Gözlerimi perdemin kenarından sızan güneş ışıklarıyla birlikte araladım. Her şeye rağmen yaşamanın ne kadar zor ve saçma olduğunu tekrardan hatırlamam fazla uzun sürmedi.
Gerçekten her şeyi artık tek başıma yapmak canımı acıtıyordu. Sabahları uyandığında sarılıp kokusunu içine çekemeyince bir garip oluyor insan. Kahvaltıda iki tane değil de bir tane yumurta haşladığında anlıyorsun artık yalnız olduğunu. Bulaşıkları her gün değil de iki günde bir yıkaman gerektiğinde fark ediyorsun onun yokluğunu.
Tüm bu değişikliklere rağmen hala böyle dik durabilmeme tekrar tekrar şaşırıyorum. Normal şeyler yaşamadığımın farkındayım. Ben hayatımı birleştirdiğim insanı kaybettim. Onunla tamamlanmıştım ben, diğer yarımı bulmuştum. Eksik kaldım. Yarım kaldım.
"Şimdi duvarlara bakıyorum, tüm resimler donuk. Saat durmuş, değiştirmiyorum pillerini çünkü sen gittiğinden beri zamanın ne kadar acımasız olduğunu anladım. Çiçekler kurumuş sen gittikten sonra. Ama ben senin yokluğuna hala alışamadım sevgilim..."
Yanaklarımın ıslaklığını sildim. Başucumda duran resmini bir kez daha öpüp özenle tekrar yerine koydum. Yatağım(ız)dan kalkıp çıplak ayaklarımla parkeye bastım. Bir süre aynaya bakıp kendimle yüzleştim. Dağılmış saçlarım, nemli kirpiklerim, kızarmış ve şişmiş gözlerim, kırışmış üstüm ve aptal bakışlarım totalde berbat bir görünüm oluşturuyorlardı. Hiçbirisine aldırış etmeden merdivenlerden indim ve mutfağa doğru yöneldim.
*****************************************
Biraz bir şeyler atıştırıp tekrar odaya çıktım. Altıma dar bir kot pantolon üstüme de salaş bir sweatshirt geçirdim. Botlarımı giydim. Kapıyı kilitleyip anahtarı çantama attıktan sonra atölyeye doğru yürümeye başladım. Kulaklığımı taktım ve rastgele bir şarkı açtım kafam dağılsın diye.
Birdenbire bizim şarkımız çalmaya başladı.
<< Şarkıyı multiye bıraktım :) >>
Gözlerimin dolduğunu fark edince yüzümü ovuşturup derin bir nefes aldım ve gökyüzüne baktım. Birlikte hayal kurup ikimizin yıldızını seçtiğimiz gökyüzü bu defa aydınlıktı. Atölyeye geldiğimde biraz daha rahatlamıştım. Çantamı askılığa astıktan sonra tabureme oturup yeni bir tuval çıkardım. Resim çizmek bana gerçekten iyi hissettiriyordu. Kelimelere dökemediğim duygularımı renklerle anlatmak güzel geliyor çünkü. Fırçalarım ve boyalarımı kenara koyup bir şeyler karalamaya başladım.
*****************************************
Biraz ara vermek için fırçayı elimden bırakıp telefonuma uzandığımda ben fark etmeden saatin çok çabuk ilerlemiş olduğunu gördüm. Ellerimi ensemde birleştirip geriye doğru sırtımı eğdim.
"Ooğğf sanki taş taşıdım bu nasıl bir ağrıdır ya."
Tuvalin üstünü örtüyle kapatıp çantamı aldım. Kapıyı çekip her zaman birlikte gittiğimiz kafeye doğru yürümeye başladım.
*****************************************
Kapıdan içeriye girip boş bir masaya oturdum. Bu kafeyi sevmemin sebeplerinden biri de her masada bir kitap olması. Oturduktan biraz sonra garson masama geldi.
"Karar verebildiniz mi?"
"A evet ben bir zeytinli kaşarlı tost bir de çay alayım."
"Tabii ki ".
