üstüne dizlerine doğru kat kat inen bir bluz seçtim Ariane'e dönerek "Çabuk üstünü giy aşağıda seni bekliyorum."dedim ve odadan çıktım merdivenlerden mutfağa doğru ilerlerken dışarıdan gelen gürültülerle yönümü kapıya çevirdim, önüme çıkan yardımcılardan birine Ariane'ni odasından çıkarmaması gerektiğini söyleyerek kapıda ki muhafızlara doğru ilerledim. "Ne oluyor burada?" diye sorduğumda muhafızlardan biri "Karşı krallıktan birileri geldi efendim, yetkili kişilerle görüşmek istiyorlar. Tıpkı sizin dediğiniz gibi kaleye hiç kimsenin alınmayacağını söy⁸." Dediğinde zaten tepemde olan sinirlerjm patlama noktasına geldi benim iyiliğim için konuştuklarını biliyorum ama gerçekten sinirliyim elimi öne uzattığım da gözlerimin renginin değiştiğini hissettim elimden çıkan güç dalgası ile kapı ardına kadar açıldı. Kü kişi olan Iris'in yanına doğru ilerledim, karşımda altı kişi vardı, üstlerinde 4 tanesi giydiklerinden anladığım kadarıyla muhafiz biri danışman ve geri kalanda prens olmalıydı .Iris hemen " Efendim özür dilerim sizi rahatsız etmek istememiştim kimseyle görüşmek istemediğinizi biliyorum ama çok fazla zorladılar ne yapacağımı bilemedim." Derken çok mahcup görünüyordu ona dönerek " Senin özür dilemene gerek yok Iris burada olmaması gereken kişiler var."derken ukala prense döndüm. Oda üstüne alınmış olmalı atından tek bir hamle ile inip yanımıza doğru ilerledi onun bu hareketine karşı muhafizlarıda hızlı hareketlerle arkasında ki yeri aldı. Gülemseyerek arkasına doğru baktım " Bu kadarcık askerle benim ile konuşmaya geldiğine göre cesur biri olmalısın." Dediğimde suratındaki alaylı ifade alnında silindi. "Krallıkta ki en iyi askerler bende." derken yeniden sırıtmaya başladı. Ellerimi yukarı kaldırdım askerlere doğrultup zıt yönlere çektiğimde bütün askerler yerdeydi, bu yaptığımı beklemeyecek olsa yüzünde ki şaşkınlığı görebiliyordum bu benim keyfimi dahada yerine getirdi. Danışmanı arkadan "Prense yaptığınız saldırıdan krallığınıza savaş açabiliriz " dediğinde yüzümde ki gülümseme silindi ciddi ifademle "Savaş açmayı oyun sanıyorsun heralde beni bu şekilde tehtit etmeye kalkma eğer ben size savaş açarsam bırak savunma yapmayı nerden geldiğimi bile göremessiniz."dedim git gide artan sesimle Prens'e dönerek " Eğer krallığın yanına geldiğinizi bir daha görür ya da hissedersem bu sefer korkutmakla kalmam canını yakarım." Dedim ve yanimda duran Iris'in kolundan tutup kapıya ilerledim. Ariane'i çok bekletmiştim koşar adım içeriye girdim, Ariane'i salonda yemek yerken buldum. Gülümseyerek yanına doğru ilerlediğimde beni görür görmez yanıma koştu, tam önümde durduğunda boyumuzu eşitlemek için dizlerimin üzerine çöktüm. Suratıma üzgün üzgün bakarken kaşlarım çatıldı ne oldu diye sorduğumda " Ben çok acıktım seni bekleyemedim özür dilerim."dedi hemen ona sarıldım."Asıl ben seni beklettiğim için özür dilerim prenses." Dedim ve çekilirken yanaklarına kocaman öpücükler bıraktım. Iris'in yanına ilerledim " Bunlar hangi krallıķtan ne için geldiler biliyor musun? Bilmiyorsan araştırıp bana bilgi verir misin?" Diye sordum Iris ise " Karşı krallığımız olan Stellion krallığından geliyorlar, o gördüğünüz prens Josua kral Luis'in oğlu neden geldiklerini bilmiyorum ama büyük bir krallık ve bizim için tehtit oluşturabilir bunu söylemeyi hiç istemesemde o krallığı ziyaret etmelisiniz eğer barış istiyorsalar ise kabul etmek bizim avantajımıza olacaktır." Bunu her ne kadar istemesem de haklıydı " Evet olay tazeyken yola çıkmalıyım bu gece yola çıkacağım lütfen Ariane'e önemli bir iş çıktığını ve en fazla iki güne döneceğimi söyle."dedikten sonra hızlı adımlarla odama çıktım bir kaç kıyafet ve mutfaktan aldığım bir kaç yiyecekle birlikte ahırlara ilerledim, kapkara olan atımı görünce gülümsedim tek hamlede üzerine çıktığım gibi hızla ilerlemeye başladım.












You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: May 16, 2023 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

MASALSI DURUMLAR; KRALLIĞIN DOĞUŞUStories to obsess over. Discover now