Biraz oyalanmak için masadaki kitabı açtım ve biraz göz gezdirdim. Çantamdan sigaramı çıkarıp bir tanesini ağzıma koydum. Çakmağımı bulmaya çalışırken birdenbire masama bir adam oturdu ve elindeki çakmağı uzatarak "Benimkini kullanabilirsiniz" diyerek hafifçe gülümsedi.
"Sağolun"
"Ne demek ya altı üstü bir ateş. Yalnızsınız galiba."
"Evet gördüğünüz üzere siz gelene kadar tek başıma oturuyordum."
"İstersen yalnızlığına ortak olabilirim güzellik.
Bu cümleyi duyduğumda sanki beynime kan sıçramıştı. Normalde agresif bir insan değilimdir fakat ben hala sevdiğimi kaybetmenin etkisinden çıkamamışken birdenbire bu iğrenç ve samimiyetsiz teklife maruz kalınca delirecek gibi oldum.
Elimi hafifçe masaya vurdum. Diğer elim de yumruk olmuş adeta 'tutma bırak beni gidip şu adamın burnuyla bir tanışayım' der gibi zorluyordu beni. Yavaşca kafamı adama yaklaştırdım ve fısıltıya benzer kısık bir tonla konuşmaya başladım.
"Seni burda rezil ederim. Sözlerimi yedirebilirsen eğer yumruklarımla da tanışmanı isterim. Defol git gözüm görmesin seni."
"Oo beni mi döveceksin güzelim. Biraz hanımefendiliğini korusan iyi olur. Dikkat et canın yanar sonra."
Yan bir gülüş attım. Gittikçe sinirime gitmeye başlıyordu. İçimden şimdi siktim belanı diyip ayağa kalktım. Ben kalkınca o da hemen ayaklandı.
"Bana bak yavşak piç. Öyle cılız gözüktüğüme bakma pis ederim seni"
Hırsla adamın münasip bir yerlerine diz attım. Yerde kıvranırken bana da küfürler savuruyordu. Bir tane de suratına yumruk yedikten sonra herkes başımıza üşüşmüştü bile. Arkadan birileri beni tutmaya çalışırken ağzımdan nefret dolu sözlerim çıktı ve birden herkes adama yöneldi.
"Bu gördüğünüz orospu çocuğu bana taciz etmeye kalkıştı. Bırakın ağzını kıracağım onun."
Ağzımdan çıkan sözlerin üzerine adamı dışarı çıkardılar. Ben de masama oturdum ve güzel icraatlerimin verdiği rahatlama hissiyle tostumu yemeye başladım.
Yemeğimi bitirdikten sonra eve gitmek üzere kalktım ve hesabı ödeyip dışarı çıktım. Eve doğru yürümeye başladım.
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Pijamalarımı giyip salona yöneldim. Tam koltuğa oturup film izleme hayallerimi gerçekleştirmeye hazırlanacakken zilin çaldığını duydum ve gidip kapıyı açtım.
Karşımda üniformalı polisleri görünce şaşırdım. Bİrden aklıma başlattığım kavga geldi.
"Buyrun?"
"Mila Kaplan?
"Evet benim."
"Hakkınızda şikayet var Mila Hanım bizimle karakola kadar gelmeniz gerekiyor.
('Hassiktir ya. Orospu çocuğu polise gitmiş!')
Herkese selam. Lara ben . Bu ilk bölümümüz olduğundan olabildiğince uzun tutmaya çalıştım. Umarım sıkılmamışsınızdır. Beğendiysen vote verip motivasyonumu yükseltebilirsiniz :)) Tüm okuyucularıma sesleniyorum. Hepinizi çok seviyorum. İyi okumalar ♡♡♡
KAMU SEDANG MEMBACA
Sevemem Yeniden
ChickLitOnu kaybetmek tarif edilemez bir acıydı benim için. Her zaman da öyle oldu. Bir annenin bebeğini kaybetmesi, bir sahibin ona tüm hayatı boyunca eşlik eden ve dostu olarak gördüğü hayvanını kaybetmesi, yıllar boyunca tüm anılarını paylaştığın en yak...
